Klavye Şövalyeleri

Ünlü bir fıkra vardır. Bir italyan yüzbaşı cephede askerlerini taarruz öncesi motive etmeye çalışıyor ve onlara hamaset yüklü cesaretlendirici bir nutuk atıyormuş. O konuştukça askerler çoşuyor, askerler çoştukça yüzbaşı daha da hararetli konuşma yapıyormuş. Derken nutkun sonunda büyük bir heyecanla, yüzbaşı kılıcını çekmiş, askerlerine hucüm diye emir vermiş ve siperden fırlayarak düşmanın üstüne atılmış. Biraz koşmuş, koşmuş ve dönüp de arkasına bakmış ki bir de ne görsün. Peşinden gelen bir tek askeri yok, yüzbaşı tek başına. Askerleri ise yüzbaşıyı alkışlayarak, siperden hep bir ağızdan bağırıyorlarmış: "Bravo capitano, bravo capitano"

Dünyada sosyal medyanın giderek yayılması ile internetin herkesin evine, iş yerine hatta cep telefonuna girmesi ile yukarıdaki fıkraya benzer olaylar her gün yaşanır hale geldi. İster siyasi olaylarda olsun, ister bir futbol karşılaşmasının ardından yapılan yorumlarda ülkemiz sosyal medyası, o fıkradaki yüzbaşıdan ve onun askerlerinden geçilmiyor. Hemen herkes her şeyi bildiği gibi, insanların öneri ve planlarının ayarı da yok. Gösteri yapılması için adam toplayanlar ama kendisi asla o gösteriye teşrif etmeyecek olanlar, filancayı boykot edelim deyip eylem çağrısında bulunanlar, yalan yanlış iddialarla insanları birbirine düşürenler, takipçi toplamak için fevri, kışkırtıcı hatta aleni yalan dolan paylaşımlarda bulunanlar, bunlardan geçilmiyor.

Tüm bu davranışlar, bu bedava kahramanların kendi egolarını tatmin etmek için başvurdukları yollar olsa, kendinden başka kimseyi etkilemeyen, kurusıkı işler olsa sorun yok. Ama bu klavye şövalyeleri tehlikeli de olabiliyorlar. Gezi olayları, 6-7 Ekim olayları, Suriyeli göçmenlere gösterilen tepkiler gibi toplumsal gerilimli olaylarda sanki olayların içinde orada bulunuyorlarmış gibi insanları kışkırtan, filanca kişi linç edildi, falanca yere ateş açıldı gibi yalan dolu iddialarla toplumsal gerilimleri çatışmaya, iç savaşa çevirebilecek potansiyel taşıyorlar.

Seçimlerin yaklaştığı bugünlerde bu klavye şövalyelerinin bir yeteneği daha ortaya çıktı. Bunların meğerse her biri tek başına bir anket şirketiymiş de haberimiz yokmuş. Partilerin alacakları oyları, çıkaracakları milletvekilleri sayılarını sanki gaipten haber verirlercesine kesin bir dille paylaşılıyorlar. Tabii ki söylemeye gerek yok kim hangi siyasi tarafta ise rakamlar da o tarafa doğru bükülmüş durumda. Beş anket okuyorsanız beşinin sonucunun da birbiri ile alakaları yok. Bol kepçeden sallama.

Tüm bunlar olurken yapıp ettiklerinin, iddialarının, görüşlerinin altına imzasını atacak yürek de herkeste yok. Takma adların, sahte hesapların, kullanılmayan email adreslerinin ardına saklanmış bu kişiler, bu sözde koruma duvarının verdiği güvenle daha da sapıtıyorlar; yalan, iftira ve saçmalarında adeta kendilerini aşıyorlar. Oysaki günümüz teknolojisinde hangi paylaşımın nereden, hangi bilgisayardan, kim tarafından yapıldığını öğrenmek çok kolay. Bundan haberi olmayan teknoloji cahillerinin klavye başında elinin ayarı yok; "ignorance is bliss" der Amerikalılar, cehalet rahatlıktır anlamında. Bu şövalyelerin durumu da böyle. Sanal koruma duvarlarının ardına sığınarak gerçek hayatta insanların yüzüne söyleyemeyeceklerini sanal ortamın verdiği sana özgüvenle söyleyebiliyorlar.

Bu, sahte kimlik kullanmak, sanal duvarların ardına sığınmak o kadar kurumsallaştı ki "troll" denen yeni bir kullanıcı türü bile oluştu. Takma ismin, kendisini göstermeyen bir resmin ve özetle tamamen sahte olan bir hesabın ardına sığınarak bir çeşit internet militanlığı yapmak. Bu troller'in sadece kendi hasta ruhunu tatmin etmek için ortalıkta dolananları olduğu gibi, belli bir siyasi çizginin, futbol kulübünün ya da ideolojinin çığırtkanlığını yapanları da var. Ve şaşırmamak lazım, bu trollerin bazılarının takipçi sayıları yüz binlere dayanmış durumda. Hayran grupları olanları bile var.

Geçtiğimiz günlerde ünlü radyo yapımcısı Cem Ceminay, "sosyal medyanın en önemli yararı; psikolojisi bozuk olanların kendilerini özgürce ifade edip tüm dünyaya durumlarını belli etmeleri oldu" diye bir açıklamada bulunmuştu. Katılmamak elde değil. Oturduğu yerden kahraman olmaya çalışan, hasta ruhunu başkalarına saldırıp, hakaret ederek tedavi etmeye çalışan çok sayıda insan türedi sosyal medyada.

Twitter:@M_Morgil

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.