Petrol fiyatı savaşı ya da barışı

Merhum İsmet İnönü, eş-dost sohbetlerinde etrafındakilere savaşların her zaman iktisadi sebeplerden dolayı çıktığını söylermiş. Hiç kuşkusuz İsmet Paşa’nın askerlik ve devlet adamlığı tecrübesi ile yaptığı bu saptamaya katılmamak elde değil. Tarihe baktığımız zaman gerçekten de çoğu savaşın görünen nedeninin altında iktisadi gerilimlerin yattığını görürüz.

Köleliğin yasaklanması bahanesi ile çıkan ama aslında sanayileşmiş Kuzey ile tarım ekonomisi ile yönetilen Güney’in rekabetinden doğan Amerikan İç Savaşı, Almanya ve Fransa arasındaki sömürge ekonomisinden geriliminden kaynaklanan 1. Dünya Savaşı, Irak’ın Kuveyt’i işgali ve akabindeki Körfez Savaşı bunların en bariz örnekleri…

En güncel örneğimiz ise 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesi. Bu da iktisadi idi. Görünürde Saddam’ın sahip olduğu iddia edilen kitle imha silahları savaşın nedeni olarak Dünya kamuoyuna sunulsa da asıl neden, Saddam’ın petrolü ABD doları ile değil, Euro ile satma kararı alması idi. Yani Saddam’ın, doların Dünya’nın rezerv para birimi olmasına darbe vurması. Zaten ABD’yi bu savaşta destekleyen AB üyesi iki ülke İngiltere ve Danimarka da Euro para birimine geçmemiş yegâne AB ülkeleriydiler.

Arap Baharı’nda Kuzey Afrika ülkeleri Tunus, Mısır, Libya birer birer düşerken, Suriye’de adeta bir Dünya Savaşı eşiğine gelmemizin altında da benzer nedenler var. Malumunuz Rusya, Putin’in önderliğinde ne zamandır eski gücüne dönmek istemekte ve Çarlık ve Sovyet Rusya’dan kalma imparatorluk mirasına sahip çıkmakta. Ukrayna’ya müdahale etmesi, Kırım’ı ilhakı, Akdeniz’deki tek üssü bulunan Suriye’ye müdahalesi hep bu arzunun eseri.

Peki, sadece bu mu? Bizce hayır. Rusya’nın son dönemki saldırganlığının altında Batı’nın ne zamandır petrol fiyatını düşürerek, Rusya’nın en önemli gelir kaynağını kesmek ve onu Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen sonraki Batı karşısında savunma yapan, çekingen haline geri döndürmek istemesi yatıyor.

Suriye’ye kadar düşen rejimlerle (Mısır, Tunus, Libya) Rusya’nın çok fazla bir ilişkisi ve etkisi yoktu. Ancak Suriye’ye gelince Rusya daha fazla hareketsiz kalmadı. Ukrayna krizinden sonra kendisine uygulanan yaptırımlara, bir de petrol fiyatı baskısı eklenince, bugüne geldik. Esad’ın Suriye’nin başından gitmesi ya da gitmemesinin, Suriye’deki Sünni, muhalif, hükümet yanlısı vs gibi güç alanlarının Rusya’nın ilk önceliği olduğunu hiç sanmıyoruz. Rusya son yıllarda kendisine karşı uygulanan yaptırımları Suriye üzerinden kırmaya çalışmakta. Üstüme daha fazla gelirseniz, silahlar konuşuruz mesajı vermekte

Daha önce yine karar.com’da yazdığımız Suriye, 2. Polonya mı olacak yazımızda Dünya’daki ekonomik gerilimin Suriye’de biriktiğini ve bugünkü Suriye’nin konumunun İkinci Dünya Savaşı arifesindeki Polonya’nın konumuna benzediğini belirtmiştik.

En son dün, Dünya’nın en büyük alüminyum şirketleri arasında gösterilen Rusal’ın sahibi Oleg Deripaska, ki kendisi Rusya’nın önde gelen oligarklarından biridir, petrolün varil fiyatının 18 dolara düşebileceğini bunun da Rusya açısından kıyamet günü senaryosu olacağını söyledi. Hiç kuşkusuz Rusya için kıyamet senaryosu bir hal, Dünya ve özellikle içinde bulunduğumuz bölge için de bir kıyamet senaryosu olacaktır.

Bordo klavyeliliğe lüzum yok. Biz insanlığın sağduyusunun Üçüncü Dünya Savaşı’na asla izin vermeyeceğini ve büyük devletlerin eninde sonunda anlaşarak asgari müştereklerde uzlaşacaklarına inanıyoruz.

Kaldı ki bu savaşta Türkiye’mizin de ister istemez taraf olacağını ve zor durumda kalabileceğini hatırlamakta fayda var.

Suriye cehenneminin bir an önce huzur bulması dileği ile…

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.