Filistin’i tekrar hatırlayana kadar

Filistin sorununu en iyi bilenlerden Cengiz Çandar’ın Soli Özel’e söylediği gibi bir dönem Orta Doğu’nun ana ve belki de tek dinamiği olan Arap-İsrail ihtilafında 40 yıl öncesinin tüm parametreleri değişti. Uzun Netanyahu döneminde bu mesele Filistinlilerin yenilgisi ile nihayetlenmiş, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ile de unutulmuş gibiydi.

Ancak başta Kudüs’teki Araplar olmak üzere tüm Filistin halkı jeopolitiğe meydan okuyarak onlarsız bir Orta Doğu olamayacağını, üstelik bu sefer farklı coğrafyaların da bu gerilimden etkileneceğini ortaya koydu.

Bu seferki çatışma daha önce yaşananlarla benzerlikler taşısa da bundan sonrası için farklılıklar daha önemli.

Filistin’de Fatah artık ne savaşın ne barışın en önemli aktörü. Filistin’deki seçimleri HAMAS kazanmasın diye erteleten, kendi partisi kazansa bile kişi olarak seçimden mağlup çıkması muhtemel Devlet Başkanı Mahmud Abbas İsrail’in gaddar ablukasının da sonucu olarak etkisiz eleman konumunda.

HAMAS sakin geçen yıllar içinde güçlü bir saldırı kapasitesi geliştirdiğini ortaya koydu. Ama İsrail’in demir kubbesi de bu saldırıların ciddi hasara dönüşmesini engelledi. Burada psikolojiyi değiştiren, eskiden Gazze’ye sınır olan bölgelerin aksine bu sefer ülkenin ana omurgası Tel Aviv’in de her an vurulabiliriz korkusu ile sirenlerden nasibini alması oldu. Orta Doğu’da 5 kilometre ötesi yanarken hiçbir şey olmamış gibi yaşama alışkanlığını milyonlarca İsrailli bu sefer sürdüremedi.

HAMAS’ın gösterdiği direnç ona en azından bir süre daha güçlü bir meşruiyet zemini sağladı ama bu da Gazze’de yaşayanların HAMAS yönetiminden hoşnut oldukları anlamına gelmiyor.

Arap sokakları on yıl önceki Arap Baharının bastırılmışlığının da etkisi ile eski belirleyiciliğinin uzağında idi.

Tahterevallinin inen ucunda İslam ülkelerinde en azından devlet yönetimindeki duyarlılık ve etkinlik aşınması var. Arap ülkeleri liderleri sessizce krizin geçmesini beklediler. Türkiye ise istese de eski etki gücünü kullanamadı. Bu da Ankara’nın diplomatik izolasyonunun ve yalnızlaşmasının haklı olduğu konularda bile eski rolünü elinden aldığını ortaya koydu.

Ankara’nın kenarda kalmasının bir sebebi son beş yılda askeri varlığını en önemli ve neredeyse tek güç parametresi haline getirmesi idi. Diplomatik etki gücünün olmadığı bir zeminde güçlü kaslarınızın yetersiz kalabildiğini gördük.

Hoşumuza gitmese de İslam Dünyası’nın Filistin topraklarındaki bir çatışmada en az etkili olduğu bir dönemi yaşadık. Ne Arap ülkeleri İsrail üzerinde bir baskıda bulunabildi, ne de Türkiye istese bile oyun değiştirici bir rol oynadı.

Diasporadaki Filistinliler ve Müslüman olmasa bile İsrail’in cinayetlerine sesini yükselten geniş bir kesim sürecin sona ermesinde etkili oldu. Tahterevallinin yükselen ucunda onlar vardı.

Son 15 günde Kudüs’teki Filistinlilerin direnişlerinin dışında Batıdaki tavrın ve hassasiyetin değişmesi belki tek pozitif gelişme. Amerika’da ve Avrupa’da sokaklara dökülen onbinler, başkentlerde meydanları dolduranlar orta vadede ülkelerinin İsrail politikaları üzerinde hissedilebilecek bir etkide bulunabilirler.

İsrail’i durmaya ‘ikna’ eden ise Biden’ın ültimatom havasındaki son telefonu oldu. “Siyonist olmak için Yahudi olmanız gerekmiyor” cümlesinin sahibi Biden’ı bu noktaya getiren doğal olarak kendi hassasiyeti değildi. Saldırının en başında işlenen cinayetleri ıslık çalarak izleyen Beyaz Saray üzerinde kendi partisindeki demokratların baskısı Amerikan yönetimini adım atmak zorunda bıraktı. Son seçimde Biden’ın Bernie Senders gibi İsrail’e eleştirel yaklaşan isimlerin de içinde olduğu bir koalisyonunun temsilcisi olduğunu unutmamak gerek.

Artık ateşkes ilan edildiğine göre birkaç gün içinde Filistin dışında bu konuya duyarlı olan kitleler bile zaman içinde kendi gündemine dönecek. Bazı gazeteci, aktivist, dış politika uzmanı çatışmanın etkilerini toz duman dindikten sonra tam olarak anlamaya çalışacak.

Bu son olaydan almamız gereken dersleri unutmadan uzun vadeli değilse de orta vadeli bir yol haritasına ihtiyaç var. Bugüne kadar sorunlara çözüm üretemeyen, varlığı bile tartışmalı İslam Dünyası merkezli çabalar yerine dünyanın farklı ülkelerinden İsrail’in işgal politikasına karşı çıkan her kesimi içeren insan haklarını ve adaleti merkeze alan rasyonel bir ittifak teşkil edilebilirse bu yol haritası anlamlı olabilir.

Yeniden kanlı bir Cuma ile olaylar tırmanana kadar Filistin’i unutmazsak tabii…

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
10 Yorum