Okul saldırganları birbirinden cesaret mi buldu?
Önce Şanlıurfa Siverek’te 2007 doğumlu bir genç, eski okuluna silahlı saldırıda bulundu. Ardından Kahramanmaraş’ta bir ortaokul öğrencisi adeta katliam gerçekleştirildi, yazıyı hazırladığım sırada 4 ölü, 20 yaralıdan söz ediliyordu.
Bu okul saldırıları bu şekliyle Türkiye’de alışık olduğumuz saldırılar değil. Genellikle yurt dışında bu tip silahlı saldırılar gerçekleştiğini biliyoruz ancak Türkiye’de de okullarda şiddet dosyası oldukça kabarık. Sadece basit bir internet araştırmasıyla okullarda son yıllarda gerçekleştirilmiş pek çok şiddet olayına ulaşabiliyorsunuz. Mesela 2024 yılında Okul müdürü İbrahim Okutgan, eski bir öğrencisi tarafından öldürüldü. Karaman’da bir öğrenci spor salonunda arkadaşını öldürdü. İzmir’de bir okulun bahçesindeki bıçaklı kavgada 5 kişi yaralandı. Bolu’daki bir okulda gerçekleşen bıçaklı saldırıda yine yaralılar vardı. 2025’te Konya’da bir üniversite öğrencisi okulda bir kişiyi öldürdü ve intihar etti. Başka bir olayda bir öğrencinin yakını okula gelip ateş açtı ve bir öğretmen yaralandı. Bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıda rehber öğretmen öldürüldü. Yine başka bir okulda 12 yaşındaki bir öğrenci okul müdürünü ağır yaraladı. Mart 2026’da bir öğrencinin saldırısında bir öğretmen hayatını kaybetti ve iki kişi yaralandı. Evveli gün Şanlıurfa’daki saldırı gerçekleşti, 15 Nisan’da ise Kahramanmaraş’taki saldırı. Son iki saldırının diğerlerinden farklı yönü, saldırganların ateşli silahlar ile birden fazla kişiye kastetmesi. Bu durum da insanın aklına Kahramanmaraş’taki ortaokul öğrencisi saldırganın Siverek’teki saldırıdan cesaret almış olabileceğini getiriyor. Siverek’teki saldırgan da intihar ediyor, Maraş’taki de.
O yaşlardaki çocuklar için şiddet, çoğunlukla bilgisayar oyunlarından bulaşan bir mikrop gibi. Bu tarz oyunları çok oynayan çocuklar ve gençlerin sağlıklı ruh hallerine sahip olmadıkları her yerde anlatılıyor artık. Bilgisayar ortamında önüne çıkana silah sıkan çocuk, psikolojik problemleriyle baş edemeyince hiç olmayacak şeyi, oyunda yaptığını gerçek hayatta deneyimlemeye kalkabiliyor. Oyunda öfkesini boşalttığı gibi gerçek hayatta da öfkesini boşaltacağını umuyor belki ancak gerçek hayat oyun gibi değil. Bu çocuklar yaş itibariyle henüz ölümün ve öldürmenin ayırdına bile varamamış olabilirler. Kendilerini öldürmeleri de ölümün çok da ayırdında olmadıklarını işaret ediyor zaten.
Saldırgan çocukların ruh halleri bir yana esas sorun okulların böyle çocuklar karşısındaki savunmasız durumları. Bu iki saldırıda da gördüğümüz gibi ellerinde silahlarla, adeta ellerini kollarını sallayarak okullara girmişler çünkü okulların girişinde herhangi bir güvenlik tedbiri yok. Okulların girişlerinde güvenlik tedbiri olmaması, girişlerin güvenlik görevlileri tarafından korunuyor olmaması büyük bir sorun. Bu iki okulda güvenlik olsaydı belki de saldırganlar sınıflara girmeden durdurulur, bu kadar can kaybı ve yaralı olmayabilirdi. Bu yüzden okullara güvenlik görevlisi ataması yapılmasını isteyenler haklılar.
Okullarda, bir milletin en büyük hazinesi bulunur. Bir milletin en büyük hazinesi gençliğidir. Bu yüzden çocukların ve gençlerin bulunduğu okullar en iyi şekilde korunmalıdır. Fizikî korumanın yanı sıra gençleri internet ortamlarındaki şiddet içerikli oyunlardan ve paylaşımlardan da korumalıyız çünkü onların verdiği zarar da çok büyük. Özellikle psikolojisi yıpranmış gençler, böyle şiddet içerikli oyunlara meyil gösteriyor ve şiddet eğilimlerini sosyal medyada da ifşa ediyorlar zaman zaman. Siverek saldırganının da saldırıdan önce, okula saldırı yapacağını işaret eden sosyal medya paylaşımları varmış ama biz bu paylaşımları gördüğümüzde her şey olup bitmişti. Demek ki böyle şiddet içerikli paylaşımların daha ciddî bir şekilde değerlendirmeye alınmasını gerektiren bir sisteme de ihtiyaç var.
Eğitimciler, okullarda canla başla iyi birer insan yetiştirmeye çalışsalar da eğitimin ailede başladığını da unutmamak gerekiyor. Her anne baba çocuğunu şiddet içeren oyunlardan uzak tutmaya çalışmalı hatta çocuklarının arkadaşlarının bile şiddet içeren şeylerden uzak olup olmadığına dikkat etmeli çünkü bu konu tek bir kişinin veya kurumun başa çıkabileceği bir konu değil. Herkes elini taşın altına koymalı ki çocuklar ve gençler daha sağlıklı birer birey olsun. Bazı çocuklarda tespit edilen şiddet eğilimlerinin de aile tarafından çok iyi yönetilmesi gerekiyor, psikologlarla, gerekirse psikiyatristlerle işbirliği içinde olmalı aileler ve bir evde 5 silah bulunduracak kadar çocuklarının bu yönünü beslememeli. İşi gereği evde silah bulundurması gereken varsa da çocuklarını o silahlardan uzak tutmalı.
