İBB’ NİN TRABZONSPOR İLE DERDİ NE?
Önceki iki sezonun şampiyonu Galatasaray ,2024-25 sezonu öncesi Icardi gibi fenomen bir yıldıza sahip olmasına rağmen , bir de spor kamuoyununun olabilirliliğine dahi pek fazla ihtimal vermediği Victor Osimhen’i Napoli’den kiralık olarak kadrosuna kattı. Kalibre olarak Türkiye liginin üzerinde bir performans gösteren Nijeryalı ,doğal olarak Galatasaray taraftarını çok etkiledi ve taraftarlar son maçlarda sürekli olarak” taraftar çıldırdı Osimeni istiyor” şeklinde tezahüratlar yaptılar.
Taraftar çıldırmıştı
çünkü Osimhen’in transferi için Napoli kulübü minimum 80 milyon Euro istiyordu. Üstelik muhatabına güvenmediği için parayı da nakit istiyordu.
Ancak yıllık resmi gelirini bu miktarın biraz üzerinde açıklamış olmasına rağmen Galatasaray “ 75 milyon €’yu bir şekilde bularak” Osimhen’i kadrosuna katmayı başardı. Yani taraftarını çıldırttı.
Ancak Galatasaray bununla yetinmedi.
Sempatik kalecisi Muslera’yı gönderen Galatasaray, onun yerine Muslera’nın tabiriyle “ Türkiye’nin en iyi kalecisi” ve aynı zamanda Türk Milli Takımının da kalesini koruyan Uğurcan Çakır’ı istiyordu.
Ancak Uğurcan Çakır Galatasaray’ın rakiplerinden biri olan Trabzonspor’un kalecisi ve aynı zamanda da kaptanıydı. Dolayısıyla bu transfer de oldukça zor görünüyordu.
Ancak hiç de öyle olmadı.
Galatasaray, Uğurcan‘ın posterlerini odalarının duvarına asan yüz binlerce Trabzonsporlu çocuğun gözyaşları ve hayal kırıklıkları eşliğinde 30 küsür milyon €’yu bastırdı ve Uğurcan’ı da kadrosuna kattı.
Çünkü Galatasaray’ın parası vardı ve çünkü “TRABZONSPOR’UN PARASI YOKTU.”
Kimse Trabzonsporlu çocukları konuşmadı bile. Bu iş böyle “parası olan konuşur ve transfer yapıp iyi futbolcuları alır “ dendi.
Aynı günlerde yine ekonomik nedenlerle Galatasaray’dan ayrılmak isteyen ancak buna izin verilmeyen ve ayrıca bu nedenle de hem idmanlara çıkmayan hem de ekran karartan Barış Alper’in tavrı ise çabucak unutuldu.
Barış hain olmaktan son anda ikna edilerek kurtuldu, Uğurcan’ın ise Türkiye’nin en iyisi olduğu 31 yaşında ve Galatasaray’a imza attıktan sonra anlaşıldı.
Biraz tezatlık vardı sanki ama neyseydi, zaten konumuz da şimdi bu değildi.
En nihayetinde Galatasaray’ın parası vardı.
Gerçekten de öyleydi.
Bu sezon, ikinci kez arka arkaya dördüncü şampiyonluğunu yaklaşık 400 milyon Euro değerinde bir futbol takımı ile elde etmeyi başaran Galatasaray’ın divan kurullarında özellikle mali bütçeler söz konusu olduğunda sürekli dillendirilir ve listelenir;
Mecidiyeköy arazisi
Florya arazisi
Riva arazisi
Ada
Vesaire vesaire…
Sportif faaliyetlerden elde ettiği gelirle, mevcut 400 milyon euro’luk futbol takımını ve diğer amatör branşları ,bütün kulüplerimiz de olduğu gibi Galatasaray’ın da finanse etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Galatasaray kamu desteğiyle elde ettiği bu arazi ve gayrimenkullerden gelir elde ederek ve biraz da borçlanarak takımını finanse etmekte ve hakkını da teslim etmeli; SON 30 YILIN EN BAŞARILI KULÜBÜ OLMA DURUMUNDA.
Benzer arazi ve gayrimenkuller Fenerbahçe ve Beşiktaş’ta da mevcut.
Fenerbahçe’nin;
Ataşehir(salon)
Kadıköy(stadyum)
Düzce(topuk yaylası)
Ataşehir(kolej)
Ankara(Gölbaşı incek)
Antalya
Kayseri
Sakarya
Eskişehir
Edirne
Ve yine İstanbul’un muhtelif yerlerinde arazileri var.
Beşiktaş’ın da;
Dolmabahçe Tüpraş Stadı
Dikilitaş projesi
Nevzat Demir tesisleri
Akatlar Spor kompleksi
Fulya kompleksi
Akaretler plaza
Pendik tesisi gibi arazi ve yatırımları bulunmakta.
İBB ‘NİN TRABZONSPOR DÜŞMANLIĞI
Yaklaşık 120 yıldır gayrisafi hasılası diğer 80 vilayetimizden fazla olan İstanbul’un ve tabi Türkiye’nin bütün nimetlerinden istifade eden üç kulübümüzün yanında , tıpkı bu üç kulübümüz gibi Avrupa’da Türkiye’yi gururla temsil eden, milli futbol takımlarına 100 yıla yakındır futbolcular yetiştiren, Şampiyonluklar alan, çok sayıda cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve Türkiye kupası kazanmış olan Trabzonsporun da Kartal ilçesinde 30 yıl kadar önce kulübe tahsis edilmiş bir arazisi mevcut.
Trabzonspor kulübü 30 yıldır bu araziden doğru dürüst bir gelir elde edememiş. Bu durumun bir çok sebebi var şüphesiz.
Ancak kulübün başına geldiğinden beri ekonomik konulara daha bir ciddiyetle eğilen sayın Başkan Ertuğrul Doğan, uzun yıllar boyu yaptığı çalışmalar sonucu bu araziyi gelir getirici bir konuma getirmeyi başardı.
Tam kulübün kasasına üç beş kuruş girecekken bir de ne olsun ;
zaten projeye hiçbir katkısı bulunmayan İBB başka hiç bir işi yokmuş gibi “ Trabzonspor’un projesine karşı dava açarak” projeyi durdurdu.
Gerekçe ise hakikaten kahkaha attıracak cinsten; “ efendim bu proje yapılırsa bölge trafiği biraz daha artarmış”.
Akıl alır gibi değil!
Yav trafikten derdiniz varsa sabahtan akşama kadar metrobüslerde, metrolarda balık istifi eziyet çeken insanlar için bir şeyler yapın!
Trafikten yana derdiniz varsa her gün özel aracıyla bile 3-4 saati yollarda geçen insanlar için bir şeyler yapın!
Hiç dokunmadığınız kavşaklara alt geçitler, üst geçitler yapın!
Örneğin benim mahalemde tam 9 yıldır metro inşaatı var ama ortada metro filan yok!
Güldürmeyin insanı ve aklımızla da alay etmeyin!
İstanbul’da milyona yakın Trabzonlu ve Trabzonsporlu yaşıyor.
Bunların yarıdan fazlası İstanbul doğumlu.
Üstelik mevcut İBB davasında her büyük projeden rüşvet istendiğine dair iddialar mevcut. Yahu böyle bir durumda bu engel kimin kafasını karıştırmaz ki?!
Şüphesiz bu yargının konusu.
Ancak onlarca milyarlık tesise karşı, 30 küsür yıl önce elde ettiği tek bir tesisten diğerleriyle mukayese edilemeyecek seviyede bir gelir elde etmek te Trabzonspor’un ve tabi İstanbul’da yaşayan Trabzonluların konusu.
Bunun rutin işler içinde detaylı düşünülmeden yapılmış bir hata olduğunu
düşünmek istiyoruz.
Çözümü de çok basittir, bir dilekçeye bakar.
Kaldı ki İBB riyaseti içinde epey bir sayıda Trabzonspor camiasına yakın insanlar var.
Onların da galiba konudan haberi yok
Zira izahı olmayan bir durum var ortada.
Trabzonspor’un meşru gelirine hiç kimsenin ve hiçbir kurumun engel olması söz konusu değildir. Trabzonspor’un gücünü karşısına almak zaten akıl kârı bir iş de değil.
Konunun geniş bir mecra tarafından şiddetle takipçisi olunacağı bilinmelidir.
