Trabzonspor bu sezonu da kapattı

Ligi şampiyon bitirdiği 2022 yılından beri adeta “düzenli bir başarısızlık istikrarı “ yakalayan Trabzonspor, bu sezonda geleneği bozmadı ve Şampiyonlar Ligi ile şampiyonluk yarışına yine erkenden havlu attı.

Son üç sezonu sırasıyla altıncı, üçüncü ve yedinci sırada tamamlayan Trabzonspor, son olarak kendi evinde yani Akyazı’da oynadığı Fenerbahçe maçını, yine son üç sezonda olduğu gibi 3-2 kaybedince ilk iki sıradaki iddiasını matematiksel açıdan değilse bile duygusal ve mantıksal olarak kaybetti.

Oysa Fatih Tekke yönetimindeki Trabzonspor ilk yarı boyunca topladığı puanlarla Fenerbahçe ve Galatasaray’la başa baş yarışmış, epey bir hafta boyunca da yarışı Galatasaray’ın hemen arkasında ve Fenerbahçe’nin de önünde götürmüştü.

Fatih Tekke hoca, son yıllarda heyecanını büyük oranda kaybetmiş olan camiayı yeniden hareketlendirmiş, çok basit hatalarla ve kaçan penaltılarla puanların kaybedildiği Gençlerbirliği ve Antalya maçlarına rağmen bu hareketlenme ve umut özellikle Samsunspor maçındaki skor ve performansın da etkisiyle tavan yapmıştı.

Ta ki Akyazı‘daki Fenerbahçe maçına kadar.

Aslında bordo- mavililer son üç sezondur olduğu gibi geçtiğimiz yaz yani bu sezon öncesinde de yine, kulüp başkan ve yönetiminin artık alışkanlık haline getirdiği ve adeta taraftarların sinir uçlarıyla oynadığı, birbirinden tutarsız ve başarısız beyanat ve hamlelerle dolu transfer sezonlarından birini daha yaşamıştı.

Örneğin Trabzonspor, Marek Hamsik’ten sonra oluşan boşluğu nihayet doldurmak için Saul Niguez ile hem teknik direktör hem de sayın başkanın açıklamalarıyla anlaşıldığını açıklamış,Saul’u almak için İspanya’ya özel uçak yollanmış, oyuncunun kariyeri ve Trabzon’da göstereceği olası performans özellikle genç taraftarlarda büyük heyecan yaratmış ve bir çok taraftar ellerinde pankart, sırtlarında formalarla havalimanına oyuncuyu karşılamaya gitmişti.

Ancak Saul uçağa bile binmedi.

Galatasaray kulübü Osimen ve Sane, Fenerbahçe kulübü Skriniar ve Asensio’ya imzalar attırıp ardından da bütün yaz boyu Trabzonspor’un kalecisi ve kaptanı Uğurcan‘ı bu imzalara ilave etmek için kulis yaptı durdular.

Bu gelişme üzerine Trabzonspor başkanı canlı yayına çıkarak önce kaleci ve kaptanını rakiplerine asla satmayacağını, bunun kendi kendisini inkar anlamına geldiğini beyan ediyordu.

Ancak birkaç hafta sonra, üstelik de lig başladıktan haftalar sonra Trabzonspor, takım kaptanını ve kalecisini ve aynı zamanda milli takım kalecisi de olan Uğurcan Çakır’ı tıpış tıpış Galatasaray’a gönderiyordu.

Oluşan tepkiyi törpülemek amacıyla , yakın gazeteci ve sosyal medya hesapları satışın KDV’sini de satış fiyatının içerisinde göstererek en fazla ilkokul iki ya da üçüncü sınıf çocuk seviyesinde olduklarını düşündükleri taraftarlara “ ama güzel paraya satmışız” dedirterek durumu kurtarmayı umuyorlardı.

Allah var, bazı taraftalar gerçekten yönetimin düşündüğü ve istediği gibi ” bu iyi para” dediler.

Ancak sosyal medya ekranlarına çok fazla sayıda , odalarını Uğurcan Çakır’ın posterleri ile süslemiş gençlerin ve çocukların gözyaşı dolu isyan videoları düştü.

Yönetim bazı uyanık(!) taraftarları ve “kulüple tamamen duygusal ilişkileri olan yerleşikleri” ikna etmiş ancak çocukları kandıramamıştı.

Çünkü Yönetim, çocukların idolünü en önemli rakibine satmıştı.

***

Fakat Fatih hoca pes etmedi. Yönetimin bariz hatalarını ve eksiklerini görmezden geldi hatta kapatmaya çalıştı. Tepki de aldı. Ama hocanın hakkını inkar eden çarpılır ki şapkadan tavşan değil adeta bir tavşan kümesi çıkardı. Trabzonspor dört yıl aradan sonra ilk kez
devre arasına üç şampiyonluk adayından biri olarak girdi.

Yönetime bir fırsat daha doğmuştu. Kış transfer döneminde, yazın alınamayan eksikler tamamlanabilir, aşağı yukarı tüm futbol kamuoyunun da ittifak ettiği üzere isabetli yapılacak üç ya da dört oyuncu takviyesiyle Trabzonspor tıpkı ligin ilk 17 maçında olduğu gibi kalan 17 maçında da şampiyonluğa oynayabilirdi.

Ama olmadı.
Yine ve her zamanki gibi becerilemedi.
Neredeyse Türkiye’deki 86 milyon kişinin belki de tek hemfikir olduğu konu olan Trabzonspor’un sol ön oyuncu eksiği, üstelik de buradaki isabetsiz yaz transferi Kazım Olaigbe’nin Konyaspor’a gönderilmesine rağmen giderilemedi.

Son üç yılda, çoğu külliyen yanlış yüze yakın transferin isabetli bir kaçından olan Botagov ve Olai pazara sürüldü ama satılamadı.

Olai vaziyet gereği satılınca yerine alınacak olan benzeri nitelik ve yeteneklere sahip scout keşfi genç futbolcu, bir şekilde 50 yıldır Trabzonspor’un kaynaklarını ustaca( bu yıllardır nasıl oluyor ve nasıl beceriliyorsa ve hatta adeta içeriden birileri yıllardır iş birliği mi yapıyorsa) kendi hesabına aktarabilen Galatasarayca transfer edildi. Hatta futbolcuya sosyal medyada 61 numaralı forma giydirilerek göndermelerde bulunuldu.

Nihayetinde Trabzonspor yönetimi “ takımın gücünü kesinlikle artırmama” prensibinden zerre kadar taviz vermedi.

Bütün bu ahval ve şeraitte gelinen Fenerbahçe maçında Fatih hoca da sınıfta kaldı ve maç kaybedildi.

Derbi maçlarında her şeyden önemli olanın sonuç olduğunu, istatistiklerin, şablonların, dizilişlerin vs. karın doyurmadığını, psikoloji ve motivasyonun kazanmak adına matematiksel ve taktiksel argümanlardan çok daha önemli olduğunu Fatih hocanın bizden çok daha iyi biliyor olması lazım.

Fatih Hoca , Jose Morinho’nun Barcelona ya da Bayern Münih gibi makinelerin önüne” otobüs çekerek” Morinho olduğunu unutmuş olamaz.

Ya da Daum’un Trabzon’da 1-9-1 dizilişi ile” dahi” ünvanı elde ettiğini.

Derbi maçları üç puandan fazlasıdır ve bu maçları kazanmak için normal maçlarda yaptığınız uygulamaların, gerek savunmada gerekse hücumda üstüne koymalısınız.
Ekstralar bulmalısınız.

Tıpkı rakibiniz Tedesco‘nun bulduğu ve sizi 41.000 kişi önünde ve çok ciddi bir süre boyunca baskıladığı gibi.

Derbi başarısızlığı hocanın siciline işlenmekte ve bu durum hocanın kariyeri ve geleceği adına en büyük problem olarak görünmekte.

***

Trabzonspor sezonu yine kapattı.

Ligde en fazla üçüncü olabilecek. Tabi eğer üçüncü sırayı da arkadan ivmelenerek gelen Beşiktaş’a kaptırmazsa.

Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarına dahi katılmayan yerleşikler durumdan şikayetçi değil. Bilakis rutin işlerinden biri olan” hocanın altına oyma ritüeli” adına iyi bir zemin yakaladılar. Daimi hedef kitleleri olan “uyanık” taraftarlara, bir dönem çalıştırdıkları” yan pas, geri pas” suflesinin yerine şu sıralar” hocanın yüz ifadesi” mottosu üzerinden yürüyorlar.

Tabi uyanık taraftarlarda yerleşiklere karşı boş değil.

Trabzonspor ne mi olacak?
Hiçbir şey.

Mevcut başkan ve yönetim görevde kaldığı sürece 2026-27 sezonu da , eğer bir şeyler değişmezse 2027-28 sezonu da erkenden kapatılarak kaybedilecek.

Satılacak bir kaleci ya da Olai, kovulacak bir hoca bulunacak, borç morç hikayeleri anlatılacak ve yerleşikler de yine ve her zamanki artık Köy Hizmetleri, DSi ve belediyede istihdam imkanı azaldığından , askerden gelen yeğenini “ gulüpde” işe koyacak.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.