Trabzonspor’a uzanan el

Malum, geçen sezonun şampiyonu Trabzonspor ve halen ligde son şampiyon unvanı ile mücadele etmekte. Ancak futbolda dün yok, bugün var. Ve bugünkü Trabzonspor son maçını kazanabilse lider olacak olmasına rağmen geçen yılki uyum, ahenk ve kazanma hırsını henüz de olsa yakalayamamış bir görünüm arz etmekte.

Şüphesiz bu durumun birçok sebebi var.

En başta, şampiyon kadronun şampiyon olamamış kadrolara göre daha az eksiği olduğu varsayımına dayanarak Trabzonspor’un bu sezon çift haneli rakamlara ulaşan transfer sayısı ve bunların geçen sezona göre birkaç ay daha geç takıma katılması söylenebilir. Bu durum ayrıca 25 milyon avro civarı bir gelirin söz konusu olduğu şampiyonlar ligine erken bir veda ile sonuçlanarak kulübün önüne ağır bir fatura da koydu. Trabzonspor şampiyonlar liginden elenince yoluna UEFA Avrupa Liginde ve Süper Ligde devam etmekte. Aslında bordo-mavililerin 2 yenilgi ve 1 galibiyet elde ettiği Avrupa Ligi grubunda şansı devam ederken ligde de liderin sadece bir puan gerisinde bulunmakta.

Yani Trabzonspor ŞL elemesinin iki ay geride kaldığı düşünülürse an itibari ile ne ligde ne de Avrupa’da henüz bir şey kaybetmiş değil.

Ancak çok enteresandır, daha birkaç ay önce aylar süren ve dünyaca ses getiren şampiyonluk kutlamaları yapan camia, tuhaf ve izahı zor bir psikoloji ile pesimizmin dibine vurmakta, yine yeniden görünen muz kabuğuna basıp yuvarlanacağı gerekçesiyle feryat figan haykırmada.

Kendileri zerre ihtimal vermez ve “bizi şampiyon yapmazlar” derken “17. Sırada, eksi averaj ve ligde en çok gol yiyen olarak aldığı takımı” şampiyonluğa inandırabilen ve bir yıl sonra da tam 38 yıllık bir gecikmeyle şampiyon yapan hocanın, şampiyonluktan sadece 7-8 hafta sonra futbolu bilmediğine, taktikten anlamadığına, oyuncuları çalıştıramadığına, kadro seçimlerinin yanlış olduğuna vs. inanan hatırı sayılır bir kitle oluşmuş durumda.

Naçizane bize göre bu kitle oluşmadı, ustaca “oluşturuldu”.

Zira Abdullah Avcı 40 yılda öğrendiklerini ve daha geçen yıl yaşattığı şampiyonluğu nasıl gerçekleştirdiğini 8 haftada unutmuş olamayacağına göre bu bir algı olmalıydı.

Öyleydi de.

Yaşayanlar bilir, kurumlarda üstün başarıyı, bazen bazı kurum mensupları ”aslında başarıyı kimin elde ettiğine” bakarak ölçütler. Dolayısı ile kulüplerde de şampiyonluk aslında zannedildiği gibi herkesi aynı ölçüde memnun etmeyebiliyor. Tribünlerde, Trabzonspor’un birçok dönemde ve birçok maçında takımın yenildiğine sevinen insanlara şahit olmuş olarak bu şampiyonluğunda en azından herkesi aynı ölçüde memnun etmediğine de fazla şaşırmamak lazım. Bazı dönmelerde sabotaj ithamlarına ulaşan iddialara ise şimdilik girmeyeceğiz.

Türkiye’de milyonlarca fanı bulunan kulüplerin yakın hinterlandında ise oldukça farklı başka bir güruh bulunmakta ve barınmakta. Bu grup bazen hoca, bazen gazeteci, bazen eski futbolcu, bazen eski yönetici, bazen taraftar temsilcisi vs. kisvesi ile ama çoğunlukla menajer görünümlü olarak kayık gövdesinde midye misali kulüplere tutunmakta, bünyede barınmaya çalışmakta.

Milyon dolarların havada uçuştuğu ve bir futbolcu transferinin ciddi bir bedel kazandırdığı bu sektördeki ”tutunanlardan” Türkiye’deki her kulüp gibi Trabzonspor da nasibini almış durumda.

Avrupa’ya oyuncu pazarlamaya çalışan 19 yaşındaki ergenden, Avrupa’dan oyuncu getirtmeye çalışan bir menajerin halasının oğlunun arkadaşını tanıyan bahis müdavimi arkadaşa, bir şekilde hocayı göndertmeyi başararak yerine gelecek muhtemel hoca ile irtibat kurması kesin eski bilmem kimden yine bir şekilde hoca gönderilirse yerine gelecek muhtemel hoca sayesinde kulüpte filanca işi almasına kesin gözüyle bakılan arkadaşa kadar her türlü midye çeşidinden fazlası ile mevcut var Trabzonspor ‘da.

Doğal olarak bu kesimler takım ve aldığı sonuçlara çok da bakmadan sürekli olarak “hoca istifa” modunda yaşarlar. Hoca ve hatta yönetim değişiklikleri onların yaşam formunu oluşturmakta çünkü.

İstikrarı hele başarılı istikrarı hiç sevmezler hatta nefret ederler. İstikrar düşmanıdırlar.

En büyük enerji kaynakları ise kötü saha sonuçlarıdır. Nasıl olsa Bayern Münih’ten Real Madrid’e dünyada sürekli kazanan bir takım yok, bu mümkün değil. Kötü sonuç mesainin en yoğun zamanı. Şimdilerde sosyal medyanın olağanüstü gücünü de kullanarak çok daha etkili olabilmekteler.

Normal taraftarın bir şekilde hocanın veya başkanın kaşından, gözünden hoşlanmayanı ya da hocaya herhangi bir nedenle şerh koymuş olanı, kötü sonuca doğal olarak üzüleni, futboldan anladığını dosta düşmana ispat etmeye çalışanı vs. ana hedef kitlelerini oluşturmakta.

Trabzonspor taraftarı hiçbir başarının eziyet çekmeden gelmeyeceğini, bu tür feveran erbaplarının hoca gönderilse ne olacağı konusunda en ufak bir fikirlerinin olmadığını, istikrarın başarı için çok önemli bir kriter olduğunu, geçen yılki emsalsiz başarının emekçilerinin böylesine kolay harcanmaması ve Vefa’nın sadece bir boza çeşidi olmadığını unutmadan takımı desteklemeleri sağduyunun gereği bize göre.

Taraftarın da tribünleri ciddi oranda boş bırakarak, geçen sezonun şampiyon takımını yeterince onore etmediğini üzülerek hatırlamak lazım.

Monaco maçı ile başlanarak geçen sezon olduğu gibi 41.161 kişi ile savunma ve 41.161 kişi ile hücum yapmaya başlanırsa gerisi gelecektir…

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
10 Yorum