Back To Top
Sahip olduğunuz tek şey çekiçse...

Sahip olduğunuz tek şey çekiçse...

- A +

Cümlenin devamı meşhurdur; “Sahip olduğunuz tek şey çekiçse, her şey çivi gibi görünmeye başlar.”

Öylesine, aforizma olsun diye söylenmiş bir söz de değildir. 1966 yılında yazdığı The Psychology of Science kitabında bu sözü ilk kullanan hala aşılamamış insanın ihtiyaçlar hiyerarşisini yazarı ünlü bir Amerikalı psikolog Abraham Maslow’du.

Psikoloji dışında siyasi tartışmalarda bu söze atıfların artması ise iktidarın kullanımıyla ilgili bir soruna işaret eder.

Bütün iktidarların elinde çekiç vardır ama çekiç eldeki alet takımının parçalarından sadece biridir. İyi ve güçlü iktidarlar o alet takımının bütün parçalarını gerektiği yerde kullanmasını bilirler.

Ama çekiç en tehlikelisidir. Bir kere el alışınca, biraz da işe yarayınca, sahiden de bütün meseleler üzerine vurulacak çivilere benzemeye başlar.

Son zamanlarda Türkiye’de devletin elinden çekiç düşmüyor, bütün meseleler de çivileşiyor.

Tabii ki darbe, terör, komşu ülkelerdeki savaşlar gibi ağır güvenlik sorunları için el alınmış bir çekiç o.

Ama hazır eldeyken, çantada bulunan başka aletlerin kullanılması lazım gelen diğer meseleler de en kolay yoldan çekiçle çözülmeye çalışılıyor

Fikri ve entelektüel mücadele gerektiren tartışmaların üzerine savcılar, aykırı, genel trendlerin dışında, şok edici fikirlerin üzerine hakimler, şiddet içermeyen eylem yapanların üzerine çevik kuvvet, enflasyon canavarının üzerine polis ve zabıta gönderiliyor.

Halbuki devlet aklının çok daha ilkel bir teknolojiyle çalıştığı 90’lı yıllarda bile bazı problemlerin çekiçle vura vura çözülemediğinin ayırdına varıldığı zamanlar olmuştu.

Onlardan biri 1995 seçimleriydi.

Olan biten bugünlere benziyordu.

91 seçimlerinde Milli Şef İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’nün genel başkanlığını yaptığı SHP listelerinden, muhakkak devletin onayı ile DEP’liler Meclis’e girmiş, Demirel ve Özal’ın başlattığı girişimlerle 1993’te PKK ateşkes ilan edip, 93 Mayıs MGK’sından çözüm sürecinde bile konuşulmayan bir af kararı çıkarılmıştı. Ama PKK’nın 33 er katliamı ile tekrar başa dönüldü.

Devrimci Halk Savaşı deneyip, şehirleri cehenneme çeviren, Şırnak ve çevresinde hükümet ilan eden, sürgünde parlamento kuran PKK, hem içeride devletin operasyonları hem de Irak’ta Barzani ve Türkiye’yle giriştiği savaşlarda ağır kayıplar verdi. Tarihinin en ağır yenilgisini aldı.

Bu arada köy yakmalar, faili meçhullerle devlet de terörle mücadelede rutin dışına çıkmış, DEP’li vekiller hapse atılmıştı.

Neredeyse PKK’ya ve etrafındaki harekete bitti gözüyle bakılıyordu.

İşte böyle gidilen 1995 seçimlerinde HADEP 1 milyon 200 bin oy aldı.

Bu oy Ankara’da çok da ileri olmayan devlet aklına bile bu işin sadece çekiçle çözülemeyeceğini düşündürmüştü. Çiller, Erbakan daha sonra doğrudan askerler siyasi çözüm için projeler geliştirdiler, müzakereler yürüttüler. 1999’da Öcalan’ın yakalanıp, PKK’nın Türkiye’den çekilmesi ve silahlı mücadeleyi bitirme kararı vermesiyle biten süreç bunun sonucuydu.

Türkiye, Mart 2019’da yine bir seçime gidiyor. PKK, yine içeride ve dışarıda sıkıştırılmış, askeri olarak etkisiz hale getirilmiş durumda. HDP’li belediyelerin hepsinde kayyım var. HDP’li vekiller ve siyasetçiler hapisteler. Partinin Diyarbakır İl Binası’nın önünde açıklama yapmasına bile izin verilmiyor. Gazeteleri ve yakın tvleri kapatılmış durumda. Selam veren tutuklanıyor.

Ama bu koşullarda gidilen seçimde de anketlere bakılırsa HDP, başarısız belediyeciliğine, hendek terörüne rağmen şimdi kayyımlar tarafından yönetilen belediyelerinin çoğunu geri alacak.

Diyarbakır’da çok başarılı bulunan kayyım Vali’yi aday yapan AK Parti’nin şansı çok az.

Peki kayyıma karşı HDP’nin adı bile hala bilinmeyen adayı seçimi kazanınca ne olacak? Tekrar seçimi kaybeden vali kayyım olarak mı atanacak?

Ya da bu kısırdöngünün kırılması için devlet takım çantasından çekiç dışında bir başka alet çıkarmayı mı düşünecek?

Bu yerel seçimlerin ardından bir sonraki seçime dört yıl kalacak. Bu zaman dilimini Türkiye, sorunlarını çözmek için değerlendirebilir. Ekonomik durum, dış koşullar içerideki sorunları azaltmaya zorluyor.

Bu yeni bir çözüm süreci ya da müzakere olmayabilir.

Denendi ve büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Bu hayal kırıklığı ve ardından gelen hendek terörünün yarattığı haklı bir öfke bu konunun konuşulmasının zeminini bile ortadan kaldırmış durumda.

Türkiye kökenli Kerim Yıldız’ın fikir babası ve başkanı olduğu, İngiltere, İrlanda, Norveç’ten aldığı fonlarla çalışmalarını yürüten ve bunu gizlemeyen DPI’ın (Democratic Progress Institute) sık sık yaptığı, Türkiye’nin her kesiminden ve renginden yüzlerce siyasetçi, akademisyen, işadamı, gazeteci, sanatçı ve kanaat önderinin katıldığı toplantıların sonuncusuyla ilgili iki gündür çıkan haberler de bunu ispatlamakta.

Belki toplantının yeri olarak çözüm süreciyle ilgili çağrışımlar yapan Oslo’nun seçilmesi bu ilgiyi tetikledi. Ama bu da ilk değildi. Hepsinin kayıtları veya bilgileri internette bulunabilecek DPI’ın Oslo’da yaptığı altıncı toplantıydı bu.

Toplantıda konuşulanlar ve toplantının fotoğrafları diğer toplantılarda olduğu gibi DPI tarafından sosyal medyadan tweetlendi. Haberlerinde bu fotoğrafları kullananlar yine de bu toplantıdan gizli ve resmi bir toplantı gibi bahsetmekten çekinmediler.

2011’den bu yana bütün dünyadaki müzakere ve çatışma çözümü deneyimleriyle ilgili sayısız toplantı düzenlemiş ve bu toplantıların kayıtlarını ve raporlarını sitesinden duyurmuş olan DPI’ın son toplantısında Akil İnsan Heyetleri deneyimi masaya yatırıldı. Bu minvalde yapılan üçüncü toplantıydı bu. Kıymetli bir deneyim kayıtlara geçirildi, hatalar, eksikleri konuşuldu. Türkiye’de az yapılan bir post-mortem ve arşivleme çalışması bu.

Genelde kural gereği Türkiye’nin konuşulmadığı DPI toplantılarında bu kez Türkiye’nin çözüm süreci tecrübesi konuşuldu. Tabii ki güncel durum ve yeni bir çözüm sürecinin imkanları üzerine de herkes fikirlerini paylaştı. Çoğunluğun fikri yeni bir çözüm sürecinin bu ortamda çok da mümkün olmadığı yönündeydi.

Ama değişen konjonktürü hatırlatanlar da oldu.

(Onlardan biri de bendim. Gizli-saklı olmayan söylediklerimi bir kere da burada yazmakta da bir beis yok.)

Çözüm süreci başarısız olurken Suriye’de savaş tırmanmaktaydı, Türkiye PKK’ya silah bıraktırmaya çalışırken bölgede silahın kıymeti artıyor, tırlarla silah bölgeye akıyordu. Bütün gelişmeler çözümün aleyhindeydi. Bu çözüm sürecinin en büyük talihsizliği oldu. Suriye’de bir devletçik imkanı gören PKK, Türkiye’nin barışını baraj falan gibi gerekçelerle kolayca çöpe attı.

Ama şimdi tablo değişmeye başladı.

Suriye’de artık çatışmalar bitti. Barış ve yeni bir ülke için masalar kurulmaya başlandı. IŞİD’le savaşırken, el üstünde tutulan PKK/YPG, ABD, Rusya ve İran’dan elde ettiği desteği kaybetmeye başladı.

Türkiye’nin içeride SİHA ve İHA destekli operasyonları da PKK’nın hareket kabiliyetini bitirme noktasına getirdi. Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları ise PKK’nin Türkiye’deki barışa tercih ettiği Rojava rüyasını bozdu. PKK’nın askeri kibri törpülendi.

Şimdi Türkiye ABD ile birlikte bölgede devriye geziyor. Rusya ile işbirliği içinde operasyonlar yapıyor. Suriye’nin geleceğinin konuşulduğu toplantıların değişmez katılımcısı. Bunlar alet çantasındaki çekicin faydalı sonuçları.

Ama çekicin işlemediği diplomasi de değişimler var.

ABD’nin Suriye temsilcisi artık McGurk gibi YPG tezlerine yakın biri değil, James Jeffrey gibi eski Türkiye büyükelçisi ve Türkiye’nin tezlerine çok yakın bir isim. Bunun ilk sonucu PKK’nın üç liderinin yakalanması için ABD’nin ödül koyması.

Bu arada Irak’ta da ilginç gelişmeler oluyor. Talabani’nin oğlu Kubat Talabani, KYB’nin kontrolündeki Süleymaniye bölgesinde faaliyet yürüten PKK’ya yakın Tevgera Azadi partisinin binasını kuşatıp, burayı terk etmeleri için onlara 24 saat süre verdi.

Daha önceki yıllarda ideolojik olarak Barzani’den daha çok PKK’yı kollayan Talabanilerin bu adımı, Türkiye ile ilişkiler için atılmış bir adım olarak yorumlanıyor.

Bu hamlenin, Talabani’nin Kerkük’te Barzani’yi satıp Irak’la anlaşan diğer oğlu Pavel Talabani’nin Erbil’deki Türkiye başkonsolosuyla görüşmesinden sonra gelmesi de bunun göstergesi. ABD’yle paralel hareket etmeye özen gösteren Talabanilerin bu adımının ABD’nin teşvikiyle atıldığı da rahatlıkla düşünülebilir.

Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı’nın da aynı çizgideki Behram Salih olması, muhtemelen PKK’yı Irak’ta sıkıştırmak için Türkiye’ye imkanlar sağlayabilir.

Bu arada HDP içindeki tartışmalar, Kandil ve Demirtaş arasındaki dışarıya gösterilmemeye çalışılan derin fikri farklar, çatışmalar, HDP’nin PKK tarafından pasifleştirilmesi, akıllı bir devlet için imkanlar sunuyor.

Ama bütün bu yeni değişen stratejik imkanları kullanmak için Türkiye’nin alet çantasını yeniden düzenlemesi, çekiç dışında başka aletlerle de zenginleştirmesi gerekir.

Ama o alet sadece hizmet siyaseti, ekonomik kalkınma da değil. Öyle olsaydı, belediyecilikte fark yaratan kayyımlar açık ara seçimlerde de iddialı olurlardı.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden biliyoruz ki piramidin tepesinde, fiziksel ihtiyaçlar, yemek içmek, güvenlik değil, saygı görmek ve kendini gerçekleştirmek var. Bu ihtiyaçlar da çekiçle vurarak bastırılamıyor.

Evet, bazı sorunlar için çekice ihtiyaç olsa da bütün sorunlar çivi değil.

Bunu oturup konuşmaktan ve arada bir hatırlatmaktan da kimseye zarar gelmez.

 

18-11/27/yildiray-ogur.jpg

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 21:55
Yıldıray bey, Fiziksel,kültürel, sosyolojik olarak birbirinden ayrılamayacak kadar benzeyen içiçe geçmiş amca dayı olmuş bu kadar ortak noktası olan insanların bu sorunu çözememesi ne büyük ayıp sizin gibi başka yol var diyenlere şüphe ile yaklaşmakta ne demek ya biz çozecegiz yada başkalarının elinde oyuncak olacağız.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 19:53
Çekiç sadece HDP lilerin başında mı sallanıyor sanki. Bugünlerde Şişli, Kadıköy, Beşiktaş gibi ilçelerde oturanlar da dışlanıyor.. Şanki Şişli Nişantaşından, Beşiktaş Leventten, Kadıköy Bağdat Caddesinden ibaret ve sadece oralarda oturanlar CHP ye oy veriyorlarmış gibi...
KARAR OKURU 29 Kasım 2018 20:32
0
Senin hüsnü kuruntun emice..
Ramazan GÖRGÜLÜ 28 Kasım 2018 18:44
Adamsın....
karar okuru 1517 28 Kasım 2018 15:21
"saygı görmek ve kendini gerçekleştirmek var". demişsiniz.. Doğuda görev yapmış bir öğretmen olarak şunu diyebilirim yanlış kanıda bulunmuşsunuz.. Devletimiz orada yaşayan kardeşlerimize batıdaki vatandaşlardan daha saygı ve kendini gerçekleştirmeye yönelik destekler verdi..veriyor..ama bütün bunlara rağmen sırf kimliklerinden dolayı bazıları terör örgütlerine destek veriyor..ve bu bazları dediğim kesim azınlıkta değil...!! Hedeflerinde ise başka bir şey var...kendi devletini kurmak.. bunu hala anlayamıyorsunuz..gidip orada yaşayın ondan sonra aki
1315 28 Kasım 2018 13:15
''IŞİD’le savaşırken, el üstünde tutulan PKK/YPG, ABD, Rusya ve İran’dan elde ettiği desteği kaybetmeye başladı". ışıd nedir,ne değildir,hangi siyasetlere bahane için üretilmiştir?bunları bilemeyecek kişi değilsiniz,ama neden görmezden geliyorsunuz? böyle şeyler yazılarınızın değerini düşürüyor,şahsınıza karşı şüphe uyandırıyor.
Cemal Esen 28 Kasım 2018 12:59
Şu sözde liberal ve solcu aydınların PKK aşkı bitmek bilmiyor. 12 Eylül döneminde Kürt halkı üzerinde kasıtlı baskı yapıldı ki o zamanlar küçük marjinal bir örgüt olan PKK devleşsin. DDKD ve DHKD gibi Kürtlerin en büyük örgütleri yok edilirken, devlet eliyle PKK'ya yol verildi. 80'lı, 90'lı yıllardaki katliam ve inkar politikaları PKK terörüne sosyolojik destek oldu. 2003'den bu yana Kürtlerin çözülmeyen hangi sorunu var da Yıldıray hala "Kürt sorunu" çözülmeden PKK bitmez demeye getiriyor?
vatandaş 28 Kasım 2018 12:47
Adı geçen toplantıya sayın Kılıçdaroğlu katıldığında tu kaka ilan edilmişti ama Efkan ALA,Mehdi EKER ve Taner YILDIZ katıldığında övgüler dizilmişti.Bu ne yaman çelişki?böyle bir yaptığım için sakın CHP'li olduğum düşünülmesin.Sadece objektilik adına böyle yazdım.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 11:42
adamın dibisin be arkadaşım! söyleyecek söz bulamıyorum.
Rıza 28 Kasım 2018 11:39
PKK bir sonuç. Kürt meselesi çözülmediği sürece bu meseleyi kendi çıkarları için kullanacak iç/dış aktörler olur. Meselenin özü ise kimlik, ekonomi değil. Modern devlet rıza üzerine kurulu. 16. yy da değiliz. Orayı burayı silahla al, sonra herkes durumuna razı gelsin. Öyle bir dünya yok artık. Sadece silahla devlet ayakta tutulamıyor. Rıza lazım.
drsn 28 Kasım 2018 11:20
çok ileri gitme abd bu gibi işleri nasıl hallediyor oğur efendi çok demokrat olma Avrupa nasıl hallediyor ispanya İngiltere nasıl halletti oraya bak öğle yorum yap
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 19:06
9
federasyonla hallettiler
musto 28 Kasım 2018 11:03
Askerler bundan sonrası siyasilerin işi iktidar köye dönüş projelerinin arkasında durmadığı gibi geçim kaynakları olan tütün ekimi yasaklandı et ve süt alımları satıldı kapatıldı insanlar çaresizce göçe zorlandı...
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 11:00
Bu yazarlar kayımları övmekten vazgeçmeli Nusaybin de yaşayan biri olarak kayyumın kazdığının bozduğunun yıktığının üçte birini yapsaydı keske... hala çamur içindeyiz. Son 5 aydır çivi bile çakılmış değil...
ramazan gün... 28 Kasım 2018 10:18
(7)bak, olay benim açımdan şu ki; dışarıdan gelen adam, iyi niyetli de olsa, toplum menfaatine de olsa, hükümet, devlet mekanizması veya mekanizmanın işaret ettiği ile mukatap olmalıdır. toplum içindeki fert ve cemiyetlerle doğrudan temas, doğacak riskler açısından doğru değildir; aile içine müdahaleyi kim kabul eder ki?. özetle 'emperyalizm nasıl yapılır?' herkes bu soruyu düşünsün!.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 20:41
0
Dunyadan izole, kapali bir toplum olarak yasamamiz senin agababalarinin istedigi birsey zaten. Ama bu devirde mumkun degil artik. iletisim cagidayiz, bilgi alisverisi engellenemez. Wikipediayi falan yasaklamakla da olacak is degil bu.
kararlı 28 Kasım 2018 10:14
Misyoner olmayan tarafsız sizin gibi gazetecilerin aykırı, farklı tezleri dile getirmesi zenginliktir. Ancak bunun gerçekçi olması ve sebep-sonuç ilişkileri bütününde analitik değerlendirme ile birlikte daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bugün başka bir yazarın makalesinde de şu değerlendirme gibi mesela "......Oslo’yu yeniden canlandırmak isteyenin ABD olduğu sır değil. FETÖ’nün tasfiyesi, PKK’nın yenilgisi Pentagon’un Ortadoğu planlarını da sekteye uğrattı. Şimdi buradan çıkış için “yeni çözüm süreci” istiyorlar. Ancak Oslo defteri
kararlı 28 Kasım 2018 10:53
1
...defteri çoktan kapatıldı, eski defterleri karıştırmak boşuna!
HACI MURAT 28 Kasım 2018 09:40
İyi,hoş,güzel.Velakin "kendini gerçekleştirmek"için ne gibi bir engel var?
Hiç bir engel yok mu hacı? Mesela,bir aidiyetin en temel unsuru olan ana dilinde eğitim hakkının, devlet baskısı ile yasaklanması,"engel" sayılmaz değil mi? Sen, Kürtler, dağlı Türklerdir;Kürtçe diye bir dil yoktur, diyenlerden olmalısın. AİHM gibi, Yargıtay da, cemevleri ibadethane, dedi. Yani, “hukuk”, Alevilere din dayatan Sünnilerin, bu baskısını, halkın bir kısmının kendini gerçekleştirme yoluna koyulmuş “engel” saydı.Sana göre Alevilik zaten“sapık”bir dindir; sapıklıklara mani olmak da “devlet”in vazifesidir, muhtemelen.
engineer 29 Kasım 2018 16:55
0
velkain bey, hangi dinin ibadethanesidir? öğrenmek isterim, bu dinin kitabı, kıblesi neresidir? alevilik diye yeni gencecik bir dinmi kurdunuz?, budizm, şintozim,şamanizm, pagan dinler tamam, bu alevilik dininin peygamberi varmı kitabı varmı? anlatsanız da öğrensek, hem cemevi demek zaten cami demek, kelime kökleri aynı, ibadet için toplanılan yer değilmi? cami yada cem evi farketmez, ben gelsem cemevinde ibadet etsem izin verirlermi?
volkan 28 Kasım 2018 09:32
yazıdan anladığım kadarıyla, oslo toplantısından sonra şunu söylüyorsunuz. pkk eli güçlüyken türkiye cumhuriyetine kafa tutacak, ama güçsüz duruma düşünce türkiye cumhuriyeti pkkya barış için şans verecek. valla bu fikirler için o kadar adamı osloya toplamaya gerek yok bence.
evin 28 Kasım 2018 07:51
akpnin son yıllarda yaptıklarını hiç eleştirmeden yazılmış bir kürt yazısı. ne kadar da utangaç bir muhalefet...
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 06:45
Aşıların içinde aslında mikrop vardır. İlk bakışta insana mikrop enjekte etmek garip gelir ama sonuç güzeldir. Bu sorunun çözümü de K.Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasıdır. Bu sayede 1) Kadim bir halkız ama bir devletimiz bile yok duygusundan kurtulan Kürtler teröre desteğini keser 2) Egemen bir devlet topraklarında terör kamplarını himaye ettiğinde başına neler geleceğini bilir. Kurulan Kürt devleti ne yapacak güçlenip bizden toprak mı talep edecek. Ondan korkuyorsak kapıları kilitleyip O.Asya'ya geri dönelim.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 03:07
Siz hala sakıncasız muhalefet ortayolunu tutturunuz. Muhafazakarlardan bir şey çıkmaz. Aranizda Gergerlioglu ve Islâm dışında omurgalı adam çok az. Iktidar sizi aşağılasın ama siz hala ağaya bir şey demeyin Soros üzerinden eleştiri yapın. Aidiyet duygusu işte. Garibanın kokusu işte. Efendiler ve marabaları.
ati 28 Kasım 2018 15:25
3
siz istiyorsunuz herkes herkese sövsün. küfürsüz de meram anlatılabilir. bu da öyle bir yazı...
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 21:56
1
Kim küfür et demiş. Etrafından dönmece ile olmaz. Gergerlioğlu ve İslam ornek verilmiş. Bu kişilerin bir yerde bir küfrü var mı? Senin kötün benim kötümden daha kötü yaklaşımı nı siz görmüyorsanız görenleri neden zan altında bırakıyorsunuz? Yıldıray Bey, iyi bir yazar ama 28 Şubattan daha ağır koşullar varken bu mu olmalı? CHP bunları yapsaydı aynısı mı olurdu?
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 02:30
Yıldıray Bey, bu yazınızı da dikkatlice okudum. Emeğinize sağlık. Karar gazetesi muhafazakar camiada mevcut yönetimin emriyle hareket etmeyen bir kaç gazeteden biri. Muhafazakar kesimi harekete geçirmek için daha etkili olması gerekir. Size hükümetin bazı uygulamalarını eleştiriyorsunuz diye reklam ambargosu uygulanıyor. Şahsen haftalardır, size bu uygulamayı yapanları ifşa etmenizi bekliyordum. Bu bir suçtur ve mutlaka üstüne gidilmelidir.
Okur 28 Kasım 2018 02:06
Ömer Seyfettin, adını şimdi hatırlayamadığım bir hikayesinin başlığının altına epigraf olarak şu sözü koymuştu: "Elinde çekiç olan kişi, her şeyi çivi olarak görür. Hikaye, 1966'dan çok önce yazılmış. Maslow'a ait olan sözü okuyunca hatırladım; ve söyledim.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 02:01
Ben bu devirde içeri atılmayan gazeteci, yazar ve düşünce insanı demiyorum. Sizlerin bu ürkek muhalefetiniz ise göz boyamaktır. Haksızlık nereden gelirse gelsin karşı koymak gerekir. Siz bu iktidarı dogru yaptığını düşündüğünüz noktalarda desteklediniz. O doğruları kullanıp şimdi herkese baskı uyguluyorlar. Neredeyse 300 bin kişi içeride. 500 bin kişi de denetimli serbestlikte. Siz neden dışarıdasınız?
Altuuu 28 Kasım 2018 01:43
Yazın Yıldıray Bey yazın Türkiye.nin son gözü pek kalemi olarak sizin sesinize ihtiyacımız var.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 01:36
BIR DAHA MI ÇÖZÜM SÜRECİ? ASLA! 1.çözüm sürecini tam bilmiyorum ama 2.süreçte neler olup bittiğini gördük. Barış görüşmeleri derken memleketin dağ-taşını silah mühimmat zulalamakla geçirmişler. Hala temizle temizle bitmiyor. Tek çözüm HDPnin PKK ve terorizm ile tüm bağlarını kesip yasal siyaset yapması. Artık yeter. Aynı temcit pilavını ısıtıp ısıtıp önümüze sürmeyin. O batılı devlet ve kuruluşlar da gitsin kendi dertleriyle uğraşsınlar. PKKyı suriyede irana karşı kullanacaklar ya.türkiye cephesini 3.çözüm süreciyle emniyete alıp
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 00:39
Devlet aklının daha fazla dumura uğratıldığı bir dönem olmamıştı.
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 00:35
Vay PKK sevicisi Yıldıray Bey vay. (Şimdi siz bunları söylediniz diye size yandaş medyada, twitterda, hatta burada yapıştırılacak etiketlerden birisi) Kürt sorununu sadece PKK terörü olarak gören bi anlayış asla başarılı olamayacaktır. HDP oy verenlerin hepsi PKK terörünü desteklemiyor ama devletin politikalarının karşısında. Ayrıca Hendek terörü diye sadece HDPnin üzerine yıkılan süreçte AKPnin ve devletin göz yummalarını unutmamak gerekir.
karar okuru 28 Kasım 2018 00:28
ABD/İsrail/BAE vs nin güneyimizde 20.000 TIR silahla ve resmi-g.resmi askeri güç ile "varlık sebebini ve amacını" yok saymışsınız... ve terör örgütlerinin kendi başına patronlarından bağımsız karar aldığını ve arkasını sadece halka dayadığını, geçmişin geçmişte kaldığını ve konjonktürün değiştiğini de varsaymışsınız... teziniz bu haliyle ABD nin sınırımızdaki gözlem noktalarını Türkiyeyi DAEŞ ten korumak için kuruyoruz iddiasıyla çok uyumlu:)
KARAR OKURU 28 Kasım 2018 00:26
Ellerinde cekic olan yonetimler/yoneticiler capsizsa gercekten butun sorunlari civi olarak gorurler. Turkiye' de dusunce ve ifade ozgurlugune uygulanan baski, akademiyayi, medyayi ve entellektuel hayati tektiplestirme cabasi cok derin bir capsizligin gostergesidir ve uzun donemde Turkiye' yi koturumlestirecektir...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN