Zincirleme tesadüfler kazası

Bu makaleyi dinle

00:00
00:00

Önce küçük bir özet.

Eski BDDK Başkan Yardımcısı, sekiz gün öncesine kadar Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Genel Müdürü olan Taha Çakmak tutuklandı.

Çakmak’a yöneltilen suçlamalardan biri, Türkiye Sigorta’nın parasını Tera fonlarına yatırmak karşılığında Tera Grubu’ndan elden 1 milyon dolar rüşvet almak.

Ama savcılık kaynaklarına göre daha ilginç bir suçlama var.

İddiaya göre Çakmak, Tera yöneticilerine bir teklifte bulundu:

Siz Grainturk Holding hissesi alın, ben de Türkiye Sigorta’nın parasını sizin fonlarınıza yatırayım.

Yani Türkiye’nin en büyük sigorta şirketinin yöneticisinin, şirketin milyarlarca liralık kaynaklarını bir fon grubuna yönlendirmek için o gruptan belirli bir şirketin hisselerini satın almasını istediği öne sürülüyor.

Peki neden Grainturk?

Bir önceki “1 milyon dolarlık bilmece: Baba-oğul-fon” yazımda bu sorunun peşine düşmüştüm.

Çünkü Grainturk Holding’in yönetim kurulunda ilginç bir isim var.

Ahmet Emir Akben.

Şirketin bağımsız yönetim kurulu üyesi. Üstelik Denetim Komitesi ve Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanı.

Peki kim bu 32 yaşındaki genç yönetici?

Eski BDDK Başkanı, halen Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben’in oğlu.

Taha Çakmak ile Mehmet Ali Akben de birbirlerini yakından tanıyorlar.

Çünkü Çakmak, Akben’in BDDK Başkanlığı döneminde başkan yardımcısıydı.

Üstelik Akben ile Tera arasında da eski bir ilişki var.

Tera Yatırım Bankası’nın kuruluş izni 27 Ekim 2021’de, faaliyet izni 7 Nisan 2023’te verildi.

Her iki tarihte de BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’di.

Yani ortada dört isimden oluşan ilginç bir tablo var.

Türkiye Sigorta’nın parasını Tera fonlarına yatırdığı ve karşılığında rüşvet aldığı iddia edilen Taha Çakmak.

Tera’nın hisse almasını istediği öne sürülen Grainturk.

Grainturk’ün yönetim kurulundaki Ahmet Emir Akben.

Ve hem Çakmak’ın eski amiri hem de Tera Yatırım Bankası’nın izinlerinin verildiği dönemin BDDK Başkanı olan babası Mehmet Ali Akben.

Dün açıklama yapan Mehmet Ali Akben’e göre ise bütün bunlar birbirinden bağımsız tesadüfler.

Aralarında herhangi bir ilişki yok.

Peki Mehmet Ali Akben neden önemli?

Çünkü sıradan bir eski bürokrattan bahsetmiyoruz.

2015’ten Mayıs 2023’e kadar, yaklaşık sekiz yıl boyunca BDDK Başkanlığı yaptı. 2014’te başlayan kurul üyeliğiyle birlikte bankacılık düzenleme ve denetleme sisteminin tepesinde yaklaşık dokuz yıl geçirdi.

Türkiye ekonomisinin en kritik dönemlerinden birinde bankacılık sektörünün başındaydı.

15 Temmuz darbe girişimi, 2018 döviz krizi, kamu bankalarının kredi genişlemesi, pandemi dönemindeki finansman politikaları, kur korumalı mevduat uygulaması, bankaların döviz işlemlerine yönelik sınırlamalar ve yeni bankalara verilen izinler onun görev yaptığı yıllara denk geldi.

Bankacılık sektöründe kimin banka kurabileceği, kimin faaliyet izni alacağı, hangi bankanın hangi kurallarla çalışacağı konusunda karar veren kurumun başındaydı.

Şimdi Vakıf Katılım Genel Müdürü.

Üstelik kamu katılım bankalarının birleştirilmesi gündemde ve bu birleşmiş bankanın yöneticiliği için en güçlü aday da o.

Bu yüzden Akben’in açıklamaları yalnızca bir babanın oğlunu savunmasından ibaret değil.

Fon skandalını mümkün kılan ilişki ağını anlamak için kritik önemde.

Dünkü yazıdan sonra Mehmet Ali Akben’den iki cevap geldi.

İlkini İsmail Saymaz’a yakın çevresi üzerinden iletti.

İkincisini LinkedIn hesabında bir kamuoyu duyurusu olarak yayımladı.

Kendisinin, ailesinin ve çalıştığı kuruluşların Tera fonlarından alım satım yapmadığını söyledi.

Oğlunun Grainturk’teki göreviyle Taha Çakmak hakkındaki soruşturma arasında bir ilişki bulunmadığını savundu.

Tera Yatırım Bankası’nın izinlerinin de mevzuata uygun verildiğini belirtti.

Ama açıklamalarda dikkat çekici bir sorun var.

Akben, yazıdaki ilişkileri birbirinden ayırarak anlatıyor. Oysa benim sorduğum soru, zaten bu ilişkilerin neden aynı yerde kesiştiği.

Üstelik iki açıklaması arasında da önemli farklar bulunuyor.

Önce Tera Yatırım Bankası’ndan başlayalım.

Akben, oğlunun 2022’de Grainturk yönetimine girdiği tarihte Tera Yatırım Bankası’nın henüz bulunmadığını söylüyor.

Ama BDDK’nın internet sitesinde 27 Ekim 2021 tarihli, 9890 sayılı bir karar var.

Bu kararla Emre Tezmen, Oğuz Tezmen ve diğer kuruculara Tera Yatırım Bankası’nı kurma izni verilmiş.

Kararın verildiği tarihte BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben.

7 Nisan 2023’te ise bankaya faaliyet izni verilmiş.

O tarihte de BDDK Başkanı yine Mehmet Ali Akben.

15 Mayıs 2023’te görevinden ayrılmış.

Yani Tera Yatırım Bankası’nın hem kuruluş hem faaliyet izinleri Akben’in başkanlığı döneminde verilmiş.

Banka 2022’de henüz faaliyete geçmemiş olabilir.

Ama kuruluş izni çoktan verilmişti.

Üstelik bu izni veren kurumun başında kendisi vardı.

Peki neden açıklamasında bu büyük ayrıntıyı atlıyor?

İkinci tuhaflık daha ilginç.

Akben, İsmail Saymaz’a ilettiği ilk açıklamada şöyle diyor:

“Kaldı ki banka için bakanlık ve Merkez Bankası onayıyla izin verilebilir.”

Oysa 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 6. maddesine göre Türkiye’de banka kuruluş izni verme yetkisi BDDK’ya ait.

Kurulun en az beş üyesinin aynı yönde oy kullanması gerekiyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın veya Merkez Bankası’nın ayrıca onayı aranmıyor.

Yaklaşık sekiz yıl BDDK Başkanlığı yapmış birinin bu yetkinin hangi kuruma ait olduğunu bilmemesi düşünülebilir mi?

O halde neden ilk açıklamasında Bakanlığı ve Merkez Bankası’nı işaret etti?

Acaba sorumluluğu başkalarına atmaya mı çalıştı?

Daha ilginci, LinkedIn’de yayımladığı ikinci açıklamasında bu cümle yok.

Bakanlık ve Merkez Bankası ortadan kaybolmuş.

Yerine izinlerin mevzuata uygun verildiği açıklaması gelmiş.

Zaten kimse Tera Yatırım Bankası’na verilen izinlerin mevzuata aykırı olduğunu ileri sürmüyor.

Soru başka.

Tera bu izni hak ediyor muydu?

Bu izinleri veren kurumun başkanı ile Tera’nın bugün adının geçtiği soruşturmada tutuklanan eski başkan yardımcısı ve oğlunun yöneticisi olduğu şirket arasındaki ilişkiler gerçekten sadece tesadüf mü?

Gelelim Ahmet Emir Akben’e.

1994 doğumlu.

2017’de Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş.

2019’da, kısa bir avukatlık tecrübesinin ardından VakıfBank’ın New York Şubesi’nde çalışmaya başlamış.

Eylül 2020’ye kadar bankanın uyum departmanında görev yapmış.

O sırada babası ne iş yapıyordu?

BDDK Başkanıydı.

Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından birinin New York Şubesi’ne, hukuk fakültesinden henüz iki yıl önce mezun olmuş genç bir avukat hangi tecrübesiyle alındı?

Başka adaylarla yarıştı mı?

İşe alınırken hangi kriterler esas alındı?

Babasının BDDK Başkanı olması bu tercihte rol oynadı mı?

Bu soruların cevabını VakıfBank verebilir.

Ama kariyerindeki hızlı yükseliş bununla bitmiyor.

2022’de, henüz 27-28 yaşındayken Grainturk Holding’in bağımsız yönetim kurulu üyesi oluyor.

Üstelik Denetim Komitesi ve Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanlığı görevlerini üstleniyor.

Şirketin mali denetimi ve risklerinin izlenmesinden sorumlu iki önemli komite.

Henüz beş yıl önce hukuk fakültesinden mezun olmuş bir avukat hangi finans ve denetim tecrübesiyle bu görevlere getirildi?

Grainturk yönetimi onu hangi özellikleri nedeniyle tercih etti?

Ve şimdi bu şirketin adı, Taha Çakmak hakkındaki soruşturmada geçiyor.

Çakmak’ın Tera’dan neden özellikle Grainturk hissesi almasını istediği hâlâ açıklığa kavuşmuş değil.

Grainturk’te Akben’in oğlunun yönetici olması ile bu talep arasında bir bağlantı bulunduğunu gösteren bir delil de henüz ortaya konmuş değil.

Bu tuhaf tercih herhalde Çakmak’a sorulmuştur. Ne dediğini ise bilmiyoruz.

Akben ise Çakmak ile yollarının 2021’de ayrıldığını söylüyor.

Peki bu, eski başkan yardımcısının neden oğlunun yönetiminde bulunduğu şirketin hisselerinin alınmasını istediği sorusunu cevaplıyor mu?

Bir de Akben’in kendi kariyerindeki geçiş var.

15 Mayıs 2023’te BDDK Başkanlığından ayrılıyor.

31 Ekim 2023’te Vakıf Katılım Genel Müdürü oluyor.

Aradan sadece beş buçuk ay geçmiş.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 86. maddesi, BDDK başkan ve üyelerinin görevden ayrıldıktan sonraki iki yıl boyunca kurumun denetlediği sektördeki özel kuruluşlarda çalışmasını yasaklıyor.

Vakıf Katılım’ın kamu bankası statüsü nedeniyle bu yasağın söz konusu atamaya uygulanıp uygulanmadığı ayrı bir mesele.

Ama mesele yalnızca kanunun lafzı değil.

Sekiz yıl boyunca bankaları denetleyen bir kurumun başkanı, görevinden ayrıldıktan beş buçuk ay sonra denetlediği sektördeki bir bankanın genel müdürü oluyor.

Daha da önemlisi, bankacılık sektörünün en kritik kararlarını veren kurumun başkanlığından ayrılan bir isim neden bu kadar kısa süre içinde çok da büyük olmayan bir kamu katılım bankasının yönetimine geçiyor?

Bu tenzili rütbenin motivasyonu ne?

Bu soruların hepsi daha mantıklı cevapları hak ediyor.

Mehmet Ali Akben ise iki açıklamasında da ilişkilerin hiçbir anlam taşımadığını anlatmaya çalışıyor.

Oğlunun Grainturk’te olması ayrı bir olay.

Eski başkan yardımcısı Taha Çakmak’ın tutuklanması ayrı.

Çakmak’ın Tera’dan Grainturk hissesi almasını istediği iddiası ayrı.

Tera Yatırım Bankası’na kendi döneminde izin verilmesi ayrı.

Oğlunun VakıfBank New York Şubesi’ndeki işi ayrı.

Hepsi birbirinden bağımsız tesadüfler.

Homosapiens’in ortaya çıkışında bile daha az tesadüf var.

Türkiye’de bu zincirleme tesadüfler kazasının tutanağını kim tutacak?

YORUMLAR (14)
14 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.