Ortadoğu'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'ı hedef alan operasyonları sürerken, bölgenin güvenlik dengelerini yakından ilgilendiren yeni bir diplomatik girişim gündeme geldi. Reuters'ın 26 Ekim tarihli haberine göre, ağustos ayında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalayan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın üst düzey güvenlik yetkilileri, İran yönetimiyle görüşmek üzere Tahran'a gitmeye hazırlanıyor.
Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırılan haberde, görüşmenin bölgesel güvenlik ve koordinasyon amacıyla gerçekleştirileceği belirtildi.
Pezeşkiyan: Mekke İttifakı'na katılmaya hazırız
MİT BAŞKANI İBRAHİM KALIN DA HEYETTE
Reuters'a konuşan kaynaklara göre Suudi Arabistan'ı Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Pakistan'ı ise Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir temsil edecek. Türkiye adına görüşmelere Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın katılması bekleniyor.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri Keni de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, üç ülkenin temsilcilerinin Tahran'a geleceğini doğruladı.
Bakıri Keni, Kalın, Bin Selman ve Münir'in İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ile bölgesel güvenlik konularında istişarelerde bulunacağını söyledi.
SUUDİ ARABİSTAN'A FÜZE VE İHA SALDIRILARI ARTTI
Tahran'da yapılması planlanan görüşme, Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Suudi Arabistan, 25 Ekim Pazar günü ülkeye yönelen yeni bir füze ve insansız hava aracı saldırısı dalgasını engellediğini duyurdu.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü askerî operasyonlarla bağlantılı bölgesel çatışmalar, Washington'ın müttefiklerinden Suudi Arabistan'ı da doğrudan etkiliyor.
Reuters'a göre planlanan Tahran görüşmesi, Husi saldırılarının yoğunlaşmasından bu yana Mekke Savunma Paktı'nın üç üyesiyle İran arasında gerçekleştirilecek ilk ortak üst düzey temas olacak.
Trump'tan Mekke İttifakı açıklaması: Türkiye, Suudi Arabistan’a yardımcı olmak istiyor
MEKKE PAKTI'NIN EN ÖNEMLİ MADDESİ: BİRİNE SALDIRI, ÜÇÜNE SALDIRI
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ağustos 2026'da Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamıştı. Üç ülkenin askerî ve güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan anlaşmanın en önemli maddesi, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının bütün üyelere yapılmış kabul edilmesi.
Reuters'ın gördüğü anlaşma metnine göre taraflar, birbirlerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve uluslararası alanda tanınan sınırlarını tehdit eden gelişmelere karşı gerekli bütün araçları kullanmayı taahhüt ediyor.
Anlaşma, bölgede kolektif savunma mekanizması oluşturulması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte paktın ülkelerin iç hukukundaki onay süreçleri henüz tamamlanmış değil. Pakistan anlaşmayı geçen hafta onaylarken, Türkiye'de TBMM'nin onay süreci devam ediyor.
Meclis'e sunulan Mekke Anlaşması’nın tam metni: Her türlü saldırıya ortak karşılık verilecek
ÜÇ ÜLKE RİYAD'DA ACİL TOPLANTI YAPMIŞTI
Mekke Savunma Paktı ülkelerinin bakanları, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların artması üzerine ekim ayının başlarında Riyad'da olağanüstü toplantı gerçekleştirmişti. Toplantıda, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin sağlanması amacıyla askerî birliklerin ve savunma kabiliyetlerinin ülkeye hızlı biçimde konuşlandırılabilmesine yönelik hazırlık yapılması kararlaştırılmıştı.
Bu kararın ardından üç ülkenin güvenlik yetkililerinin İran'la doğrudan görüşme hazırlığına girmesi dikkat çekti.
PAKİSTAN, ABD İLE İRAN ARASINDA ARABULUCULUK YAPIYOR
Tahran'daki görüşmelerin bir diğer önemli boyutunu, Pakistan'ın ABD ile İran arasındaki arabuluculuk girişimleri oluşturuyor. Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, geçen hafta da Tahran'ı ziyaret ederek İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmüştü.
İran basınına göre Tahran yönetimi, bu temaslarda kendi talepleri karşılanmadığı sürece Washington ile yeni müzakerelere başlamayacağını bildirdi.
Pakistan'ın arabuluculuk girişimleri, haziran ayında ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına katkı sağlamıştı. Ancak anlaşmanın ardından birkaç hafta içinde çatışmaların yeniden başlamasıyla diplomatik süreç kesintiye uğramıştı.
