Süresiz nafakaya ilişkin yasal düzenleme çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanlığı ve AK Parti Grubu tarafından hazırlanan, 13. Yargı Paketi'nde yer alması planlanan taslağın yeniden ele alınmasının istendiği bildirildi.
Düzenlemenin mevcut hâliyle farklı kesimlerde mağduriyet yaratabileceği yönündeki değerlendirmelerin, yeni formül arayışında etkili olduğu ifade ediliyor.
NAFAKA SÜRESİNİN EVLİLİK SÜRESİNE GÖRE BELİRLENMESİ PLANLANIYORDU
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesinin ardından yeni düzenleme hazırlıkları hız kazandı. AYM'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı.
Hazırlanan taslakta nafaka süresinin evliliğin ne kadar sürdüğüne göre belirlenmesi öngörülüyordu. Buna göre, 10 yıla kadar süren evliliklerde 5 yıl, 10 yılı aşan evliliklerde ise evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi seçenekler arasında yer alıyordu.
Taslakta ayrıca eşlerin gelir durumlarının dikkate alınması ve hâkime karar verme aşamasında takdir yetkisi tanınması planlanıyordu.
YENİ FORMÜL ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR
Besti Karalar'ın Ekonomi'de yer alan habere göre, düzenlemenin hazırlanan şekline ilişkin AK Parti içinde de farklı görüşlerin bulunduğu belirtiliyor. Özellikle evlilik süresini esas alan modelin bazı durumlarda adaletsiz sonuçlar doğurabileceği yönündeki değerlendirmeler nedeniyle alternatif seçenekler gündeme geldi.
Resmi Gazete'de yayımlandı... AYM, 'süresiz nafaka' hükmünü iptal etti: 9 ay sonra yürürlüğe girecek
Yeni formülde tarafların ekonomik ve sosyal koşullarının yanı sıra yaşlarının da dikkate alınması üzerinde duruluyor. Süresiz nafakanın tamamen kaldırılması seçeneğinin yeniden değerlendirilmesi de tartışılan başlıklar arasında bulunuyor.
ANLAŞMALI BOŞANMALARDA FARKLI UYGULAMA GÜNDEMDE
Üzerinde durulan seçeneklerden biri, anlaşmalı boşanmalarda tarafların ekonomik koşullarının değerlendirilmesi. Maddi durumların eşit olduğu durumlarda süresiz nafakanın kaldırılması, ekonomik açıdan belirgin farklılık bulunması hâlinde ise kararın hâkimin değerlendirmesine bırakılması seçenekler arasında yer alıyor.
Bu yaklaşımın benimsenmesi durumunda nafaka süresinin evlilik süresine göre hesaplanmasına ilişkin modelin de yeniden düzenlenmesi gerekebilecek.
Süresiz nafakaya ilişkin nihai düzenlemenin hangi esaslara dayanacağı henüz netleşmiş değil. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından taslağın yeniden değerlendirilmesi ve yasal sürecin buna göre şekillenmesi bekleniyor.

