Fenerbahçe Stadı
Dün yapılan Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısında konuşan Aziz Yıldırım;
"Bir stat meselesi var. Bizden önceki ve ondan önceki yönetimin içinden bazı insanlar devletle diyaloğa girmişler. 'Ben Fenerbahçe'nin menfaatine olmayan bir şeye evet diyemem.' Ancak menfaat görürsem bunu kongreye götürürüm. 'Bana iş verin, stadı şöyle yaparım.' diyecek bir şerefsiz değilim. Kamuoyundaki olumsuz havayı yenerek bunu bir raya oturtalım. Allah, Fenerbahçe'nin yardımcısı olsun.”
Gelinen nokta: Menfaat mi, kırmızı çizgi mi? Daha büyük bir stat mı? Daha yüksek gelir mi? Daha modern bir tesis mi? Yoksa bütün bunları değerlendirirken kulübün tarihî kimliğini ve üyelerinin iradesini koruyabilmek mi?
Şekip Mosturoğlu "Fenerbahçe Stadyumu'nun taşınması mümkün değildir. Burası devletin değil, tamamen kendimize ait bir yerdir. Genel kurulumuz izin vermediği sürece bu stat ilelebet bizim kalacaktır."
Maltepe'de 75 bin kişilik bir stada kavuşunca gelirler birden 300 milyon euroya sıçrayacakmış?!
Santiago Bernabéu Stadı güncel verilere göre 83.186 kişilik bir kapasiteye sahip. Real Madrid'in stadyum faaliyetlerinden elde ettiği gelir 350 milyon euronun üzerinde. Maçların yanı sıra etkinliklerin, konserlerin düzenlendiği; restoranların ve alışveriş mağazalarının bulunduğu bir tesis haline gelmesi sayesinde böyle bir bütçeye ulaşabilmiş.
"Maltepe Stadı nasıl olacak?"
Mesele büyük stat yapmak değil, 75 bin koltuğu sezon boyunca doldurabilmek olmalı. Borussia Dortmund ve Bayern Münih gibi kulüplerin tribünlerini istisnasız her maçta doldurabilmesinin arkasında yıllardır oturmuş olan futbol kültürü ve güçlü ekonomik yapı var. Ülkede 75 bin kişilik bir stat derbilerde veya büyük Avrupa maçlarında dolabilir. Peki ya sıradan bir lig maçında? Fenerbahçe ya da diğer kulüplerimizin kötü gidişatta statlarında kaç bin kişiye oynadığına dair istatistikler ortada...
Tabii ki stadın yenilenmesine gerek var; çok eskidi, deprem yönetmeliğine uygunluğu ne ölçüde? Mesela.
Yanlış hatırlamıyorsam Aziz Başkan önceki kongrede stadın büyütülmesi için Nihat Özbağı görevlendirmiş hafta başı temel atılacağı söylemi olmuştu.
Papazın Çayırı, yalnızca futbol tarihimizin değil, işgal yıllarının da tanığıdır. Fenerbahçe’nin Millî Mücadele’ye destek verdiği, mühimmat sevkiyatında rol aldığı tarihî kaynaklarda anlatılıyor. Bakalım durum hangi doğrultuda devam edecek.
Aziz Yıldırım’ın ruh hali
Seçilse laf söylüyor, seçilmezse laf söylüyor. sanki baskı ile başkanlık görevine oturuyor - oturtuluyor:
"Ben gidersem 124 yıllık kulüp batar."
"Mayıs'tan sonra yokum, herkes Fenerbahçe düşmanı, biz hariç."
"Biz geldik, borç ödedik, ödüyoruz; biz gidersek yanar, çöker, biter, kulübe sahip çıkın."
"İsmail Kartal'ı ben istemedim, ben gitmeden gidemez." Pazartesi günü oynayacağı derbi maçı var, teknik direktörünün üstüne bindirilen bir yük, teknik direktörü için taraftarın önünde "korkuyor" ifadesini kullanıyor.
Kante, Guendouzi, büyük paralara alınmış nasıl kovalım ben mi aldım. Asensio gitsin ameliyat olsun.
"Bir daha divana gelmeyeceğim. Ben Mayıs'tan sonra yokum. Bir daha kulübün içine gelmem. Kulübünüze sahip çıkın.”
Seçimde slogan "Ben Fenerbahçe’nin ta kendisiyim" değil miydi? Ne oldu şimdi? Gerçekten Fenerbahçe’nin sorunları bunlar mı?
Başkanın egoları mı? Yıllar sonra 3 Temmuz olayı için Lütfi Arıboğan hakkında hapis istemi konuşuluyor, konu ile ilgili açıklama yok. MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tutuklandı, bununla ilgili konuşma yok. Birlik beraberlik olayından bahsediyor, eski yöneticiye locasını vermemek için dört aydır mahkeme köşelerinde. Eski yönetim paraları aldı, yedi diyor, sonra onları ibra ediyor.
Fenerbahçe, Aziz Yıldırım’dan önce de vardı, ondan sonra da var olacak. Hiç kimsenin kulüpten daha büyük olmadığı gerçeğini hatırlamak için sloganlara değil, kurumsal bir anlayışa ihtiyaç var.
