Back To Top
Paramız daha çok itibarımız daha az

Paramız daha çok itibarımız daha az

 - Son Güncelleme: 06.10.2019 Pazar 07:56
- A +

Elimde bir dergi var. Bir değil, iki. Ama ikisi de ‘Hece.’

Birisi Hece’nin kendisi, diğeri Hece Öykü.

İki gündür meşk ediyorum. Güzel şiirler okudum.

Hüseyin Atlansoy’un yüzünü görmüş gibi oldum Açık Kaplan Haykırışı’nda. Bana iyi geldi.

Faruk Uysal’ı görmeyeli kaç sene oldu? 10 sene desem olur, 20 sene desem de olur. Çünkü ayaküstü görüştüysek de haşır neşir olamadık.

“Adem, Havva, Habil, Kabil

Zaman geçtikçe isimler de bakım istiyor.”

Anladım Faruk’un şiirini. Hissettim.

“Kırıldı kadehi ruhumun.”

Al benden de o kadar Faruk Uysal.

Mehmet Aycı’nın ‘Migren’indeki şiir parıltısına sevindim.

Ah! Ali Sali de burada.

Ali’nin kelimelerle ve hayatla ilişki tarzından haberdarım. Acılarından da... Şiirini okurken 40 yıl öncesine gittim.

“Geceler boyu ağlayanlar arasında/Yazılmış adın gördüm/Sevdanın yüzüne ettiklerini/O gizemli ağrıyı gördüm.”

Eskimemiş Ali’nin şairliği.

İsmail Karakurt Sultanahmet’te yine Tarih’le kendisi arasında. Ama güzel.

“Geçmişin mirası, geleceğin gürültüsü

İçimde bir şey çalışıyor işçi emeğiyle

Ekmek parası evin göğsünde hırıldıyor.”

Dergideki bütün şiirleri ve bütün şairleri bir bir anmam mümkün değil. İzlenimlerim burada yazdıklarımdan fazla.

Burak Ş. Çelik. Kendisini tanımıyorum. Yaşını bilmem, ama şiiri genç olduğunu düşündürüyor.

Bu ‘genç’ kelimesinde acemilik iması aramasın kimse.

Bugün eriştiğimiz hayatın ta içinde.

Benim arkadaşlarım nadiren bu kadar yaklaşıyorlar ‘bugün’e.

Bu bana göre bir eksiklik.

Hani ‘zaman’ın tanığıydınız?

Neden köşe bucak kaçıyor şairler, içine doğdukları ve içinde var oldukları zamandan?

Zamandan ve mekandan münezzeh mi şairler?

Münezzeh olsalar bir şey demem. Biliyorum, hayat hepsinin üstüne çöküyor. Fakat onu yazmıyorlar.

Dünya, hallaç pamuğu gibi atılıyor gözlerinin önünde, yazmıyorlar.

Hepsi mi?

Değil hepsi.

Benim sözüm hem yazmayıp hem de insanların kendilerini anlamadığından yakınanlara.

Ali Karaçalı’nın günlüğünde de biraz yürüdüm. Hıfzı Topuz’un ‘Lumumba’sını okumuş.

“Dopdoluyum, sıkılmış bir yumruk gibiyim. Karnımda siyah bir Afrika öfkesi dolaşıyor” demiş Karaçalı.

Ah! Öfkeleniyoruz, öfkeleniyoruz...

Afrika öfkesi, Asya öfkesi, Filistin öfkesi...

Ama helal olsun. Ali muhtemelen benden bir iki yaş büyüktür. Bu yaşta bu kadar taze. Şükür Allah’a.

Şairler hakkındaki sitemime devam edeyim. Böyle ‘genç’ hisleri şairlerde niye göremiyoruz artık?

Mesela niye öfkelenemiyorlar?

Öfkelenince bozulur mu şiir?

Şairin sosyetesi mi sarsılır?

Rasim Özdenören’in yazılarını zevkle okudum.

Felsefe konuşurken, edebiyat konuşurken ve tabii yazarken çok iyidir Rasim Abi.

Bu alanlarda hala ondan öğreneceğimiz çok şey var.

Sonra geçtim Hece Öykü’ye.

Kapağını açarken, uzun zamandır öykü okumadığımı fark ettim.

Fatma Barbarosoğlu’nun “Mutluluk Onay Belgesi”ni okuyalı 1 yıl olmuştur.

Çok güzeldi.

Kendime haksızlık etmeyeyim. Yakınlarda Murathan Mungan’ın “Dersim Hikayesi”ne başladım.

Ve sarsıldım. Hatta imrendim.

Dersim bahsini bir ara açarız.

Hece’deki ilk öykü Mihriban İnan Karatepe’nin.

“Aklımdan çık.”

“Kafam demir parmaklıklara sıkıştı sayende yine... Aklımdan çık.”

Bu cümleyle başlıyor.

Derginin kapağını açarken bu kadar iyi bir öyküyle karşılaşmayı ummuyordum.

Okuyup bitirdikten sonra kapattım derginin kapağını. Bugün bu kadar yeter dedim. Öbür öyküleri sonra okurum.

***

Geçen hafta İbrahim Tenekeci İtibar dergisinin yayınına son verdiğini bildirdi.

Üzüldüm.

İşitince, bunun bir ‘itibar kaybı’ olduğunu düşündüm.

Bir kelime oyunu olarak değil.  Adı itibar olsun olmasın, bir derginin kapanması itibar kaybıdır.

Dergi için mi, veya dergiyi çıkaranlar için?

Hayır, hepimiz için.

Düşünsenize, okumadığımız için dergiler kapanıyor.

Nicel olarak çoğalıyoruz.

Nitel olarak eksiliyoruz.

Paramız daha çok, itibarımız daha az.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
sinan üçüncü 09 Ekim 2019 10:32
Yusuf hocam paramız çok dememiş ki, itibarımızdan çok demiş. haklı da....
Levent Tümerol 08 Ekim 2019 14:06
Yusuf Ziya Bey, kaleminize sağlık. Şu gündem ve yorucu hayat içerisinde edebiyatla ilgili yazı okuma ne iyi geldi. Nacizane tavsiyem Heceöykü'de iki sayıdır Recep Kayalı isminde bir hikayeci var dikkatle okumanız gerek. İki sayıdır etkiliyor beni. Ayrıca Hale Sert, Emin Gürdamur'u da okuyunuz. Recep Kayalı ile birlikte dikkatimi çeken isimler arasında bu yazarlar da var
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 16:19
Para.,.,Baskasinin parasi yani..,
ramazan gün... 06 Ekim 2019 16:11
(5)soyut bir metafizik ile soyut bir fizik arasına yerleşebilseydik 'somut' bir biçimde; ilahi olanı ve tabiatı 'bizim dışımızda' olarak konumlandırmasaydık; bu 'zamandan münezzeh' denilen şuur dışına 'atılmış' zamansız alanları 'temaşa'da kalmasaydık.. 'gayri şahsi' bir illet tasavvuru yerine bir 'faal'e yönelseydik.. putperstlikle mümin arasında bir çemberin başı ve sonu gibi şu tarafa doğru 359, bu tarafa doğru ise sadece 1 adımlık mesafe olduğunu görebilirdik. görebilir miydik?
ramazan gün... 06 Ekim 2019 15:58
(4)iki şairde 'oraya' vardığında, rahata eriyor; güvenli, risksiz 'mekandan münezzeh'; haliyle aynı biçimde tasarladığı zamandan da!. artık ÇABAya gerek yok; ne büyük rahatlık, numenciler fenomencilere karşı; 'burda iki kere iki dört ediyor'.. burda da 'iki kere iki sen ne etmesini istiyorsan onu'!. tasarım ile kavrayış; hemen açıklamaya ve derhal anlamış olmaya bu kadar ihtiyacımız olmasaydı keşke; bakışımızı nesnesi üzerine daha uzun süre yöneltebilseydik. 'ayırmak olmasaydı artık bir kalbi bir taraktan'!.
ramazan gün... 06 Ekim 2019 15:41
(3)başka şair ve filozofların sıkıştığı başka bir zaman daha var; kendince ötekine zıt, öyle olduğunu iddia ediyor; zamanı içine yerleşilen bir mekan olarak görüyor. zamanüstünün mümkün olamayacağını ve bu sebeple küçük hikayelerin anlatıldığı bir dünyanın büyük hikayesini anlatmayı uygun görüyor. zamanı bir izafete indiriyor. bir dışına çıkılamaz çember tasavvur ediyor ve sonra dışına çıkılamaz olduğunu iddia ediyor. sebep? faydası yok!. yani ikisi de aynı kapıya çıkıyor; zamanüstünde ve içinde bir içine yerleşilen mekan, bir yermiş gibi..
ramazan gün... 06 Ekim 2019 15:27
(2)çoğu şairler ve filozofların sıkıştığı yer burası; en yükseğe seyahat edip vardıkları 'menzil'; büyük soruların sorulabildiği ve daima bir biçimde doğru olan büyük cevapların verilebildiği bir yer; ne söylesen, zıddıyla aynı biçimde doğrulanabilen bir yer; sussan bile uyar; yanlışın olmadığı yer. şiirde ve fikirde ne zıtlıkları birarada kullanabileceğin bir yer. burası yanlışın ve günahın olmadığı yer; muhtevası olmayan kavramlar dünyasına hoş geldiniz; risksiz metafiziğin keyifli 'mekanı'; olabilir de olmayabilir de; sen nasıl kabul edersen öyle!.
ramazan gün... 06 Ekim 2019 15:10
(1)'Zamandan ve mekandan münezzeh mi şairler?'.. zaman, dile yerleşmiş haliyle 'akıp giden' olarak telakki edilirken, bu kolayımıza gelen kullanımda bir lahza durakladığımızda, kendimizi kandırdığımızı, 'faydalı olan'ın bu olduğu için böyle söylediğimizi düşünüyorum, düşündüm; bilmiyorum, konuşuyorum. tüm zaman hakkında konuşanlar gibi.. iki zaman var gibi, zaman olmayan zamanlar bunlar; biri eflatunun 'zamandan münezzeh' idealarını yerleştirdiği 'mutlak zaman'; akmıyor, hareket yok, gerek de yok; güvenilir bir mevzi olması yeterli..
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 13:13
Büyük gazeteler internet yokken milyona yakın satardı. Şimdi dörte biri kadar satmıyor. Ama daha fazla okundukları kanaatindeyim. Fikri olan insanlara basılı yayın yolu ile ulaşmaktan vazgeçecek. Ülkemizde kişi başına ortalama 50 TL internet kullanma parası ödeniyor. Artık kimse basılı medyaya para vermez. İtibarını düşünen çağa ayak uyduracak.
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 11:12
Şu cümle eksik: "Afrika öfkesi, Asya öfkesi, Filistin öfkesi..." Yusuf Ziya tam da bu eksikliği dillendirememe nedeniyle bugünü yaşayıp, yazamayanlardan. Tamamlayayım: Afrika öfkesi, Asya öfkesi, Filistin öfkesi, Türkiye öfkesi.
karar okuru 06 Ekim 2019 10:48
Para=itibar kişiye dünyalık hava katabilir.Ama çok para bozar diyede bir söz vardır.Kapanan sadece o değil ki,Para uğruna susanlar,para için her türlü kötülüğü yapanlar her devirde vardır.Bunun verdiği acılarda şiir olarak günümüze ulaşıyor.Ancak yaşananların çok küçük % desi yazılara dökülerek günümüze ulaşıyor.
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 09:44
Harika! İğrenç politikadan, edebiyatın insaniyetine...
Paramiz yok,itibarimiz hic yok.Borc paralarla bugünlere gelindi.Simdi "harc bitti,yapi paydos'dönemi basladi.IMF söylentileri basladi tekrar,IMF borc verirken dahi cok düsünür oldu artik Türkiye'ye.Borc alinirsa IMF'in hangi sartlari öne sürecegini görecegiz,yakinda..
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 15:06
0
09.36, Dilin sürçü herhalde, Türkiye IMF'den borç almıyor ki, IMF neyi çok düşünüyor...
Süheyl CALISKANOGLU 06 Ekim 2019 18:29
0
IMF'ten daha önce aldigini hatirlatirim,bu gidis gösteriyor tekrar IMF'in kapsisini calacagiz,elde para pul kalmadi,Ekonomi cuvalladi,baska yapacagin kalmadimi,Hello IMF ben geldim, demeye mecbur kalinir. 15,06 anladigini sanirim,bu defa!..
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 00:56
"Paramiz daha cok, itibarimiz daha az"...yani tuzunuz kuru, manevi degerlerinizin azalmasini dert ediyorsunuz. Gozumuz yok, Allah daha cogunu versin ama paramiz daha cok derken genelleme yapmissiniz. Ulkemizde halkin %27si yoksulluk sinirinin altinda yasiyor. Orta sinifin durumu da giderek zorlasiyor. Memurlarin, iscilerin, emekcilerin yan gelirleri, babadan kalma evleri yoksa gecinmeleri zor bugun. Universite mevzunlarinin yarisina yakini is bulamiyor. Parasi olanin itibarli olmasi cok zor degil. Kirasini odeyemeyen, cocuklarinin karnini doyuramayanlarin itibarli olabilmesi cok zor oysa.
gazanfer 07 Ekim 2019 05:22
0
memurlara karıştırma. Bu hükümet kadar memura kıyak yapan gelmiş midir? (maaş, prim, sgk, ikramiye, tazminat, muhtelif izinler, yol harcı, taşınma harcı, lojman, misafirhane, kreş, doğum, ıvır zıvır, cart curt, vs., vd.) İnsaf el-insaf; ye ye doymazsınız, Şikayetiniz tükenmez..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN