Başdanışman’dan ‘görüp göreceğiniz hukukla demokrasi’ çıkışı

Terörsüz Türkiye sürecinden taraflar aynı şeyi anlamıyor, beklentiler örtüşmüyor diye her seferinde uyaranlardandım.

İktidar ortakları AK Parti ile MHP’nin öncelikleri bile ayrışıyordu.

AK Parti, Etkisiz CHP sürecine öncelik verirken MHP’nin önceliği hep Terörsüz Türkiye’ydi.

Oysa iki süreç; doğaları gereği birbirine tersti, zıt istikametlerde ilerliyorlardı.

Terörsüz Türkiye, herkese eşit hukuk ve demokrasi vaat ederken Etkisiz CHP, demokratik siyasi muhalefeti dışlamaya dönüktü.

Bu kapsam farklılaşması, Terörsüz Türkiye’nin üçüncü sacayağı DEM’le iktidar arasındaki makası daha da açtı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum’un son çıkışı, DEM’lileri bir uçuruma dönüşen bu farklılaşmayla yüzleşmeye zorluyor şimdi.

Ancak makas, kolay kapatılamayacak kadar açık.

Uçum özetle; Öcalan’a İmralı’da serbest çalışma ofisi ve şartlarıyla Cumhurbaşkanlığındaki alt kurulda koordinatörlük unvanı sağlanabileceğini ama bunların hukuki statüsünde bir değişiklik anlamına gelmeyeceğini söylüyor.

Dağdan inecek, cezaevlerinden çıkacak, Avrupa kanadından gelecek PKK’lılara silah bırakma karşılığında yasal statü ve demokratik siyasete katılım kapılarının öyle sanıldığı gibi açılmayacağı anlaşılıyor.

Öcalan’ın, örgütüne silah bırakma ve fesih çağrısının adı “Barış ve Demokratik Toplum”du.

İşte o demokratik toplum kısmı bekleyecek, başka bahara bırakılıyor.

Görüp görecekleri hukukla demokratikleşme, Öcalan’a verilecek koordinatörlük görevinden ibaret. O da Silahsızlanma ve Siyasallaşma Komisyonunda rolünü oynayabilmesi için.

Budur, gerisi pazarlık ve müzakereye kapalı, Çerçeve Yasa’yla yetineceksiniz, deniyor.

Öcalan razı mı, bilmiyoruz. Fazlasını bekleyen DEM ve Kandil kadroları tepkili.

Başdanışman Uçum ise yeni döneme geçerken iç iktidar mücadelesinde pozisyon kapmak için el yükseltenlerin süreci aksattığı iddiasıyla DEM cephesini uyarıyor.

Uçum’un ayarı, DEM Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel’i kızdırdı. Süreci başından beri asıl Uçum gibilerin aksattığı iddiasıyla tahrik suçlamasını iade etti. Sürecin yerine oturmamasından, demokratik muhalefetin umut ve inancının büyütülememesinden onları sorumlu tuttu.

Geçen sürede DEM ve Kandil’in beklentileri örtüştürülse bugün burada olmazdık.

Fakat kabul edelim ki Uçum’un beklentileri düşürmesi, sert de olsa gerçekçi. AK Parti’li Orhan Miroğlu’nun X’teki şu yorumuna katılmamak elde değil:

“Uçum’un yazı ve açıklamalarının büyük ölçüde devletin içinden geçenleri yansıttığını görmek lazım.

Son paylaşımı da bunun bir parçası. Dolayısıyla silahsızlanmanın karşılığında demokraside ilerleme veya Kürtler’in özgün hakları için bir pazarlığın olmadığını ve olamayacağını söylemesi gerçeği yansıtıyor.

Kızıp Uçum’a yüklenmek yerine, Uçum’un ifade ettiği gerçeklikle hareket etmek en doğrusu olacaktır.

Devlet silahları teslim etme karşılığında, TBMM’de kabul edilen, DEM’in de altına imza atarak onayladığı yasal çerçeve ve yol haritası dışında herhangi bir vaatte bulunmuyor.

DEM ve PKK’nin taleplerini ise silahların teslim edileceği sürecin sonlarına bırakıyor. Beğenin beğenmeyin, devletin Öcalan’la sağladığı mutabakatın özü budur.”

Ayakları yere değdirme zamanı geldi.

FON VURGUNLARINDA KİMLER KİMLERLE BERABER

"Dün ortalık yine iktidar albümünden çıkan çarpık fotoğraflarla çalkalanıyordu” diye lâfa girip, tâ 2022’de “kimler kimlerle beraber” başlığıyla yazmıştım.

‘Nereden nereye’ sorusu eşliğinde buyurun, 4 yıl sonrasına uyarlayalım...

AK Parti iktidarının ilk yıllarını hatırlıyorum, yoldaki tehlikeler öngörülebiliyordu.

Lenin’in “Şimdi iktidardayız ve artık bütün alçaklar bizden yana” sözü, Erdoğan’ın çekirdek ekibinde sık sık konuşulurdu.

Kendilerini neyin beklediğinin farkındaydılar.

Lord Acton’un “güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar” uyarısı da düşmüyordu dillerinden.

Yozlaşmaya karşı güya tetikte, uyanıktılar.

Özdemir Asaf’ın, bütün renkler aynı hızla kirlenirken birinciliği beyazın aldığını söyleyen şiirini, hem de ezberden okuyorlardı.

Fakat tehlikeyi öngördükleri hâlde AK Parti iktidarını, çürüyenlerle bozulanlardan korumalarına yetmedi. Yetse bugünlerde bizzat AK Parti’liler; ‘Erdoğan öfkeli, neşter vuracak, gecikmeden vursun’ taleplerini yükseltmezdi.

Fıkra kahramanı Temel’in, yerdeki muz kabuğunu görünce “eyvah, gene düşeceğiz” demesine benzedi.

İleride kendilerini bekleyen muz kabuklarını görüyorlardı. Düşenler yine de kayıp düştüler.

Çok uzayan iktidarların kaçınılmaz sonu mudur?

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.