2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı nedir? Madımak Oteli'nde ne oldu?

Türkiye'nin utanç tarihlerinden biri olan 'Madımak Olayı nedir?', 'Sivas Katliamı'nı kimler yaptı?' Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından, 2 Temmuz 1993 günü Sivas'taki Madımak Oteli'nde düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanı, radikal dinci gruplar tarafından yakılarak öldürüldü. Katiller için açılan dava, katliamdan 19 yıl sonra zaman aşımına uğrayarak düştü, kimse ceza almadı...

2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı nedir? Madımak Oteli'nde ne oldu?

'2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Oteli'nde ne oldu?', 'Madımak Katliamı nedir?', 'Sivas Katliamı'nı kimler yaptı?' sorularının yanıtlarına sayfamızda yer verdik. 1993 yılında Sivas'taki Madımak Katliamı'nda öldürülenler her yıl olduğu gibi bugün de Türkiye'nin farklı yerlerinde düzenlenen eylem ve etkinliklerle anılıyor. Sosyal medya kullanıcıları, #unutMADIMAKlımda etiketi altında görüşlerini dile getirerek anmalara katılıyor. İşte detaylar...

SİVAS MADIMAK KATLİAMI NEDİR? 12 TEMMUZ 1993'TE NE OLDU?

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında pek çok aydın, sanatçı ve fikir insanı bulunan grup, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak dört gün sürecek Pir Sultan Abdal Şenlikleri için bu kente gitti. 1 Temmuz'da şenliğin açılışında konuşanlardan biri de yazar Aziz Nesin'di. Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci de kente gidenler arasındaydı. 33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas'a giden 12 yaşındaki Koray Kaya'ydı. Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thedora Thuys katliamın tek yabancı kurbanıydı.

Katliamdan iki gün önce kentte bir bildiri dağıtılmıştı. Bildiride Aziz Nesin'in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.

Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için "Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir" ifadesi kullanılmıştı.

MADIMAK OLAYI NASIL BAŞLADI?

2 Temmuz 1993 günü cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne bir yürüyüş başladı.

"Sivas laiklere mezar olacak" atılan sloganlardan biriydi. Saldırgan grubun bir kısmı yeni dikilen "Halk Ozanları" heykelini yıkıp, yerde sürüklerken; bir kısmı Valilik önünde Ahmet Karabilgin'i protesto etti.

Valinin katliam sonrası İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği rapora göre, saldırganların sayısı her saat artıyordu. Yine aynı rapora göre, akşam saat 18.00'de Madımak Oteli'nin önünde o ana kadar hiçbir aşamada dağıtılmamış 15 bin kişi vardı. Otel önündeki araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verildi, otelin camları kırıldı.

Yaklaşık 2 saat sonra otel ateşe verildi, saldırgan kalabalık sloganlarına devam etti.

Madımak Oteli'nin önünden çekim yapan İhlas Haber Ajansı'nın görüntülerinde otelin etrafını kuşatanların sloganları yanında sözleri de duyuluyordu. Biri otelin birinci katına çıkan saldırgana "Lan yakın" diye seslenirken, bir diğeri ilk alevin görünmesiyle "Cehennem ateşi işte" diye sesleniyordu.

Kente davet edilen takviye kuvvetler ise zamanında gelmedi veya gelenler yetersizdi. 35 kişi otelde hayatını kaybetti.

SİVAS KATLİAMI'NI KİMLER YAPTI?

Katliamın yaşandığı gün haber ajansları ve televizyon kanallarının kaydettiği görüntülerde, cuma namazı kıldıktan sonra camiden çıkan insanların ellerinde benzin bidonlarıyla, Alevi sanatçı ve fikir insanlarının kaldığı Madımak Oteli'ne gittiği görülüyor. Görüntülerdeki seslerde, "İçeri girin yakın", "Yakacaksın bunları böyle" gibi sözleri net bir şekilde duyuluyor.

Saldırı düzenleyenlerin radikal dinci vatandaşlar olduğunu söylemek mümkün. Zira, Pir Sultan Abdal Şenlikleri dolayısıyla şehre gelen Alevi sanatçı ve aydınlar için, kente sokulmaması yönünde önceden çeşitli bildiri ve broşürler dağıtıldığı biliniyor. Söz konusu sanatçı ve fikir insanlarının istenmemesinin nedeni ise, 'dinsiz'likle itham edilmeleri ve İslam diniyle ilgili bazı yazıları ve söylemleri.

SİYASİLERİN TEPKİSİ NE OLDU?

Turgut Özal'ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel'in yerine DYP Genel Başkanı seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller görevi devralalı henüz bir hafta olmuştu.

Çiller'in Madımak Oteli'nde yaşananların ardından söylediği sözler tartışma yaratacaktı: "Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir."

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu ve "Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasını" vurguluyordu: "Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş... Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır... Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır."

İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise Aziz Nesin'i hedef gösterdi: "Aziz Nesin'in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir." Aziz Nesin, ilerleyen günlerde Gazioğlu'nun 'yalancılıkla' suçladı.

Koalisyon ortağı SHP'nin eski genel başkanı, dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü, olaylar sırasında Aziz Nesin'le telefonla görüşerek "En kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını" söyledi. İnönü, katliamın ardından SHP'ye ve kendisine yönelik eleştirilere, "Ne yapayım, yetkim yoktu" cevabını verdi.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU OLAYLARDA YER ALDI MI?

Madımak Oteli'nden sağ kurtulan Aziz Nesin, Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu'nu "Gazanız mübarek olsun" diye bağırarak saldırgan grubu kışkırtmakla suçladı.

Karamollaoğlu'nun ilerleyen yıllarda, baştan itibaren olayları yatıştırmaya çalıştığını ve ölümlere çok üzüldüğünü söylemekle birlikte olayları katliam olarak nitelememesi ve oteldekilerin pencereleri açmamalarını vurgulaması tartışma yarattı.

Karamolaoğlu, 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde Artı TV'de katıldığı programda Sivas'la ilgili bir soru üzerinde şunları söyleyecekti:

"Katliam olarak vasıflandırmadım. Bu üzücü bir hadisedir. Bu, hakikaten çok acı olarak tarif edilir. Ancak; katliam demek kasıtlı olarak ben bu insanları öldürmek için şunu yaptım denirse olur. Onun adı katliam olur. Ama orada bir hadise meydana gelmiş; oteldeki perdeler yakılmış, arabalar yakılmış.. Arkasında da ateş bacayı sarmış. İçerideki insanlar da benim hala anlayamadığım, pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş."

DAVA SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?

Çeşitli mahkemelerde başlatılan soruşturmalar o dönem kapatılmamış olan Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) son buldu. Mahkeme ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay'a gönderdi. Yargıtay ise dosyaya bakması gereken yerin Ankara DGM olduğuna karar vererek dosyayı geri gönderdi.

Ankara 1 Nolu DGM'ye sunulan iddianamede olayların nedeni, 'şenliklere katılanlar' olarak gösterildi, Aziz Nesin'in varlığı 'eylemin hazırlayıcı sebepleri' arasında sayıldı.

İddianamede şu ifadeler yer alıyordu:

"Hele hele Aziz Nesin'in İslam Dini'ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir."

DGM Başsavcısı Nusret Demiral dava henüz sonuçlanmadan, "Olayda örgüt yok, tahrik var" açıklaması yaptı. Görülen davanın karar metninde de buna paralel bir yaklaşım göze çarpmıştı. Gerekçeli kararda Aziz Nesin vurgusu vardı:

"...Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesin'in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesin'e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz Nesin olmasına rağmen hedefte sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olayların…"

Kararla birlikte 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Ancak bu karar temyiz edildi.

Uzun süren hukuk süreci 2001 yılında sonuçlandı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin onadığı karar uyarınca, Cumhuriyete karşı örgütlü kalkışma girişiminde bulunan sanıklardan 33'ü ölüm cezası aldı; dördü 20 yıl, biri 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

SANIKLARIN AVUKATI MEVLÜT UYSAL PİŞMAN OLDU MU?

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'a, 2017 yılındaSivas'ta yaşanan Madımak katliamında sanıkların avukatı olduğu için pişman olup olmadığı soruldu. Davalara bakmaktan pişman olmadığını ancak şu anki tespitlerinin o dönemkilerden farklı olduğunu ifade eden Uysal, "Sivas olayları halkın birbirine yaptığı bir şey değil. Orada can verenler de, hapis yatıp bedel ödeyenler de mağdur diye bakıyorum. Nasıl ki, oradaki vatandaş bire bir oraya yakma niyetiyle gitmediyse, bedel ödeyenler de böyle bir niyetle oraya gitmedi. Maalesef, bizzat avukatlığını yaptığım vatandaş, hiç orada bulunmamasına rağmen idam cezasına çarptırıldı. Ayakkabıcılık yapıp, İstanbul’a ayakkabı almaya gelen bir vatandaş idam cezasına çarptırıldı. Bakışım o. Türkiye bu olayları çok yaşadı. İnşallah, şimdiden sonra bu tür olayları yaşamayız.O süreçte biz bir şekilde şuna inanıyorduk. Hiç kusuru olmayan, masum olan, orada muhafazakar olan kesimin üzerine bir şey yıkılmaya çalışılıyor" ifadelerini kullandı.

MADIMAK DAVASI NEDEN KAPATILDI?

Süren davalar, temyizler, müdahil avukatların talepleri yıllarca devam etti. Sivas Katliamı Davası 20 yılın ardından 13 Mart 2012'de mahkemenin davayı zaman aşımı nedeniyle düşürmesiyle kapandı.

Aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve partiler "insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını" talep etti ancak talepleri bir karşılık bulmadı.

Mahkeme Başkanı, "İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir" dedi.

Karar üzerine dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı" dedi. Erdoğan kararı ayrıca, "İdam kalktığı için 33 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Bunlar hep gözden kaçıyor. Hedef saptırılıyor" diyerek yorumladı.

Erdoğan ayrıca Sivas davasında mağdurlar olduğunu söyleyerek, "Sivas'a birçok gidişimde babalarının haksız yere, herhangi bir taksiratı olmadığı halde idama mahkum edildiği için ağlayan 15, 18, 19 yaşında kızlar var. Bunları göz ardı etmek suretiyle tek tarafa siyasi bir servis yapmayı doğru bulmuyorum. Gidip Ankara Adalet Sarayı'nın önünde gösteri yapmak suretiyle belli bir ideolojinin borazanlığını yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum" diye konuştu.

KATLİAMIN YAŞANDIĞI MADIMAK OTELİ'NE NE OLDU?

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi Alevi örgütleri başta olmak üzere, her yıl olaylarla ilgili anma programı düzenleyen kurumlar, otelin 'Utanç Müzesi' olmasını talep ediyor.

Ancak bu talep bugüne kadar hükümetler tarafından kabul edilmedi. Katliamı takip eden yıllarda otelin girişinde bir kebap lokantası açıldı. Bu, mağdur yakınlarının tepkisine neden oldu. Lokanta, tepkiler ardından 2009 yılında taşındı. Otel ise kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011'de Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.

Merkezdeki anı köşesine, olaylarda ölen 33 aydın, iki otel görevlisi yanında iki göstericisininde adı yazıldı. Listede iki göstericinin de adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti.

Sivas anmalarını düzenleyen kurumlar özellikle her yıl 2 Temmuz'da 'Utanç Müzesi' taleplerini yineliyor.

SİVAS KATLİAMI'NDA KİMLER ÖLDÜ VE KİMLER HAYATTA KALDI?

SİVAS KATLİAMI'NDA YANARAK ÖLEN HOLLANDALI CARINA CUANNA KİMDİR?

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN