Bir Anadolu bilgesi

Bekir Fuat

Ellerin yurdunda çiçek açarken

Bizim ile kar geliyor kardeşim.

Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?

Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

Uzaktan yakından sevdiklerimiz var. Uzaktan yakından okuduklarımız, izlediklerimiz, dinlediklerimiz var. Uzaktan yakından kendimize benzettiklerimiz var, heyecan duyduklarımız…

***

Mihriban’ın, Tut Ellerimden’in şairini, Abdurrahim Karakoç’u, tanımak heyecanı var bir de mesela. “Lambada titreyen alev üşüyor / Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.”

Lambada titreyen alev üşüyor… Bunu yazan diyorsunuz yeryüzündeki en özel duyguyu yaşamış demek ki. Ve tanımak, bilmek istiyorsunuz bu zatı ister istemez.

***

Vatanını seven hukukçular Abdurrahim Karakoç’u da sever, sevmelidirler. Hâkim Bey şiirini ezberden okur durur avukatlar, hâkimler savcılar.

“Gene tehir etme üç ay öteye

Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.

Otuz yıl da babam düştü ardına

Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.”

Ooy oy!

***

Mazlumlar, garipler var, devletin unuttukları var bir de. Helal kazanç peşinde olanlar var, alın teriyle yaşayanlar… Abdurrahim Karakoç onların derdini anlatmıştır, türküsünü söylemiştir İsyanlı Sükût isimli şiirinde:

“Gitmişti makama arz-ı hâl için

‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Bir azar yedi ki oldu o biçim…

‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.”

Tam bir Anadolu bilgesi.

***

Yolun bir yerinde televizyonun birinde “100 Soruda İnsan” isimli bir program yapıyorum. Muhsin Yazıcıoğlu, Ahmet İnam, Hasan Celal Güzel, Nihat Genç, Mahsuni Şerif program yaptığım ünlülerden bazıları. Dedik bu hafta Abdurrahim Karakoç’la yapalım programı. Evvela evinde çekim yapılacak. Aradık merhum şairi, adresi aldık. Kameraman, sesçi, ışıkçı vs arkadaşlarla düştük yola. Hepimiz çok heyecanlıyız.

***

Adres: Gaziosmanpaşa, Ankara. Gaziosmanpaşa zengin semti. Böyle gariban bir adamın, bir dervişin ne işi var bu semtte, çözememiş olsak da 2 saat fellik fellik evi aradık durduk. Bulamadık. Meğer Sincan Gaziosmanpaşa’ya gitmemiz gerekirken Çankaya Gazi’ye gitmişiz. 3 saat gecikmeyle vardık Sincan Gazi’ye. Şaşkın vaziyetteyiz, özür dileyeceğiz, kem küm edeceğiz, bir şey yapacağız illa yani. Kapı açıldı. Karşımızda Abdurrahim Karakoç, tüm heybetiyle.

***

“Vazgeçmişlerdir, önemsiz şair ne işlerine yarayacak” gibi sözler mırıldandığını duydum önce. “Gelin gelin.” Dedi sonra: “Bazı ahmaklar da Sincan Gaziosmanpaşa’ya geleceklerine Çankaya Gaziosmanpaşa’ya gidiyorlar! Gelin gelin.” Yüzümüzün aldığı şekli siz düşünün artık, dumur olmuştuk!

***

Bize Maraş’ı, Anadolu’yu, töreyi sevdirdi. Yüreğini gökkuşağının tüm renklerine açarak konuşuyor isyan ve aşk şairi. Mahzuni Şerif’le olan dostluğunu anlattı. Ayran tadındaydı muhabbetimiz. Ziyadesiyle etkilendik kendisinden. Biz de onu etkilemeye çalıştık, beceremedik. Olsun. Kıyısından köşesinden Miriban’ı dinlemek güzeldi.

***

Hayalim Karakoç’la, Çoğulhan’da, taşrada, karşılıklı gülüşüp gülüşüp ayran içmek…

İşte şimdi güzel şairin evindeyiz, siyasete Allah rızası için girip Allah rızası için çıkan o bilgenin evindeyiz, karşılıklı ayran içiyoruz tatlı tatlı.

Var mı ötesi? Sanmıyorum.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.