Halet-i ruhiyeniz ‘ayarsız’sa

Bekir Fuat

Son dönemde toplumda genel bir neşesizlik hali var. Sokaklarda birbirine gülücükler saçan insan sayısı ise bir elin parmaklarını geçmiyor. Milletin ahvalinde bir bitkinlik, bir bezginlik, bir nikbinlik söz konusu. Sebepleri uzun.

Gittikçe çoraklaşan ve boğucu hale gelen dünyamızda hikayeye, şiire, edebiyata sığınıyoruz. Onlarla nefes alıyoruz az da olsa. Kitaplara, dergilere yönelerek derman arıyoruz derdimize.

***

Geçen gün bir arkadaşım bir dergiden bahsetti. Bahsetmekle kalmadı, çıkardı çantasından açtı buyur etti:

“İçimizden konuşmaktan kendi sesimizi unuttuk. İçimizi konuşmaktan kendi sözlerimizi tükettik” diyen bir dergi.

Yeterince havalı, heyecan verici. Adı, Ayarsız.

***

Şunlar da benim sorularım. Ayarsız, dünyamıza yeni bir soluk getirecek türden bir dergi mi? Son zamanlarda bozulan ayarlarımıza bir nebze olsun merhem olabilecek, bizi biraz olsun bu çekilmez dünyanın hay huyundan, robotlaşan hayatlarımızdan alıp götürebilecek mi? Dahası şu, 140 karaktere sıkıştırılan, akıllı telefonlarla çekilen fotoğraflar gibi değersizleştirilen, PDF’leştirilen hayatımıza kadim geçmişimizden bir Tanpınar’ın Huzur’unu, bir Keloğlan’ın hesapsız sevgisini getirebilecek mi?

***

Sözü dolandırmadan söyleyeyim. Ayarsız’ı sevdim. Özgün hikayeler, güzel şiirler var. Cemil Meriç vari meydan okuyan denemeleri var. İnsana, dünyaya dair soruları var.

“Hür tefekkürün kalesi” havasında.

Bir de, “Sesimizin güzel mi çirkin mi olduğuna bakmadan, ama mümkün olduğu kadar ruhumuzdaki fırtınadan kulaklarımıza çalınanları dile getirecek şekilde kalem oynatıyoruz” diyerek yalın kılıç yola düşmüş bir garip yazarlar topluluğu var karşınızda.

Yazar kadrosu deyince, gördüğüm isimler şunlar: Ragıp Vural, Mustafa Yiğit, İkbal Vurucu, Kubilay Kavak, Metin Savaş, Misli Baydoğan, Göktürk Ömer Çakır, Alper Ertaş, Ahmet Turan Tiryaki, Sidre Mete, Ayşegül Büşra Çalık, Oğuzhan Murat Öztürk, Kübra Pehlivan, Kübra Meral, Serkan Selay, Veysel Gökberk Manga, Tamer Sağcan, Ahmet Afşin Efkarlıoğlu, Hakan İlhan Kurt.

‘Ayarsız’lar kendilerini “Kelamın gücüne inananlar” olarak niteliyor ve “Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı” sözleriyle güzel hasletlere, kadirşinaslığa, diğergamlığa dair yeni vasiyetler ekliyorlar.

Ayarsız, büyük laflar etme derdine düşmeden, kutsalları kendine siper etmeden, dünyayı değiştirecek cümleler kuruyormuş pozlarına bürünmeden söylüyor söyleyeceğini.

Ha, bir de şunu söylüyor: “Büyük misyonumuz yok, en büyük ayarsızlığımız bu olsa gerek. Bizi takip ederseniz size kurtuluş yolunu gösteremeyiz ama aklımızdaki soruları sizinle paylaşabiliriz, kafanızı karıştırabiliriz, güldürebiliriz, öfkelendirebiliriz, hatta ağlatabiliriz. Biz kurtuluşun yolunu filan bilmiyoruz, biz sadece bir dergiyiz.”

***

Cahit Zarifoğlu’nun;

“Burası dünya! Ne çok kıymetlendirdik / Oysa bir tarla idi; ekip biçip gidecektik…” dizeleri taçlandırmış dergiyi.

Bugünlerde benim gibi sizin de halet-i ruhiyeniz ayarsızsa bir draje ayarsız insan iyi gelir.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.