AK Parti’nin tarihi baştan yazılıyor!

İbrahim Kiras

Geçtiğimiz günlerde çokça konuşuldu: AK Parti’nin 18. yıl kutlamalarında kullanılan bir zaman dizimi tablosunda eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hiçbir fotoğrafta görünmüyordu. AK Parti yöneticilerinin Gül, Davutoğlu ve Babacan gibi isimleri 18. yıl kutlamalarına davet etmemeleri bir yere kadar anlaşılabilir bir durum. Herkesin herkese ben artık seninle yolumu ayırıyorum demeye hakkı var çünkü. Ancak AK Parti tarihini anlatan bir görsel kompozisyonda partinin tarihinde yer olan kişileri sansürlemek normal değil.

Benzer şekilde, AK Parti kurucularından bir bölümü sonradan partilerinden istifa ettiler diye parti tarihindeki kurucular listesinden bu isimleri çıkarmak da tuhaf.

Kurucular kurulundan kimi isimleri çıkarmak o çıkardığınız isimleri kurucu olmaktan çıkarmıyor ki!

Faraza, Osmanlı padişahları listesinden mesela Yıldırım Beyazıt’ın adını veya cumhurbaşkanları listesinden, diyelim ki Fahri Korutürk’ün adını çıkarsak tarihi mi değiştirmiş oluruz?

***

AK Parti açısından en nahoş taraflardan biri de 18. yıl kutlama görselindeki sansür tartışmalarının Stalin’in meşhur fotoğraf sansürünü hatırlatması oldu. Bilirsiniz, 1925 yılında çekilen fotoğrafta Sovyetlerin lider kadrosundan beş kişi bir arada görülür. İleriki yıllarda iktidar katından tasfiyeye uğrayanlar bu fotoğraftan birer birer silinirler. Önce dört kişiye iner fotoğraftakiler, sonra üç, sonra iki kişi kalır. En sonunda Stalin’in tek başına olduğu bir portre fotoğrafı kalır elde.

Bana sorarsanız, iktidar partisini yönetenler böyle tatsız hatırlatmalara ve benzetmelere maruz kalmamak için bu türden tutumlar yerine topluma özgüvenlerini koruduklarını gösterseler daha iyi ederler.

Ama tarihteki birçok örnek birilerinin fotoğrafını silmenin, adlarını anmayarak unutuluşa mahkûm etmenin -kısa süreli de olsa- işe yaradığını gösteriyor. Dolayısıyla yanlış yapıyorsunuz demek o kadar kolay değil.

***

İzmir Marşı’nı, hani şu “İzmir’in Dağlarında çiçekler açar…” diye başlayan marşı herkes bilir. Çok güzel, çok coşkulu, insanın içine işleyen sözleri ve melodisi olan bu marşın “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa” nakaratını da herkes bilir. Ama bu marşın aslında Enver Paşa için yazıldığını, orijinalinin “Kafkasya dağlarında çiçekler açar” diye başladığını, nakaratlarının da “Yaşa kahraman Enver Paşa yaşa” şeklinde olduğunu az kişi bilir.

Keza “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” diye başlayan Kars Karşılaması’nın da orijinali “Hoş gelişler ola kahraman Enver Paşa” sözleriyle başlar. Cumhuriyet’in ilk yıllarında eski rejimin hatırlanmasından duyulan kaygı böylesi bir işgüzarlığa yol açmış olmalı.

Millî Mücadele’nin başkomutanı ve cumhuriyetin kurucusu olarak ölünceye kadar mutlak bir güce ve otoriteye sahip olan, ölümünden sonra adı daha da büyüyen Atatürk’ün buna ihtiyacı olup olmadığı konusu bir yana, netice itibarıyla Enver’in adının büyük ölçüde unutturulduğu bir gerçek.

Çünkü “insan adıyla yaşar” sözünün anlamı budur. Adı anıldıkça yaşar. Demek ki adını anmayarak unutturulabilir bir insan.

***

Bu gibi durumlar için kullandığımız “sükût suikastı” diye bir tabir var dilimizde. Galiba İngilizce’deki conspiracy of silence sözünün çevirisi. Onun için bazıları sessizlik komplosu da diyorlar. Söz gelimi, Tanpınar edebiyat çevrelerinde maruz kaldığı tavırdan “sükût ‘conspiration’u” diye söz ediyor. Marks da bazı dostlarına yazdığı mektuplarda eserlerinin korkak akademisyenlerin ve burjuva basınının sükût komplosuna maruz kaldığını söyler. Dr. Hikmet Kıvılcımlı Marksist literatürde sıkça kullanılan terimi “susuş kumkuması” diye tercüme ediyor.

Edebiyat ve sanat muhitlerinde yaşananlar bir yana, bu tür yöntemlerin elbette siyasette de işe yarayabileceğini düşünmek mantıksız değil. Geçmişte buna uygun “başarılı” örnekler de pekala “yol gösterici” olabilir.

Ama bugünün şartlarında ve gelinen noktada “isim unutturma” türünden faaliyetler iktidar partisinin sorunlarını çözme konusunda pek fayda getirmez diye düşünmek lazım. Yapılması gereken mevcut problemin yol açtığı tezahürlere savaş açmak değil, problemi çözmeye çalışmak olmalı.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (35)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.