Toz bulutu indiğinde kimin elinde ne kalacak?

Mustafa Karaalioğlu

Terörle mücadelede veya PKK ile savaşta veyahut da Kürt meselesinde çok safhalar geldi geçti. Bir hesaba göre PKK beş defa yok edildi, bir başka hesaba göre ortada zaten bir mesele falan da bulunmuyordu.

Bütün bu hesaplar içinde en tehlikeli olanı, 30 yıldır binlerce insanın canına mal olan tecrübeyi yok sayan hesaptır. En acısı da en umutsuzu da budur. Bir ülke, bir toplum, evlatları şehit olmak için yarışıyor diye aynı yoldan tekrar tekrar geçmemeli. Geçiyorsa, o ülkeye gelenek sahibi büyük devlet sıfatı pek yaraşmaz.

***

Şurası muhakkak… PKK’ya karşı savaşı asla kaybetmeyeceğiz, rahat olalım. Rakamları yarıştırmaya da gerek yok, üstünlüğümüzü anlatmaya da. Devlet zaten üstün olur, zaten daha çok terörist “etkisiz hale” getirir. Devlet zaten yenilemez, zira yenilirse toprak kaybeder.

İşin içinde bütün güvenlik unsurlarıyla devlet varsa orada gerileme ve yenilgi düşünülemez.

Tek meselemiz buysa rahat olalım, yenilmeyeceğiz.

Evet, bu savaş asla kaybedilmeyecek ama aslolan ne zaman, nasıl ve ne pahasına kazanılacağıdır.

Kürt meselesi denilen şey hala budur. 100 yıl sonra ya da 30 yıl sonra… Tarihi nereden başlatırsanız başlatın cevabı aranan soru hep bu olmuştur.

Bu noktada, devletin bütün askeri, siyasi bilgilerine haiz olan ve mücadeleyi sevk ve idare eden Cumhurbaşkanı’nın yaptığı son açıklama fevkalade önem arz etmektedir. Erdoğan, bir yıla yaklaşan son mücadele döneminin ardından topluma bir gerçeği açıkladı. Özetle, “Asla tamamen bitirilemeyecek ve kıyamete kadar sürecek bir mücadelenin içinde bulunuyoruz” dedi.

Geldiğimiz nokta budur.

Ama, onca “gömdük”, “yok ettik”, “boğduk” kabilinden coşkulu muhtelif açıklamanın ardından PKK konusunda yapılan en gerçekçi açıklama da budur. Bu yeni yaklaşımın ihtiva ettiği mücadele ve çözüm mekanizması tabiatı gereği sürecin artık sadece asker-polis denetiminde yürüyeceğidir.

Cumhurbaşkanı gerçeği ifade etmiştir ama ne yazık ki tek gerçek bu değildir. Ya da gerçek bu kadarla sınırlı değildir.

***

Zira PKK, Türkiye sınırları içinde yüksek ölümlerle sürdürdüğü, başarısız ama kanlı ve yıkımlı halk ayaklanmasının beraberinde Kuzey Suriye’yi neredeyse tamamen kendi toprağı yapmak üzeredir. Ankara’nın kırmızı çizgi ilan ettiği Cerablus ve batısındaki hat bile dolaylı olarak PYD kontrolüne girmek üzeredir. Biz burada PKK ile olağanüstü sert bir savaşa tutuşmuşken aynı örgüt Suriye’de tarihin sunduğu fırsatı altın tepsiye yerleştirip kendi kendine servis yapmak üzeredir.

Bütün bu süre boyunca Türkiye, Washington’a PYD/YPG yakınması dışında bir reaksiyon gösterememiştir. PKK ile Cizre, Nusaybin, Sur, İdil, Silopi vb. yerlerdeki mücadele o kadar enerjimizi azaltmış ve diplomatik gücümüzü eritmiştir ki büyük resmin dışında kalmak kaçınılmaz olmuştur. Toz bulutu indiğinde içeride elimizde kıyamete kadar sürecek bir terör potansiyeli kalacak, PKK ise şöyle ya da böyle Kuzey Suriye’yi -üstelik de çoğu etnik temizlikle elde edilmiş- bir hakimiyet bölgesine dönüştürmüş olacak.

Kürt meselesi neden sadece terör meselesi değildir bahsinde kafasında hala soru işareti olan var mı?

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (14)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.