Muktedirler rahat durmuyor

Yusuf Ziya Cömert

Mütekellimler, fukaha, hatta filozoflar hayatımızı özgür irade mi şekillendiriyor yoksa isteyerek veya istemeyerek kudreti namütenahi olan Allahu Te’ala’nın belirlediği bir yazgıyı, bir kaderi mi takip etmek zorundayız.

Kur’an-ı Kerim Allahu Zülcelal’in zatı gibi ezeli ve ebedi kelamı mıdır yoksa Allah’ın ‘Kelam’ sıfatı ezeli olmakla beraber Kur’an insanlığın muayyen bir zamanında yine Allah tarafından halk edilerek Peygamberimiz vasıtasıyla insanlığa mı indirilmiştir?

Kebair işleyen hala mü’min midir? Yoksa dinden çıkmış mıdır? Ya da el-menziletü beyne’l menzileteyn’de midir? Yani iman ile inkâr arasında bir yerde midir?

Bunlar hassas konular, bazıları insanların aklına bile gelmez. Allahu Te’ala’nın namütenahi kudretine iman ediyorum, Peygamberimiz’in getirdiği kitabın hak olduğuna inanıyorum, sonrası nasıldır, merak eden araştırsın, öğrenilebiliyorsa öğrensin, bir delil bulabiliyorsa bulsun.

İnsanların türlü türlü mizaçları var. Bu konulardaki görüşlerden birini beğeniyorsa benimsesin, beğenmiyorsa işine baksın.

Fakihler, kelamcılar, filozoflar bu meseleleri sonuna kadar tartışabilsin.

Fakat iktidar, sultanlar, emirler, halifeler bu tartışmalara burunlarını sokmasınlar.

Kendileri bu görüşlerden birine kail olsalar bile insanları serbest bıraksınlar.

Bir görüşü tutup, doğrusu budur deyip insanlara dayatmasınlar.

Buna inanmayan sapıktır ben de sapıkları asacağım, keseceğim demesinler.

Durmazlar.

İlla ki burunlarını sokacaklar.

Nasıl inanacağımıza, nasıl düşüneceğimize karışacaklar.

Dini çok sevdikleri, korumak istedikleri için mi müdahale ediyorlar?

Yoksa kendilerini çok sevdikleri için mi?

Tamam, vergileri alıyorsun, ülkeye, insanlara hükmediyorsun.

Dini de kendi zevkine göre mi şekillendirmek istiyorsun?

Ben soruları boşuna soruyorum.

Muktedirler rahat durmaz. Belki de kendilerini

“Zıllullah fi’l Arz” zannettikleri için!

Abbasi halifesi Me’mun da rahat durmamış.

Mustafa Akyol kitabında (Reopening Muslim Minds) “Mısır hiyerogliflerinden yeryüzünün ne büyüklükte olduğuna kadar bilginin izini sürmeye istekli aydın bir despot” diye bahsediyor.

“Mutezile’nin Kur’an’ın yaratılmışlığı doktrinini benimsemekle kalmamış -kalsa iyiydi- dayatmış da. Bütün alimleri Kur’an’ın yaratılmış olduğunu kabule zorlamak üzere bir sınamaya tabi tuttuğu engizisyon olarak da adlandırılan “mihne” (imtihan, eziyet) uygulamasını başlattı. Bu otoriter politika felakete dönüştü; muhtemelen Mu’tezile bundan doğrudan sorumlu olmasa da Mutezile’nin gayrımeşru hale getirilmesinden başka bir işe yaramadı.”

Halbuki Me’mun Bağdat’taki Eflatun’dan Pisagor’a, Hipokrat’tan Galen’e, Öklid’e Eski Yunan düşünür ve bilginlerinin eserlerinin tercüme edildiği, tartışıldığı Beytü’l Hikme’yi de (Hikmet Evi) himaye etmiştir.

Me’mun’un ‘Mihne’sine maruz kalan alimlerden biri de İmam Ahmed İbn Hanbel. (Vefatı miladi 855.)

Ahmed İbn Hanbel bütün eziyetleri göze alarak Kur’an-ı Kerim’in yaratılmış olduğu görüşünü reddetmiş.

İmam Hanbel hadis mecmualarının ilklerinden kabul edilen Müsned’in müellifi. “Rivayete göre 700 bin hadis arasından derlediği 27 bin hadisi içeriyor. Hadislerin çoğunun Hanbel’in, hemen her meselede Mutezile’nin görüşlerinin tam zıddı olan görüşlerini yansıtması sürpriz değil.”

“Hanbel’e göre Allah’ın adaleti bizim idrakimizin ötesindedir, Allah’ın sıfatlarıyla ilgili Kur’ani ifadelerin ‘nasıl’ diye sorulmadan kabul edilmesi gerekir.”

“Akıl sadece Allah’ın emirlerini anlamak için iyidir, o emirler hakkında mütalaada bulunmak için değil. Hele hakikati araştırmak için hiç değil.”

Tırnak içindeki son paragrafın Hanbeliler hakkında abartılı bir yargı olduğunu düşünüyorum.

Allah’ın emirlerini anlamak o emirlerin hikmeti üzerinde düşünmeyi de kapsayabilir.

“Mutezile’ye asıl meydan okuma Hanbeliliğin, sonunda Sünni İslam’ın omurgasını oluşturacak olan daha rafine bir versiyonundan geldi. Bu, Ebu’l Hasan el-Eş’ari (Vefatı M. 936) adlı alim tarafından kurulmuştu dolayısıyla Eş’arilik diye adlandırılacaktı.”

Eş’arilik, “Reopening Muslim Minds”ın (Müslüman Zihinleri Yeniden Açmak) en önemli eleştiri objesi.

Haftaya kaldığımız yerden devam edelim.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (50)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.