Bu yolun sonu iyi değil

Davutoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özdağ’a yapılan saldırı ve sonrasında yaşananları KARAR TV’de değerlendirdi. Tehdit ve hakaret kültürünün normalleştiğine dikkat çeken Davutoğlu, hükümetin 28 Şubatçıların vesayeti altında olduğunu söyledi: Olağanüstü şartlarda seçim yaptırma çabası var. Bunu görüyorum ve uyarıyorum Cumhurbaşkanı’nı. Bu yolun sonu son değil.

MELEK GEDİK | KARAR 

ÖLDÜRME KASTIYLA YAPILDI: Beş kişiden, ikisi silahlı. Bu öldürme kastıyla yapılan bir eylem. Selçuk Bey, geçmiş tecrübelerinden hareketle tedbirli davranmasaydı ‘Kıymetli bir siyasetçiydi, çok üzüldük’ diye cenazesinde konuşacaklardı. Siyasiler içine sinmese bile çıkar, kınarlar. Maalesef Türkiye’yi yönettiğini iddia eden partilerden hiçbir açıklama gelmedi. 

ERDOĞAN KUŞATILMIŞ DURUMDA: Türkiye’ye otoriter bir deli gömleği giydirmek isteyenler Erdoğan’ı kuşatmış durumda. Bundan sonraki ilk aşamada Erdoğan da tasfiye edilecek ve muhafazakarların bir daha başı dik dolaşamayacakları tarzda otoriter rejim kurulacak. Baskılarla seçimi kazansa bile etrafı öyle kuşatılmış olacak ki demokrasiden bahsedilemeyecek. 

HALK AŞIYI SORUYOR: Sağlık Bakanlığı’ndan aşı için telefon gelmedi. Gelseydi de olmazdım. BioNTech aşısının iktidar çevresinde yapıldığı söylentisi siyasi ahlaksızlıktır. Onların derdi aşıyla değil, Türkiye’yi ayrıştıracak meseleyle uğraşmak. Bir hafta başörtüsü, bir hafta darbe konuşuldu. Halkın geniş kesimi hem fakirlik çekiyor hem aşıyı soruyor.  

karar-manset-18-ocak.jpg

"OTORİTER BİR REJİM KURULMAK İSTENİYOR"

Davutoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a yapılan saldırının ardından KARAR TV’ye konuştu. Tehdit ve hakaret kültürünün normalleşmesinden endişe duyduğunu ifade eden Gelecek Partisi lideri, otoriter bir rejimin kurulmak istendiğini söyledi: Türkiye’ye otoriter bir deli gömleği giydirmek isteyenler Erdoğan’ı kuşatmış durumda. Bundan sonraki ilk aşamada Erdoğan da tasfiye edilecek ve muhafazakarların bir daha başı dik dolaşamayacakları tarzda otoriter rejim kurulacak. 

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV yayınında Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtladı. Partisinin Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a yönelik silahlı saldırı ve sonrasında yaşananlara işaret eden Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Sopalı ve silahlı saldırıya uğrayan Özdağ’ın kafasına 17 dikiş atıldığını ve ameliyat olduğunu hatırlatan Davutoğlu “Bu öldürme kastıyla yapılan bir eylemdir. Fiilen içinde silahlı vardır. Beş kişiden, ikisi silahlı. Selçuk Bey geçmiş tecrübelerinden hareketle tedbirli davranmasaydı ‘Kıymetli bir siyasetçiydi, çok üzüldük’ diye cenazesinde konuşuyor olacaklardı” dedi. Erdoğan ile Özdağ arasında geçen konuşmayı anlatan Davutoğlu, Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ demediğini söyledi.

Davutoğlu, şunları kaydetti: "Erdoğan, Özdağ ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Geçmiş olsun’ demiyor. ‘Failleri bulacağız, cezalandıracağız’ da demiyor. Olaydan 10 saat sonra yapılan telefon görüşmesinde "Selçuk Bey hayrola ne oldu? Ankara’da mısınız?” diyor. Cumhurbaşkanlığı makamında olan birisi mutlaka o bilgileri alır ondan sonra o telefonu açar değil mi? Bu olayı önemsizleştirmektir." 

Davutoğlu, Özdağ’a saldırı ile ilgili “Hayal kırıklığı içindeyim. AK Partililerden 8 saat sonra açıklama geldi. Allah aşkına selam verdiğiniz birine, böyle bir şey olsa 8 saat bekler misiniz? Niye hepsi yeşil ışık bekliyor. Niye Gelecek Partisi’ne saldırıyorlar? Çünkü biliyorlar ki oyunun akışı Gelecek Partisi’nin doğuşuyla değişti” dedi. Davutoğlu ayrıca Erdoğan’ın Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelecek tepkiden de çekindiğini belirtti.

Bahçeli’nin kutuplaştırıcı dilin tarafı olduğunu ifade eden Davutoğlu "MHP Genel Başkan Yardımcısı Türkiye’ye çok tehlikeli mesajlar veriyor. Sayın Bahçeli, eğer milletin birliğine sahip çıkacaksa kutuplaştırıcı dilden kendisinin sakınması lazım. Bahçeli bugün kutuplaştırıcı dilin ve eylemin tarafında" diye konuştu.

Erdoğan’ın 28 Şubatçıların vesayeti olduğunu savunan Davutoğlu, Türkiye’de otoriter bir rejiminin kurulmak istendiği ve Erdoğan’ın böylece tasfiye edileceğini dile getirdi. Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Erdoğan şu anda 28 Şubatçıların vesayeti altında. Türkiye’ye otoriter bir deli gömleği giydirmek isteyenler Erdoğan’ı kuşatmış durumda.

Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum, aklı başında herkesi uyarıyorum, bundan sonraki ilk aşamada Erdoğan da tasfiye edilecek ve muhafazakarların bir daha başı dik dolaşamayacakları tarzda otoriter rejim kurulacak. Erdoğan’ın bir sonraki seçimi kazanma ihtimali yok denilecek kadar az. Fakat bu tür baskılarla kazansa bile etrafı öyle bir şekilde kuşatılmış olacak ki Türkiye’de demokrasiden bahsetme imkanı olmayacak.

Erdoğan’ın siyasi hayatında son dönemde yaptığı tek şey şudur: Herkesi bir müddet için kullanmaya elverişli bir araç gibi görüyor. Selçuk Özdağ çok basit bir soru sordu Bahçeli’ye. 17-25 Aralık’ı ‘Niye akladınız’ dedi. Orhan Bey’e (Uğuroğlu) niye saldırı yapıldı? Orhan Bey de bunu ‘Bahçeli’ye ağır eleştiri’ diye yazısında kullandı. Çok açık, bu ipuçlarından yürüyen herkes saldırının sebebini ortaya koyar." 

Davutoğlu, şöyle devam etti: "Sayın Erdoğan’a benzer bir darbe teşebbüsü olsa yarın yanındaki herkes terk eder, ben orada olacağım, arkadaşlarım da orada olacak. 15 Temmuz’da Selçuk Özdağ Başbakanlık’taki Çankaya’daydı. Ama bugün yanında görünenlerin çoğu ertesi gün kuracakları dikta rejiminin hayalini kuracaklar. Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum."

Tehdit ve hakaret kültürünün normalleşmesine dikkat çeken Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce Sayın Kılıçdaroğlu’na linç girişimi oldu. Sayın Akşener’in evini basmaya kalkıştılar. Gazetecilere fiili baskılar, tehditler oldu. Tehdit ve hakaret kültürünün normalleştiği bir süreç görüyorum ve bu beni ciddi şekilde endişelendiriyor.

Otoriter eğilimleri normalleştirmek hatta daha da otoriter eğilimleri artırmak için önce toplumsal huzursuzluklar tahrik edilir. Türkiye’de bir de öyle bir ekonomik tablo var ki, zaten toplumsal huzursuzluğun başlı başına sebebi olan genç işsizlik had safhada. Siyasiler böyle saldırılarda içine sinmese bile çıkar, kınarlar.

Maalesef Türkiye’yi yönettiğini iddia eden iki parti ve perde gerisinden yönettiğini iddia eden partinin liderlerinden hiçbir açıklama gelmedi. Ankara’nın göbeğinde bir partinin genel başkan yardımcısı silahlı saldırıya uğruyor. Hemen ardından onunla röportaj yapan gazeteci saldırıya uğruyor. 48 saat doldu, halen failler bulunamadı veya bulundu da gizleniyor.

Sonraki seçimi ‘vatan haini’ ve ‘vatanperverler’ arasında bir seçim haline dönüştürme ve olağanüstü şartlarda bu seçimi yaptırma çabası var. Ben bunu görüyorum ve uyarıyorum Sayın Cumhurbaşkanı’nı, bu yolun sonu son değil. MHP’nin üye sayısı düşüyor çünkü samimi ülkücüler ‘Türkiye’de milli birlik’diye diye üç beş zengine, müteahhide ülkenin bütün kaynaklarının satıldığını görüyor."

VATANDAŞ AŞIYI SORUYOR 

Davutoğlu, Türkiye’deki aşılama süreci ile ilgili çarpıcı bir iddiayı dile getirerek şunları kaydetti: “Sağlık Bakanlığı’ndan aşı için telefon gelmedi. Gelseydi de aynı cevabı verirdim, olmazdım. Çünkü koronavirüsü yakın zamanda geçirdim, antikor var. 83 milyon vatandaşımız aşı bekliyor. Aşı olmam, bir vatandaşımızın sağlığıyla oynamam.  

Aşıya karşı olduğumuzdan değil. Eğer koronavirüs geçirmeseydim sıramı beklerdim. Sayın Cumhurbaşkanı’nın TV karşısında bir kişi olarak aşı olması doğru, aslında çok da doğru değil. Hadi diyelim teşvik ettiniz, yeteri kadar aşı var mı? Elinizdeki aşı stoku bitti neredeyse. BioNTech aşısının iktidar çevrelerinde yapıldığı söylentisi siyasi ahlaksızlıktır. İsim isim geliyor bize de. Sağlık Bakanı... Çin’le 50 milyon dozluk anlaşmanın kendisini göster, varsa. Ortada vahim bir tablo var.  

Onların derdi o sırada aşıyla uğraşmak değil, Türkiye’yi ayrıştıracak meseleyle uğraşmak. Bir hafta başörtüsü, bir hafta darbe tartışması konuşuldu, aynı hafta aşı konuşulmadı. Sadece seçkinler aşı oluyorsa bu olmaz. Türkiye’de bir kesim sırça saraylarda lüks bir hayat sürüyor, halkın geniş kesimi hem fakirlik çekiyor hem de aşı soruyor.” 

ERDOĞAN YOL AYRIMINDA  

Cumhur İttifakı ile ilgili de açıklamalarda bulunan Davutoğlu "Sayın Erdoğan bir yol ayrımında. Cumhur İttifakı’yla seçim kazanması çok zor. Erdoğan’ın ilkesel bir siyaset anlayışı yok. Konjonktürel olarak hareket ediyor. Gelecek Partisi’nin önünü diğer aktörlerle birlikte engellemeye çalışıyorlar. Diğer partilerin önünde bir engel yok ama Gelecek Partisi engelleniyor" dedi.  

Erdoğan ile MHP lideri arasındaki ortaklığı iyi niyete dayanmadığı savunan Davutoğlu "Bahçeli, Sayın Akşener’e ikide bir de ‘Evine dön’ diyor. Evine dönse Sayın Erdoğan’a karşı eline güçlü olacak. Erdoğan da yaptığı temaslarla, ‘Ben alternatif oluşturabilirim’ diye Bahçeli’ye mesaj veriyor. Yarın seçim geldiğinde halk fakirleşme için kimi suçlayacak? Bahçeli ‘Ben değilim’ diyecek. Bir adam her gün ‘Cumhur İttifakı devam edecek’ diyorsa önce kendini inandırmaya çalışıyordur" diye konuştu. 

MACRON’UN MEKTUBUNDA TESELLİ BULMAYIN  

Dış politika hakkında da konuşan Davutoğlu "Türkiye’de şahsileştirilmiş ilişkiler ve arka kapı diplomasisi ön planda. Meşhur bir kare vardı, Trump’ın karşısında kendi damadı ile Erdoğan’ın damadı oturuyordu. Bu resim Türkiye’ye hakarettir. Sayın Erdoğan, kendisini ‘Aptal olma’ diyen Trump’a bağladı, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Macron’un yazdığı mektupla teselli bulmasınlar" dedi. 

 

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN