ALİ YILDIRIM/İSTANBUL
Para alışverişi konusunda Türkiye’de döviz bürolarının yeri yadsınamaz. Türkiye’de kayıtlı olarak çalışan döviz bürosu sayısı ise 900 adete yakın. Her işletmenin 7 ila 20 kişi arasında çalışanı var. Yapılan işlemler, çalışanlar hepsi kayıtlı dolayısıyla kayıt dışı bir işlem söz konusu değil. Öte yandan geçtiğimiz günlerde Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) bankaların havale işlemleriyle döviz bürolarından yapılan döviz alım satımlarını kapsayan Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliğinde değişikliğe gidildiği aktarıldı. Yeni hazırlanan taslağa göre, artık 1 Nisan 2018’den itibaren bankadan gönderilen her meblağ için hem para gönderenin hem de alanın vergi kimlik numarası istenecek. Vergi numarası vermeyen para transferi işlemi yapamayacak. Döviz bürolarından 2 bin lira ve üzerinde döviz alıp satanlar da Maliye’nin radarına girecek. Bu değişimlerin üzerine döviz bürolarıyla ilgili yeni iddialarda ortaya atıldı. Bazı döviz bürosu sahiplerinin aktardığı bilgilere göre, şu sıralar bankların döviz bürolarına anormal bir yaklaşımda bulunduğu yönünde. Hiçbir sebep göstermeden döviz bürolarının vergiye tabi ve resmi olan ticari hesaplarını bankalar tarafından kapatıldığı öne sürülüyor. Hatta bir döviz bürosu çalışanı durumu şöyle aktarıyor: “Uzun yıllardır çalıştığımız bankalar, bizim ticari hesaplarımızı hiçbir sebep göstermeden kapatıyor. Açıklama sorduğumuzda tek cevap, ‘Efendim kapatmak zorundayız’. Bankalar üzerinden çalışma yöntemlerimiz ise şöyle; müşterim büroma gelemiyor. Bana telefon açıyor, 500 dolar istiyor. Ben onun hesabına bu parayı geçiyorum, oda bana Türk Lirası olarak geri ödeme yapıyor. Bu işlem zaten banka hesapları üzerinden olduğu için kayıt dışılık bir durumda yok. Fişini kesiyorum karşılıklı ödemeyi gerçekleştiriyoruz.” Çalışanların iddiası ise şu yönde, “ABD’de devam eden davalar yüzünden bankaların bu konuda büroların yaptığı döviz işlemlerine çekimser kalıyor. Buna da anlam veremiyoruz çünkü bu işlem tamamen Türkiye sınırlarında yer alan vatandaşlarla gerçekleşiyor. Hesaba dolar yolluyoruz banka dolar alamayız diyor. Bu baskının net nedenini kimse bilmiyor. İlgili kurumlarla BDDK ve Merkez Bankası gibi yerlere sorduk oralardan da net cevap alamadık.”
BANKANIN LİSANSI İPTAL EDİLEBİLİR
Bankalar en ufak bir yaptırım ihlal edildiğinde finans sistemi içinde sakıncalı duruma düşüyor. Hatta bu işin sonucunda Amerika’da lisans iptaline ve böylece dolar merkezli uluslararası para sisteminin dışına çıkarılmaya kadar ağır sonuçları olabiliyor. Bu yüzden döviz bürolarının hesaplarını bankaların kapatması işleminde de bu yaptırımlar akıllara geliyor. Bazı işletmeler döviz büfelerinin hesaplarının kapatıldıklarını doğrularken, büro sahipleri bunun nedenini, bunun sebebini, ”Doğal olarak parayı takip etmek istiyorlar. Ama sorumluluk almak istemiyorlar” olarak açıkladı.
ABD’DEN İRAN’A ‘SAP’ ATAĞI
Bazı şirketler hâlâ ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu delmekte çekiniyor. Alman yazılım devi SAP, dünya genelinde birçok müşterisini İran ile kendi programı üzerinden çalışmaması ve İran’da SAP satışı ya da danışmanlığı yapmaması konusunda uyardı. SAP, benzer bir uygulamayı Türkiye’deki müşterilerine de yapmıştı. Firma, Türk şirketlerden kendi yazılımlarını kullanarak İran’la iş yapmamaları konusunda taahhüt istediği gündeme gelmişti.
DOLARDA HER İŞLEM ÖNCE ABD’YE GİDİYOR
Yaklaşık 75 yıldır dünya finansal sistemi, petrol, altın satışları ve bütün bankalar dolar merkezli olarak çalışıyor. Bu durumda otomatik olarak ABD’ye büyük bir avantaj sağlıyor. Örneğin Türkiye’de iki banka arasında ve aynı bankanın şubeler arasında yaptığı dolar transferinde önce bu işlem ABD’de belirlenen bir bankaya ondan sonra ABD Merkez Bankası’na gidiyor. Eğer işlemde bir problem görülmezse Türkiye’ye tekrar geliyor ve sizin istediğiniz hesaba transfer ediliyor. Bu yüzden doları hangi ülkeden hangi banka üzerinden gönderirseniz gönderin bu işten ABD’nin haberi olmadan kuş uçmuyor. Bu gözetlemede Amerikan Hazinesi parayı, kara para aklama, terörün finansmanı, sakıncalılar listesi ve yaptırımlar gibi kriterler açısından inceliyor.
