ABD’de basın mensuplarına yönelik soruşturma yöntemlerinde teamülleri aşan bir gelişme yaşandı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanları, bugün Washington Post gazetesinin muhabiri Hannah Natanson’ın evinde arama yaptı. Yetkililer, aramanın devlet sırlarının olası sızdırılmasıyla ilgili bir soruşturmanın parçası olduğunu belirtti.
Genellikle sızıntı soruşturmalarında gazetecilerin telefon kayıtları veya e-posta verileri incelenirken, bir muhabirin evine fiziksel baskın düzenlenmesi hukukçular ve basın meslek örgütleri tarafından "olağandışı" olarak nitelendiriliyor.
HEDEFTEKİ İSİM: SEFER TASINDA GİZLİ BELGE
Washington Post'un haberine göre, arama emri ve ilgili FBI yeminli ifadesi, soruşturmanın asıl odağının muhabir Natanson değil, Aurelio Perez-Lugones isimli bir sistem yöneticisi olduğunu gösteriyor.
Maryland'de görev yapan ve "çok gizli" güvenlik iznine sahip olan Perez-Lugones, gizli istihbarat raporlarına erişmek ve bu belgeleri evine götürmekle suçlanıyor. İddiaya göre söz konusu gizli belgeler, şüphelinin sefer tasında ve evinin bodrumunda bulundu.
Muhabir Hannah Natanson'ın ise son bir yıldır Trump yönetiminin federal çalışanları işten çıkarma ve iş gücünü kendi ajandasını uygulamaya yönlendirme çabalarını haberleştirdiği biliniyor. Natanson, bu süreçte yönetimden duydukları öfke ve korkuyu paylaşan çok sayıda federal çalışanla görüşmüştü.
TRUMP YÖNETİMİ "BİDEN POLİTİKASINI" KALDIRMIŞTI
Bu baskın, Trump yönetiminin basınla ilişkilerdeki politika değişikliğinin ilk somut ve sert uygulamalarından biri olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl Trump yönetimi, Adalet Bakanlığı'nın sızıntı soruşturmalarında gazetecilerin verilerine el koymasını veya onları ifadeye çağırmasını büyük ölçüde sınırlayan Biden dönemi politikasını sonlandırmıştı.
Adalet Bakanı Pam Bondi, değişikliği duyurduğu notta şu ifadelere yer vermişti:
"Adalet Bakanlığı, Başkan Trump'ın politikalarını baltalayan, devlet kurumlarını mağdur eden ve Amerikan halkına zarar veren yetkisiz ifşalara tolerans göstermeyecektir."
"SON DERECE ENDİŞE VERİCİ"
Columbia Üniversitesi Knight Birinci Değişiklik Enstitüsü Direktörü Jameel Jaffer, arama haberini "son derece endişe verici" olarak tanımladı. Jaffer, bu tür eylemlerin "meşru gazetecilik faaliyetleri üzerinde caydırıcı bir etkisi olabileceğini" vurgulayarak, "Hükümetin Birinci Değişiklik (basın özgürlüğü) faaliyetlerini kapsayan aramalar yapma yetkisinin önemli sınırları vardır" dedi.
GAZETECİLER "KANIT KAPISI" OLARAK MI GÖRÜLÜYOR?
Tipik sızıntı soruşturmalarında gazeteciler genellikle kovuşturmanın hedefi olmasa da, sızdıran kişiye ulaşmak için bir "kanıt kapısı" olarak görülebiliyor.
Ancak Trump'ın ilk döneminde Adalet Bakanlığı, Washington Post, New York Times ve CNN muhabirlerinin telefon ve e-posta kayıtlarını istemiş olsa da, gazetecilerin evlerini arama veya cihazlarına el koyma yoluna gitmemişti. Bu son gelişme, yönetimin ikinci döneminde sızıntılara karşı çok daha agresif bir strateji izleyeceğinin sinyali olarak değerlendiriliyor.
