Ukrayna'da ateşkes sonrası Batılı barış gücü konuşlandırılmasına yönelik mutabakat büyürken, İngiltere'nin karşı karşıya kaldığı personel açmazı Baltık bölgesi için yeni bir güvenlik denklemi oluşturdu. Londra yönetimi, Kiev'e tugay seviyesinde bir kuvvet göndermeyi taahhüt etmesi halinde, 2017'den beri Estonya'da NATO çerçeve ülkesi olarak yürüttüğü misyondan asker kaydırmak zorunda kalacağının sinyallerini şimdiden verdi.
Atlantic Council'inin analizinde ise bu senaryoda gözlerin çevrildiği Fransa'nın, askeri modernizasyon programı ve genişleyen kuvvet yapısıyla Estonya'da İngiltere'den boşalacak alanı doldurabileceği belirtildi. Raporda, Paris'in bu hamlesinin sadece bir ikame değil, Avrupa'nın kendi güvenliğini üstlenme iradesinin kurumsallaşması açısından tarihi bir fırsat penceresi araladığı kaydedildi.
ABD'nin İran'la yaşadığı gerilimin gölgesinde Ukrayna ile Rusya arasındaki barış görüşmelerinin "durumsal" bir bekleme sürecine girdiği belirtilirken, Kiev'in ortakları arasında anlaşma sonrası Ukrayna'ya Batılı asker konuşlandırılması fikrine destek giderek arttı. İngiltere ve Fransa ateşkes sonrası barışı koruma rolü üstlenmeye hazır olduklarını açıklarken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy her iki ülkenin yaklaşık 5'er bin askerden oluşan birer tugay göndermesini önermişti.
İNGİLTERE'NİN PERSONEL SINIRI KIRMIZI ALARM VERDİ
Ancak bu büyüklükteki bir konuşlandırmanın sürdürülebilir olmadığı uyarısı yapıldı. Bazı analistler, eğitim hatları, lojistik ve destek fonksiyonları hesaba katıldığında, İngiltere'nin böyle bir varlığı zaman içinde sürdürebilmesi için 20 bin personele ihtiyaç duyulacağını hesapladı. Yaklaşık 147 bin tam zamanlı muvazzaf askere sahip Britanya ordusunun bu yükün altında ciddi şekilde zorlanacağı belirtildi.
Londra yönetimi, 2025 Stratejik Savunma Gözden Geçirme Raporu'nda personel sıkıntısını kabul ederek daha hızlı asker alımı, elde tutma oranının iyileştirilmesi ve düzenli personel sayısının kademeli artırılması çağrısında bulunmuştu. Ancak reformların sonuç vermesinin zaman alacağına dikkat çekilirken, kısa vadede müttefik katkıları arasındaki tamamlayıcılığın derinleştirilmesinin önemi vurgulandı.
İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna'ya olası konuşlandırmalarla ilgili soruların önüne geçmek amacıyla şimdiden Estonya'daki mevcut askeri varlığın yeniden konuşlandırma için potansiyel bir kaynak olarak görüldüğü mesajını verdi. Ancak Britanya birliklerinin Estonya'dan Ukrayna'ya kaydırılmasının kendi içinde ciddi riskler barındırdığı ifade edildi.
'ESTONYA'DAKİ BOŞLUK RUSYA'YA FIRSAT PENCERESİ AÇAR'
Analize göre, Ukrayna barış anlaşmasına alan açmak için Baltık ülkelerindeki NATO askeri varlığının azaltılması, Rusya'nın Avrupa'daki saldırganlığını caydırma hedefiyle çelişiyor. Caydırıcılığın süreklilik ve inandırıcılığa bağlı olduğu vurgulanırken, NATO mevcudiyetindeki geçici veya kısmi bir azalmanın dahi Moskova'nın tehdit algısını değiştirebileceği ve Rusya lehine bir fırsat penceresi yaratabileceği uyarısı yapıldı. NATO İleri Kara Kuvvetleri'nin (FLF), bir krizin ilk gününden itibaren müttefik kuvvetlerin sahada olacağına dair her türlü belirsizliği ortadan kaldırmak üzere tasarlandığı hatırlatıldı.
Mevcut çerçevede Baltık ülkelerinde Estonya, Letonya ve Litvanya'da çok uluslu, sürekli ve dönüşümlü üç tabur görev yapıyor. İngiltere 2017'den bu yana Estonya'da "Cabrit Harekâtı" kapsamında çerçeve ülke olarak liderlik rolünü üstlenirken, Fransa da önemli katkılar sunuyor.
'FRANSA, OPERASYONEL LİDERLİĞE GELEBİLİR'
İngiltere'nin Estonya'daki duruşuna bağlı bu ikilemin çözüm anahtarı olarak Paris'i işaret eden rapora göre, Fransa uzun süredir Avrupa'nın kendi istikrarı için sorumluluk alma iradesini ve araçlarını güçlendirmeyi savunuyor. ABD ile ilişkilerdeki gerilim ve Londra'nın üzerindeki kuvvet oluşturma baskısı altında Paris'in, stratejik hedeflerini operasyonel liderliğe dönüştürme fırsatı yakaladığını ileri süren analizde, Fransa'nın Estonya'daki varlığını güçlendirmesiyle, Londra'nın olası tercihlerinden doğacak risklerin azaltılabileceği ve Avrupa savunmasının pratikte ilerletilebileceği belirtildi.
Raporda, Romanya'daki NATO FLF misyonunda çerçeve ülke olarak liderlik kabiliyetini kanıtlayan Fransa'nın, Baltık'ta artan rolünün Karadeniz bölgesindeki duruşu zayıflatmaması gerektiği uyarısı da yapıldı. Paris'ten beklenenin dikkati bir kanattan diğerine kaydırmak değil, genişleyen kuvvet yapısını kullanarak NATO'nun doğu kanadını hem Baltık hem Karadeniz'de takviye etmesi olduğu vurgulandı.
Fransa'nın 2024-2030 askeri programlama yasasıyla hava savunması, uzun menzilli atış kabiliyetleri ve idame kapasitesine yatırım yaparak yaklaşık 200 bin kişilik muvazzaf ordusunu 2030'a kadar 280 bine çıkarmayı hedeflediği kaydedildi. Raporda, belirleyici sorunun Fransa'nın kapasitesi değil, bunu proaktif biçimde yapacak siyasi irade ve yeterli siyasi desteğe sahip olup olmadığı noktasında düğümlendiği ifade edildi.
