Türkiye, son 15 yıldır dünya televizyon ekranlarına damga vuran dizi başarısında yol ayrımına mı geldi? Amerika’dan sonra dünyaya en çok dizi ihraç eden ikinci ülke olma unvanıyla övünürken, sektör kulislerinde fısıltı gazetesiyle yayılan ‘yüzde 50’lik düşüş’ iddiaları Türk dizilerinin dünya hakimiyetinin sarsılıp sarsılmadığı sorusunu gündeme getirdi. Geçtiğimiz yıllarda 1200 bölüme kadar ulaşan dizi ihracatının, bu yıl 500-600 bölümlere kadar gerilediği yönündeki bu çarpıcı duyumların peşine düştük, konuyu sektörün en yetkili isimlerine sorduk.
AHMET ZİYALAR: ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞ VE POLİTİKA ÖNÜMÜZÜ KESTİ
Duyumların ardından ulaştığımız, dizilerimizin yurt dışı satışını gerçekleştiren en büyük kuruluşlardan biri olan Inter Medya’nın Genel Müdürü Ahmet Ziyalar, KARAR’a yaptığı özel açıklamalarda, öncelikle sektörün yıllardır arkasına sığındığı bazı verilerin aslında birer ‘şehir efsanesi’ olduğunu söylüyor. Dizi ihracatına dair sağlıklı bir ölçümleme yapılamadığını vurgulayan Ziyalar, şu çarpıcı tespitlerde bulunuyor: “Özetle kaç bölüm satıldığına dair net bir istatistik yok; bu bilgilerin hiçbiri doğru, kayıtlı ve güvenilir değil. Dizi ihracatı gümrük beyannamesine tabi bir süreç olmadığı için maalesef bir ölçümlendirme yapılamıyor. Biz sektörde bölüm sayısı yerine yıllık genel yurt dışı satış hasılatı üzerinden konuşmayı tercih ediyoruz ki bu rakamın da 600 milyon dolar civarında olduğunu tahmin ediyoruz.”
Sektörün dillerden düşürmediği ‘Amerika’dan sonra dünya ikincisiyiz’ sloganına da şerh düşen Ziyalar, “Bu bilginin kaynağını şahsen ben bilmiyorum. Değer ve miktar olarak bir sıralama yok; ‘ikinciyiz’ lafını sevdik ve kullanıyoruz ama bu bilimsel bir veri değil. Sadece bazı araştırmalarda dünya genelindeki ithal içeriğin ciddi bir yüzdesinin Türk içeriği olduğu görülüyor, ikincilik ancak burada söz konusu olabilir “ diyerek sektörün gerçekçi bir zemine oturması gerektiğini belirtiyor.
‘YUNANİSTAN ARTIK DİZİ ALMIYOR AMA HİKAYELERİMİZİ UYARLIYOR’
İhracattaki düşüşün sadece ekonomik değil, politik nedenleri de olabildiğini belirten Ziyalar, somut bir örnekle durumu şöyle özetliyor: “Yunanistan geçmişte ciddi bir alıcıydı ancak artık politik sebeplerle bizden dizi almıyorlar. Artık onlara dizi yerine hikâye satıyoruz; bizden yeniden yapım haklarını satın alıp kendileri uyarlıyorlar. Örneğin, son olarak Show TV’de yayımlanan ‘Siyah Kalp’ dizisinin haklarını verdik, şimdi onu uyarlayacaklar. Benzer bir hikaye satma durumunu Meksika ile de yaşıyoruz.”
‘REKLAM GELİRLERİNDEKİ DÜŞÜŞ TV YAYINCILARINI ETKİLEDİ’
Ziyalar, 2018 yılında birçok Ortadoğu ülkesinin Türk içeriği yayınlama kararında olduğunu hatırlatarak, değişen şartların ve politik dengelerin zamanla bu prensip kararlarını etkilediğinin altını çiziyor. Şu an özellikle Ortadoğu pazarındaki kaybın temel nedeninin savaş olduğunu ifade ediyor. Savaş öncesi yaptıkları Ortadoğu gezisinde birçok ön anlaşma imzaladıklarını aktaran Ziyalar, “Çok ümitliydik ancak savaşın patlak vermesi süreci durdurdu” diyor. Yurt dışı satışlarını vuran en büyük darbenin ise iç pazardaki üretim daralması olduğunu kaydeden Ziyalar, “TV reklam gelirlerinin düşmesiyle yayıncılar yeterli finansmanı sağlayamıyor, bu da yeni işlerin sayısını, dolayısıyla ihraç edilecek ürün miktarını azaltıyor” görüşünü aktarıyor. Ziyalar’a göre üretim maliyetlerinin yüksekliği de pazarın önündeki en ciddi engellerden biri ve yeni sezonda da dizi sayısının düşmesinde etken olacak. Ziyalar son olarak “Özetle nitelik ve nicelik azalması yurt dışı satışı etkiliyor” düşüncesini aktarıyor.
BÜTÜN BAKANLIKLAR DESTEĞİN PAYDAŞI OLMALI
Birçok sektör temsilcisiyle yaptığımız görüşmelerden elde ettiğim ‘off the record’ bilgilere göre ise, dizilerin yurt dışı pazarına girebilmesi için Türkiye’de en az 26 bölüm, bazı büyük alıcılarda 52 bölüm yayınlanmış olması gerekiyor. Ancak son birkaç yıldır artan maliyetler ve reklam gelirlerinin düşmesi nedeniyle birçok dizi bu rakamlara ulaşamadan yayından kaldırılıyor. Sektör profesyonelleri reklam pastasının televizyondan dijitale kayması, Disney, Amazon ve Netflix gibi dev platformları ana oyuncu haline getirdiğini, geleneksel yayıncılığı çıkmaza sürüklediğini belirtiyor. Bu durumun, sektörün sürdürülebilirliği için devlet desteğini kritik hale getirdiği vurgulanıyor. Sektör temsilcileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Şubat 2026’da Türkiye’nin tanıtımına ve turizmine katkı sağlayan dizilere bölüm başına 100 bin dolarlık destek vaadinin henüz hazırlık aşamasında olduğunun altını çizerek, bu destek hayata geçtiğinde dizilerin 26 ve 52 bölüm barajlarını aşarak yurt dışı pazarına çıkabilmesinin kolaylaşacağını vurguluyor. Uzmanlar, bu desteğin sadece turizm ve tanıtıma katkı sağlamaktan öte ekonomik bir stratejik hamle olacağını düşünüyor. Bu sebeple sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın değil, ekonomi, maliye bakanlıkları gibi diğer bütün kamu kurumlarının da bu yapının içinde yer almasının önemi dile getiriliyor.
‘DÜNYA KUPASI ERKEN FİNALLERİ TETİKLEDİ’
Dizilerin bu sezon beklenenden çok daha erken havlu attığına da değinen Akıncı, sektörde konuşulan ilginç bir detayı paylaştı: “Normal şartlarda sezon finalleri haziran sonu gibi yapılırken, şu an diziler tek tek erken final veya sezon finali kararlarını açıklamaya başladı. Bu erken vedaların arkasında, reklam veren şirketlerin bütçelerini Dünya Kupası maçlarına saklaması ve bu süreçte dizi reklamlarının geri plana atılması yatıyor.”
‘ŞİDDET İÇEREN YAPIMLAR AZALACAK YENİ TREND AİLE FİLMLERİ OLACAK’
Tolga Akıncı, önümüzdeki sezonun stratejisine dair edindiği kulis bilgilerini de ilk kez paylaştı. Satışların zorlaştığı bu dönemde yapımcıların konsept değişikliğine gideceğini belirten Akıncı şunları söyledi: “Önümüzdeki sezon asıl dünya satışı zor olsa da komedi ağırlıklı dizilerin yapılmaya başlanacağını göreceğiz. Bu, hem ekranlardaki şiddet yanlısı işlerden kaçmak hem de aileyi ön plana çıkarmak için atılan bir adım. Ayrıca Netflix, Disney gibi global platformlara yapılan işlerin de dünya satışlarını etkilediğini unutmamak gerek; bu platformlar birçok ülkede yayın yaptığı için doğal olarak yurt dışı satış dengelerini değiştiriyor.” Akıncı son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bölüm başına satış yapan dizilere verdiği desteklerin önemine değinerek, bu daralma döneminde bu desteğin artırılmasının hayati bir önem taşıdığını vurguladı.
