SALİHA SULTAN
İsrail’in Filistin coğrafyasında yürüttüğü sistematik yıkım politikası, fiziki yerleşimlerin ve sivil altyapının ötesine geçerek tarihsel, kültürel ve simgesel hafızayı tamamen silmeyi hedefliyor. Gazze Şeridi'nde binlerce yıllık geçmişe sahip olan ve bölgenin kimliğini oluşturan Büyük Ömer Camii, tarihi Paşa Sarayı, Saint Porphyrius Kilisesi ile paha biçilmez el yazmalarını barındıran kent arşivlerini bombalayarak yok eden işgal yönetimi, benzer bir 'simgesel kıyım' konseptini şimdi de işgal altındaki Batı Şeria’ya taşıdı.
40 ANIT İÇİN 24 SAAT SÜRE VERDİ
7 Ekim’den bu yana Gazze'de ve işgal altındaki topraklarda 100 bine yakın sivili katleden katil İsrail, bu kez de Filistin halkının kolektif hafızasını yaşatan sembol yapıları gözüne kestirdi. Hükümetin aşırı sağcı ve ırkçı söylemleriyle tanınan Maliye Bakanı ve Yerleşim Yerleri Bakanı Bezalel Smotrich, Başbakan Bünyamin Netanyahu’ya resmi bir mektup yazarak Batı Şeria’daki Filistin beldelerinde yer alan 40 anıt ve hafıza mekanının 24 saat içinde İsrail ordusu (IDF) tarafından yıkılmasını talep etti.
MİLLETVEKİLİNİN BALYOZLU PROVOKASYONU KRİZİ TIRMANDIRDI
Yıkım talebinin arkasında ise İsrail meclisindeki aşırı sağcı kanadın bilinçli provokasyonları yatıyor. Smotrich’in lideri olduğu Dini Siyonizm Partisi Milletvekili Zvi Sukkot, Nablus yakınlarındaki Madama köyüne giderek Filistinlilere ait bir anıtı eline aldığı balyozla bizzat yıktı ve bu görüntüleri sosyal medya hesaplarından propaganda malzemesi olarak paylaştı. Bu eylemin ardından gelen tepkiler üzerine geri adım atmak yerine saldırıyı tırmandıran Smotrich, Netanyahu'ya verdiği ültimatomda "Sadece bir anıt değil, Batı Şeria'daki 40 anıtın tamamı derhal yerle bir edilmeli" ifadelerini kullandı.
Smotrich, 1. ve 2. İntifada dönemlerinde ya da İsrail işgaline karşı mücadelede hayatını kaybeden Filistinlilerin anısını yaşatan mermer kitabeleri, belde girişlerindeki simgesel yapıları ve şehitlikleri 'terör propagandası' olarak nitelendirerek devlet eliyle yıkılmasını istiyor.
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Madama köyünde, 25 Ağustos 2026'da İsrailli yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören Filistinli şehitler anıtı.
OSMANLI VE TÜRK-İSLAM MİRASI DA AÇIK HEDEF
İsrail’in yürürlüğe koyduğu bu yıkım ve dönüştürme stratejisi, coğrafyadaki asırlık Osmanlı ve Türk-İslam mirasını da doğrudan tehdit ediyor. Smotrich’in bakanlığı bünyesinde yürütülen ve Batı Şeria’daki 2 bin 600 tarihi ve arkeolojik alanı 'Yahudi mirası' kılıfı altında İsrail kontrolüne geçirmeyi hedefleyen proje, bölgedeki Osmanlı dönemine ait paha biçilmez eserleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Özellikle Nablus yakınlarındaki tarihi Sebastia (Samiriye) beldesinde yer alan Osmanlı dönemi tren istasyonları, Hicaz Demiryolu kalıntıları, tarihi hanlar, hamamlar ve Nebi Yahya Camii kompleksi; işgal yönetiminin 'kaçak yapılaşmayı önleme' veya 'arkeolojik kazı' adı altında yürüttüğü el koyma faaliyetlerinin açık hedefi konumunda bulunuyor.
CENEVRE SÖZLEŞMESİ VE ULUSLARARASI HUKUK İHLALİ
Cenevre Sözleşmesi ve UNESCO’nun Kültürel Varlıkların Korunması Sözleşmesi’ne göre, işgalci bir gücün işgal altında tuttuğu topraklardaki kültürel, tarihi ve simgesel varlıkları tahrip etmesi açık bir savaş suçu olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, İsrail’in Batı Şeria’daki anıtları ve tarihi mekânları hedef almasının, Filistin halkının ulusal kimliğini ve toprağıyla olan tarihsel bağını koparmayı amaçlayan 'kültürel soykırım' hamlesi olduğuna dikkat çekiyor.
