İsviçre halkı, ülke nüfusunun 10 milyon kişiyle sınırlandırılmasını öngören öneriyi referandumda oyluyor.
Göç politikaları ve nüfus artışı konularındaki tartışmaları yeniden gündeme taşıyan teklif, özellikle son yıllarda artan nüfusun konut piyasası, kamu hizmetleri ve çevre üzerindeki etkileri üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Öneri, sağcı İsviçre Halk Partisi tarafından destekleniyor.
DESTEKLEYENLER: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GİRİŞİMİ
İsviçre Halk Partisi, söz konusu düzenlemeyi bir "sürdürülebilirlik girişimi" olarak tanımlıyor.
Parti, ülkenin nüfus artış hızının kontrol altına alınması gerektiğini savunurken, nüfus yoğunluğunun konut fiyatları, ulaşım altyapısı, sağlık hizmetleri ve çevresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığını öne sürüyor.
Parti temsilcileri, nüfusun belirli bir sınırın üzerine çıkmasının uzun vadede yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
HÜKÜMET VE MUHALEFET KARŞI ÇIKIYOR
İsviçre hükümeti, diğer siyasi partiler, iş dünyası kuruluşları ve sendikalar ise öneriye karşı çıkıyor.
Karşıt kesimler, düzenlemeyi bir "kaos girişimi" olarak nitelendiriyor.
Muhalif görüşe göre teklifin kabul edilmesi halinde sağlık sistemi, bakım hizmetleri, turizm sektörü ve birçok ekonomik alanda ciddi iş gücü sorunları yaşanabilir.
Ayrıca önerinin Avrupa Birliği ile ilişkiler üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabileceği savunuluyor.
TEKLİF NELERİ ÖNGÖRÜYOR?
Tasarıya göre İsviçre nüfusunun 2050 yılından önce 10 milyonu aşmaması gerekiyor.
Nüfusun 9,5 milyona ulaşması halinde ise hükümetin acil önlemler devreye sokması öngörülüyor.
Bu kapsamda İsviçre'ye sığınma hakkı tanınan kişi sayısının sınırlandırılması ve yabancı çalışanlara yönelik aile birleşimi haklarının kaldırılması gibi uygulamalar gündeme gelebilecek.
Teklifte yer alan düzenlemeler, nüfus artışının kontrol altına alınmasını hedefleyen zorunlu tedbirleri de içeriyor.
AB İLE İLİŞKİLER TARTIŞMANIN MERKEZİNDE
Önerinin en dikkat çekici maddelerinden biri ise nüfusun 10 milyon sınırını aşması durumunda İsviçre'nin bazı uluslararası anlaşmaları gözden geçirmek zorunda kalacak olması.
Teklife göre bu durumda özellikle Avrupa Birliği ile yapılan kişilerin serbest dolaşımı anlaşmasının feshedilmesi gerekecek.
Bu madde, referandum sürecinde ekonomik ve diplomatik etkiler bakımından en fazla tartışılan başlıklardan biri oldu.
İŞ DÜNYASI İŞ GÜCÜ AÇIĞI KONUSUNDA UYARIYOR
İsviçre'nin önde gelen iş dünyası kuruluşlarından Economiesuisse, teklifin kabul edilmesinin Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkileri olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Kuruluş yetkilileri, Avrupa Birliği'nin İsviçre'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu ve mevcut ekonomik ilişkilerin korunmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.
İşveren örgütleri ayrıca Avrupa'daki nitelikli iş gücü havuzuna erişimin zorlaşmasından endişe duyduklarını belirtiyor.
SAĞLIK VE TURİZM SEKTÖRLERİ YABANCI İŞ GÜCÜNE BAĞIMLI
Ülkedeki birçok sektörün yabancı çalışanlara ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiliyor.
Verilere göre İsviçre'deki otel çalışanlarının yaklaşık yarısını göçmenler oluşturuyor.
Hastaneler, bakım evleri ve sağlık kuruluşlarının da önemli ölçüde yabancı iş gücüyle faaliyet gösterdiği belirtiliyor.
Karşıt görüştekiler, göçün sınırlandırılmasının bu sektörlerde personel açığını daha da büyütebileceğini savunuyor.
YAŞLANAN NÜFUS TARTIŞMANIN BİR DİĞER BOYUTU
Öneriye karşı çıkanlar, İsviçre nüfusunun yaşlanmakta olduğuna da dikkat çekiyor.
Ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 20'sinin 65 yaşın üzerinde olduğu belirtilirken, yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sistemi ve sağlık hizmetleri üzerindeki yükünün giderek arttığı ifade ediliyor.
Bu nedenle ekonominin ve sosyal sistemlerin sürdürülebilirliği için genç iş gücüne ihtiyaç duyulduğu görüşü dile getiriliyor.
Referandum öncesinde yayımlanan kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin önemli ölçüde ikiye bölündüğünü ortaya koydu.
Anketlere göre seçmenlerin yüzde 52'si öneriye karşı çıkarken, yüzde 45'i teklifi destekliyor.
