Avrupa'nın yeni sanayi politikasında Türkiye'ye büyük tehdit: 30 milyar dolarlık ihracat risk altında

Avrupa'nın yeni sanayi politikasında Türkiye'ye büyük tehdit: 30 milyar dolarlık ihracat risk altında

Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün “Made in Europe” raporu, AB'nin yeni sanayi politikasının Türkiye üzerindeki olası etkilerini ortaya koydu. Fransa ve Almanya'nın otomotiv sektöründe uzlaştığı yeni yaklaşımın kabul edilmesi halinde Türkiye, Avrupa'nın kamu alımları ve teşvik sisteminden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalacak. AB pazarında uygulanacak yeni kuralların, Türkiye’nin yıllık 30,1 milyar dolarlık otomotiv ihracatını ve gelecekteki yatırımları olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

Avrupa Birliği'nin (AB) sanayi üretimini güçlendirmek ve Çin ile ABD karşısındaki rekabet gücünü artırmak amacıyla hazırladığı yeni sanayi politikası, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarındaki konumunu tartışmaya açtı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü Genel Sekreteri Çiğdem Gizem Okkaoğlu tarafından hazırlanan ve 20 Ekim'de yayımlanan “Made in Europe ve Türkiye: Avrupa Birliği'nin Yeni Sanayi Politikası, Gümrük Birliği'nin Sınırları ve Türkiye için Politika Seçenekleri” başlıklı raporda, Türkiye'nin AB ile 30 yıllık ekonomik bütünleşmesinin yeni bir sınamayla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Rapora göre Fransa ve Almanya'nın 15-16 Ekim'de üzerinde uzlaştığı otomotiv düzenlemesi, Avrupa'da üretilmiş kabul edilecek ürünlerin kapsamını daraltıyor. Henüz bağlayıcı olmayan yaklaşımın AB mevzuatına dönüşmesi durumunda Türkiye'de üretilen bazı ürünler, gümrüksüz ticaret devam etmesine rağmen kamu desteklerinden yararlanamayabilecek.

TÜRKİYE GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDE AMA YENİ SİSTEMİN DIŞINDA KALABİLİR

Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart 2026'da sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act), kamu alımlarında ve devlet desteklerinde Avrupa'da üretilen ürünlere öncelik verilmesini öngörüyor.

İlk teklifte, AB ile gümrük birliği veya serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerin ürünleri belirli koşullarla Avrupa menşeli kabul edilebiliyordu. Türkiye de bu kapsamda yer alıyordu.

Ancak Fransa ve Almanya'nın ekim ayında üzerinde uzlaştığı yeni yaklaşımda, Avrupa menşeli sayılacak ürünlerin kapsamı AB'nin 27 üyesi ve 1 Ocak 2020 itibarıyla AB iç pazarının parçası olan Avrupalı ortaklarla sınırlandırılıyor.

Bu tanımda Birleşik Krallık ve Norveç belirli koşullarla kapsamda tutulurken, 1996'dan bu yana AB ile Gümrük Birliği içinde bulunan Türkiye dışarıda kalıyor.

Raporda, düzenlemenin Türkiye'yi doğrudan adıyla hedef almadığı ancak getirilen tarihsel ölçütün Türkiye'nin dışlanması sonucunu doğurduğu ifade edildi.

TÜRKİYE'NİN İHRACATININ YÜZDE 42,7'Sİ AVRUPA'YA

Raporda, Türkiye'nin AB pazarına ekonomik bağımlılığının yeni düzenlemenin etkilerini ağırlaştırabileceği belirtildi. Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye ile AB arasındaki mal ticareti 2025 yılında 217,6 milyar avroya ulaşarak rekor kırdı. AB, Türkiye'den 103,3 milyar avroluk mal satın alırken Türkiye'ye 114,3 milyar avroluk ihracat yaptı.

Türkiye'nin toplam mal ihracatının yüzde 42,7'si AB ülkelerine yönelirken, Türkiye'nin AB'nin dünya ile gerçekleştirdiği mal ticaretindeki payı yalnızca yüzde 4,2 düzeyinde kaldı.

Raporda bu durumun, karşılıklı ekonomik bağımlılığın Türkiye açısından daha yüksek olduğunu gösterdiği ve olası dışlanmanın Türkiye ekonomisinde daha ağır sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

OTOMOTİV İHRACATINDA 3 MİLYAR DOLARLIK KAYIP SENARYOSU

Türkiye'nin AB ile ticaretinde en önemli sektörlerin başında otomotiv geliyor. Rapora göre Türkiye, 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık otomotiv ihracatı gerçekleştirdi. Bunun 30,1 milyar dolarlık bölümü AB ülkelerine yapıldı.

Yeni düzenlemenin olası maliyetlerini göstermek amacıyla hazırlanan hesaplamada, AB'ye otomotiv ihracatında yaşanabilecek farklı oranlardaki düşüşlerin yıllık karşılıkları da ortaya konuldu.

Buna göre ihracatın yüzde 1 azalması yaklaşık 300 milyon dolar, yüzde 5 azalması 1,5 milyar dolar, yüzde 10 azalması ise 3 milyar dolarlık kayıp anlamına geliyor.

Raporda, bu rakamların gerçekleşeceği öngörülen kayıplar değil, olası etkilerin büyüklüğünü göstermek amacıyla hazırlanan senaryolar olduğu vurgulandı.

TÜRKİYE'DE ÜRETİLEN OTOMOBİLLER AVRUPA'DA DEZAVANTAJLI HALE GELEBİLİR

Yeni düzenlemenin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri, elektrikli araç üretiminde ortaya çıkabilecek. Teklife göre belirli kamu desteklerinden yararlanacak elektrikli araçların AB'de monte edilmesi ve batarya hariç değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli olması gerekecek.

Bu şartların uygulanması halinde Türkiye'de üretilen elektrikli araçlar Avrupa'ya gümrüksüz ihraç edilmeye devam edebilecek ancak AB'de üretilen rakiplerinin yararlandığı bazı kamu teşviklerinden ve filo desteklerinden dışlanabilecek.

Raporda, bunun Türkiye'de üretilen araçları fiyat bakımından dezavantajlı hale getirebileceği ve otomobil üreticilerinin yeni model yatırımlarını AB ülkelerine kaydırmasına yol açabileceği belirtildi.

Türkiye'de üretilen otomotiv parçalarının da Avrupa menşei hesabında dışarıda tutulması halinde tedarik sanayisinin olumsuz etkilenebileceği kaydedildi.

BYD'NİN MANİSA YATIRIMI ÖRNEK GÖSTERİLDİ

Araştırmada, Çinli otomotiv üreticisi BYD'nin Türkiye'deki yatırım planlarına da dikkat çekildi. Raporda, BYD'nin 2024 yılında duyurduğu 1 milyar dolarlık Manisa yatırımını Haziran 2026'da askıya aldığı ve üretimini AB içinde yoğunlaştırmaya yöneldiği belirtildi.

Sektör basınında bu kararın arkasındaki etkenlerden biri olarak Avrupa'nın yeni menşe kurallarının gösterildiği aktarıldı.

Araştırmada, en büyük riskin mevcut ihracat kayıplarından ziyade önümüzdeki iki üç yılda karara bağlanacak yeni elektrikli araç platformları ve batarya yatırımlarının Türkiye dışında konumlandırılması olduğu vurgulandı.

TOYOTA VE FORD TÜRKİYE'NİN KAPSAMDA KALMASINI İSTİYOR

Avrupa otomotiv sektörünün yeni düzenleme konusunda ortak bir tutum sergilemediği de raporda yer aldı. Fransız otomotiv üreticileri ve bazı sektör kuruluşları, kamu desteklerinin AB ülkelerinde yapılan üretime yönlendirilmesini savunurken Toyota ve Ford gibi Türkiye'de üretim faaliyetleri bulunan şirketler kapsamın geniş tutulmasını istiyor.

Toyota, Birleşik Krallık, Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ortakların dahil edildiği “Made with Europe” yaklaşımını savunuyor.

Ford da yeni kuralların Türkiye ve Birleşik Krallık gibi ortaklara açık kalması gerektiğini belirtiyor.

Raporda, Türkiye'deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75'inin Avrupalı şirketlere ait olduğu, bu şirketlerin Türkiye bağlantılı faaliyetlerinin Avrupa'da yaklaşık 250 bin kişilik istihdam oluşturduğu aktarıldı.

Bu nedenle Türkiye'nin dışlanmasının Avrupa merkezli otomotiv şirketlerini de etkileyeceği ifade edildi.

RİSK YALNIZCA OTOMOTİVLE SINIRLI DEĞİL

Rapora göre “Made in Europe” yaklaşımının otomotivde kabul edilmesi, diğer stratejik sektörlere de yayılmasının önünü açabilir. Özellikle çelik, alüminyum, çimento, elektrik ekipmanları, kablo, transformatör ve yenilenebilir enerji teknolojileri açısından yeni risklerin ortaya çıkabileceği belirtildi.

Fransa'nın otomotivde savunduğu dar menşe tanımını çelik, çimento ve yeşil teknolojilere de taşımak istediğine dikkat çekildi.

Türkiye'nin Avrupa'daki yapay zekâ altyapısı, elektrik şebekeleri ve enerji dönüşümü yatırımlarına ürün sağlayabilecek üretim kapasitesinin de bu süreçten etkilenebileceği ifade edildi.

RAPORDAN ANKARA'YA ÇAĞRI: 'GÜVENİLİR ORTAK' STATÜSÜ İSTENMELİ

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye'nin yeni düzenlemenin dışında kalmaması için AB ile yürütülen müzakerelerde farklı bir yaklaşım benimsenmesini önerdi. Raporda, Türkiye'nin yalnızca Gümrük Birliği üyeliğine dayanarak kapsamda yer almayı talep etmesinin yeterli olmayabileceği belirtildi.

Bunun yerine Birleşik Krallık'a uygulanan koşulların Türkiye için de geçerli olabileceği bir “güvenilir ortak” kategorisinin oluşturulması önerildi.

Türkiye'nin Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergileri, AB ile ticaret savunmasında iş birliği ve kamu alımlarında karşılıklılık gibi başlıkların müzakerelerde kullanılabileceği ifade edildi.

Raporda ayrıca Gümrük Birliği'nin kamu alımlarını ve hizmetleri kapsamayan mevcut yapısının güncellenmesi gerektiği, ancak bunun uzun vadeli bir süreç olduğu vurgulandı.

KRİTİK TARİH 30 KASIM

Fransa ve Almanya'nın otomotiv alanındaki uzlaşması henüz kesinleşmiş bir AB kararı niteliği taşımıyor. Yeni düzenlemenin son şekli, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi arasında yürütülecek müzakerelerle belirlenecek.

Raporda, Avrupa Parlamentosu ortak komitesindeki oylamanın 30 Kasım'da, genel kurul oylamasının ise aralık ayı ortasında yapılmasının planlandığı belirtildi.

Sanayi Hızlandırma Yasası'nın 2027'den önce kabul edilmesi beklenmezken otomotiv hükümlerinin ayrı bir düzenleme kapsamında daha erken sonuçlandırılabileceği kaydedildi.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye'nin bu takvim içerisinde diplomatik girişimlerini artırması gerektiğini belirterek, Avrupa'nın yeni sanayi politikasından dışlanmanın yalnızca mevcut ihracatı değil, Türkiye'nin gelecek yıllardaki üretim ve yatırım kapasitesini de etkileyebileceği uyarısında bulundu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN