Trafik güvenliği analizi yapan uzmanların yayımladığı University of Leeds raporu, motor türleri ve kaza riskleri arasındaki ilişkiyi kökten değiştiriyor.
Otomotiv dünyasında elektrikli araç güvenliği üzerine yapılan incelemeler, benzinli veya dizel araçlarla kıyaslandığında bu modellerin yayalar için ekstra bir tehlike oluşturmadığını belgeledi.
Özellikle yaya çarpma oranları incelendiğinde, motorun sessizliğinden ziyade araç tasarımının belirleyici olduğu görülüyor.
Yapılan dizel araç kıyaslaması sonucunda, istatistiksel verilerin birbirine oldukça yakın seyrettiği tespit edildi.
HİBRİT ARAÇLARDA KAZA ORANI ŞAŞIRTICI DERECEDE YÜKSEK ÇIKTI
Araştırmacılar, 2019 ile 2023 yılları arasındaki verileri mercek altına aldığında çarpıcı sonuçlarla karşılaştı.
Milyar mil başına düşen yaya kazası oranı, tam elektrikli araçlarda 57,82 olarak ölçülürken, içten yanmalı motora sahip araçlarda bu oran 58,88 seviyesinde kaldı.
Aradaki bu küçük fark, istatistiksel olarak bir anlam ifade etmiyor.
Ancak hibrit araçlar (HEV) söz konusu olduğunda tablo tamamen değişiyor.
Hibrit modellerde kaza oranının 120,14 seviyesine fırlaması, geçmişteki araştırmaların neden 'elektrikliler tehlikeli' sonucuna vardığını açıklıyor; çünkü eski çalışmalar genellikle hibritleri ve tam elektrikli araçları aynı kategoride değerlendiriyordu.

AĞIRLIK FAKTÖRÜ GÜVENLİK DONANIMLARIYLA DENGELENİYOR
Elektrikli araçların bataryaları nedeniyle daha ağır olması, teorik olarak çarpışma şiddetini artırma potansiyeline sahip olsa da gerçek hayat verileri bunu desteklemiyor.
Uzmanlar, elektrikli araç filosunun benzinli araçlara göre daha yeni ve modern olmasının bu durumu dengelediğini belirtiyor.
Yeni nesil araçlarda standart hale gelen otomatik frenleme gibi aktif güvenlik sistemleri, ağırlık dezavantajını ortadan kaldırıyor.
Ayrıca 2019 yılından itibaren devreye alınan düzenlemelerle, elektrikli ve hibrit araçların düşük hızlarda yapay bir motor sesi (AVAS) çıkarması zorunluluğu, sessizlikten kaynaklanan riskleri minimize ediyor.
YÜKSEK KAPUT TASARIMI YAYALAR İÇİN ÖLÜMCÜL RİSK TAŞIYOR
Kazaların ölümcül sonuçlanmasında motor tipinden ziyade araç segmenti kritik rol oynuyor.
Özellikle SUV ve pick-up sınıfındaki araçların yüksek ve dik burun yapıları, yayalar için hayati tehlike oluşturuyor.
Otoyol Güvenliği Sigorta Enstitüsü (IIHS) tarafından yapılan analizlere göre, kaput ön kenarı 40 inçten (yaklaşık 101 cm) daha yüksek olan araçların yayalara çarpması durumunda ölüm riski, alçak ve eğimli tasarımlara kıyasla yüzde 45 daha fazla.
Yüksek kaputlu araçlar, çarpışma anında yayayı kaputun üzerine savurmak yerine doğrudan altına alma veya göğüs bölgesine darbe vurma eğilimi gösteriyor.

KÖR NOKTALAR VE GÖRÜŞ AÇISI SORUNU BÜYÜYOR
Leeds Üniversitesi makalesi, SUV tipi araçların karıştığı kazalarda ağır yaralanma ihtimalinin arttığını doğruluyor.
Bu araçların devasa boyutları, sürücüler için özellikle dönüş manevralarında ciddi görüş kısıtlılıkları yaratıyor.
Yüksek sürüş pozisyonu her ne kadar sürücüye güven hissi verse de aracın hemen önünde veya yan çaprazında bulunan yayaların, özellikle de çocukların fark edilmesini zorlaştırıyor.
Yaya güvenliği açısından asıl tehdidin sessiz motorlar değil, fiziksel boyutlar ve kör noktalar olduğu anlaşılıyor.
GELECEK İÇİN TASARIM VE TEKNOLOJİ BİRLİKTELİĞİ ŞART
Elde edilen bulgular, elektrikli ulaşıma geçiş sürecinin yaya güvenliği açısından ek bir risk getirmediğini kanıtlıyor.
Odaklanılması gereken asıl nokta, otomotiv üreticilerinin araçların ön tasarımlarında yapacağı iyileştirmeler olarak öne çıkıyor.
Kaput yüksekliğinin düşürülmesi ve ön formun yayayı koruyacak şekilde revize edilmesi hayati önem taşıyor.
Ayrıca şehir planlamacılarının yaya odaklı hız limitleri belirlemesi ve görüş açısını iyileştiren düzenlemeler yapması gerekiyor.
ABD'de 2029 yılına kadar tüm araçlarda Otomatik Acil Frenleme (AEB) sisteminin zorunlu hale getirilmesi, özellikle gece sürüşlerinde ve şehir içi trafiğinde can kayıplarını önemli ölçüde azaltacak bir adım olarak görülüyor.

