Emekliye gelince ince hesap

Emekliye gelince ince hesap

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirileceği yönündeki açıklamasının ardından masaya türlü türlü formüller kondu. Emekliye zam söz konusu olduğunda kılı kırk yaran hesaplamalar yapılması tepki çekti.

Açlık sınırı altındaki maaşlarıyla yaşam mücadelesi veren milyonlarca emeklinin gözü, kulağı yapılacak zam oranına çevrildi. Masaya konan formüller ise tartışma yarattı. Zam hesaplamasında 65 yaş üzerinde olup olmadığı, çalışan-çalışmayan emekli ayırımı, hanedeki toplam gelir ile diğer aile bireylerinin kazançları, ev sahibi ya da kiracı olma gibi kriterlerin dikkate alınacağı öne sürüldü. Kuyumcu titizliğiyle yapılan hesaplamaya göre aynı maaşı alan ancak yaşam koşulları birbirinden farklı emekliler için ayrı destek modelleri gündeme gelebilecek.

5 BİN TL ARTIŞ GERÇEKÇİ DEĞİL

Türkiye'de 16,8 milyon emekli bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, bütçede sosyal güvenlik harcamaları için ayrılan 1 trilyon liranın tamamının aylıklara aktarılması halinde kişi başı ortalama 5 bin liralık artış yapılabileceğini ifade ediyor. Ancak bu kaynağın sağlık harcamaları ve bayram ikramiyeleri gibi kalemleri de kapsaması nedeniyle artışın aynı düzeyde gerçekleşmeyeceğini belirtiyor. Emekliler ise çözümün yeni kategoriler oluşturmak yerine çalışma süreleri ve ödenen primlerin hakkaniyetli biçimde değerlendirilmesinden geçtiğini savunuyor.

2910krt01a-tum.jpg

EMEKLİYE ZAMDA KURUŞ HESABI

Milyarlarca dolarlık zararı önleyemeyen ekonomi yönetimi, iş emekliye zam yapmaya gelince hiçbir detayı atlamadı. Masaya seyyanen zammın yanı sıra yaş grupları, bölgesel farklılıklar, çalışan çalışmayan ve evi olan olmayan gibi tüm kriterler özenle yerleştirildi. Kuruş hesabı yapılırken vatandaştan da tepki gecikmedi. Emekliler prim gün sayısı ve açlık sınırının gözetilmesini istedi.

Yıllardır bütçe kısıtlarını gerekçe göstererek emekli maaşlarını artıran ekonomi yönetimi, hayat pahalılığı karşısında alım gücü eriyen milyonlarca emekli için yeni düzenleme sinyalleri veriyor. Ancak gündeme gelen formüller, beklenen refah payı artışının yine ince hesaplara bağlanabileceğini gösteriyor. Kulislerde konuşulan seçenekler arasında seyyanen zam, yaş gruplarına göre farklı artış, prim gün sayısının dikkate alınması ve sosyal-ekonomik koşullara göre kademeli destek modelleri bulunuyor. Yeni dönemde yalnızca enflasyon oranına dayalı artış yerine emeklilerin yaşam koşullarını esas alan bir modelin gündeme gelebileceği belirtiliyor. Bu kapsamda 65 yaş ve üzerindeki, yeniden çalışma imkânı sınırlı emeklilere daha yüksek destek verilmesi seçenekler arasında gösteriliyor. Emekli olduktan sonra çalışmayı sürdürenlerle tek geliri aylığı olanların farklı değerlendirilmesi de tartışılıyor. Düzenlemede konut sahipliği ve kira yükünün yanı sıra hanedeki toplam gelir ile diğer aile bireylerinin kazançlarının da dikkate alınabileceği konuşuluyor. Böylece aynı maaşı alan ancak yaşam koşulları birbirinden farklı olan emekliler için ayrı destek modelleri gündeme gelebilecek.

GEÇİM DERDİ BÜYÜYOR

Uzmanlar, bölgesel yaşam maliyetlerinin ve hazırlıkları süren Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi verilerinin yeni modelde etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Ancak emekliler, çözümün yeni kategoriler oluşturmak yerine çalışma süreleri ve ödenen primlerin hakkaniyetli biçimde değerlendirilmesinden geçtiğini savunuyor. Bir emekli, “10 bin 500 günle emekli olan 50 yaşındaki vatandaşla 4 bin 500 günle emekli olan 60 yaşındaki kişinin aynı maaşı alması adil değil” diyerek tepkisini dile getiriyor. Emekli İsmet Durmuş kiraların 25-30 bin liraya ulaştığını belirterek en düşük emekli aylığının 35-40 bin lira olması gerektiğini söylerken bir başka emekli ise yedi yıldır lokantaya gidemediğini ifade ederek geçim sıkıntısını “Kelle paça çorbası olmuş 250 kâğıt. Ben kelle paça çorbası içtiğimde 17,5 liraydı”sözleriyle aktarıyor.

HAYAL KIRIKLIĞI RİSKİ VAR

Uzmanlar, gündeme gelen artış seçeneklerine rağmen beklentilerin yüksek tutulmaması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de 16,8 milyon emekli bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, bütçede sosyal güvenlik harcamaları için ayrıldığı belirtilen 1 trilyon liranın tamamının aylıklara aktarılması halinde kişi başına ortalama 5 bin liralık artış hesaplanabileceğini ifade ediyor. Ancak bu kaynağın sağlık harcamaları ve bayram ikramiyeleri gibi kalemleri de kapsaması nedeniyle artışın aynı düzeyde gerçekleşmesinin beklenemeyeceği vurgulanıyor. Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş ise geçmişte zam oranlarının önce yüzde 25’e, ardından yüzde 30’a yükseltildiğini hatırlatarak benzer bir uygulamanın yeniden gündeme gelebileceğini dile getiriyor. Karakaş, 25 bin 153 liralık bir artış senaryosunda 50 bin liranın altında emekli maaşı kalmayacağını öne sürüyor. Bu tutarın dahi yeterli olmayacağını savunan Karakaş, ekim ayı açlık sınırı verileriyle yalnızca mutfak giderlerinin 40 bin lira civarına ulaşabileceğine dikkat çekiyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN