Fon krizinin istihdam üzerindeki etkileri görünür hale gelmeye başladı. Sermaye piyasalarında işlem hacminin gerilemesi ve kredili işlemlerin daralması, aracı kurumların gelirlerini önemli ölçüde baskılarken sektörde küçülme ve personel azaltımı kararları daha sık gündeme gelmeye başladı. KAP’a yapılan son açıklamalardan biri de sektördeki daralmanın boyutunu ortaya koydu.
İnfo Yatırım’ın grup bünyesindeki ortalama personel sayısı, 30 Haziran’daki 279 seviyesinden 19 Ekim itibarıyla 226’ya geriledi. Böylece çalışan sayısında 53 kişilik, yüzde 19’luk azalış kaydedildi. Bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan Anadolu Yatırım Genel Müdürü Dr. Nuri Sevgen de sermaye piyasalarındaki işlem hacminin yaklaşık yüzde 30 gerilediğini, bu daralmanın aracı kurumlarda küçülme ve işten çıkarmalara yol açtığını söyledi.
Sektördeki istihdamın boyutuna dikkat çeken Sevgen, 63 aracı kurumda yaklaşık 7 bin 700 kişinin çalıştığını belirtti. Mevcut krizin etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasının beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Sevgen, 2001 krizindeki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) sürecinin 2 yıl sürdüğünü de hatırlatarak, mevcut krizde toz dumanın kalkması ve tablonun netleşmesinin en az 3 ila 6 ay alacağını, güven ortamının yeniden inşasının ise daha uzun süreceğini söyledi.
KRİZ GENELE YAYILABİLİR ENDİŞESİ
Ancak tehlike yalnızca finans sektörüyle sınırlı değil. Uzmanlara göre şirketlerin fonlarda bulunan varlıklarına erişmekte zorlanması, kredi kanallarının daralması ve nakit akışındaki bozulma, krizin reel sektöre ve dolayısıyla istihdama yayılabileceği endişesini artırıyor. Ekonomist İris Cibre Lostar da sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede yaşananların tek başına fon kaynaklı bir sorun olmadığını belirtti. Lostar’a göre fon piyasalarında yaşananlar, daha derin bir yapısal sorunun görünen yüzünü oluşturuyor. Konuyu 5 maddede ele alan Lostar, “Krizin asıl yayılmasını sağlayan fonlar değil. Fonlar sadece ağacın görünen yüzü. Zincirleme bir reaksiyon söz konusu; Birincisi derinliklere inmiş ve binayı kökünden sarsacak hale gelmiş, şirketlere, siyasete kadar kökleşmiş bir incir ağacı var. Varlığı hep bilinen ama kökleri toprak altında olduğundan gözümüzle görmediğimiz dev bir yapı. İkincisi bu incir ağacının köklerinin kimlere ulaşacağı bilinmediğinden, şirketlerin kredi kanalları tıkandı” dedi.
BİST30’DA İŞLEM HACMİ VE PİYASA DEĞERİ HIZLA GERİLEDİ
Sosyal medya yazısında üçüncü başlık altında borsadaki kayıplara dikkat çeken Lostar, yine aynı nedenlerle borsadaki şirket değerlerinin ve işlem hacimlerinin etkilendiğini dile getirdi.
Lostar, “Hem fonlardaki satışlar, hem kredili hesap kapatma yarışı, hem de güven sorunu ile alıcı kalmaması ile Bist30 280 dolar ile tekrar 2000 yılı seviyesinde. Aracı kurumların en önemli hatta tek geliri, kredili işlemler de durdu. Bu yüzden, fonlarla adı anılmayan kurumlar da adam çıkarmaya başladı. Fonlarda parası kalan bazı şirketler ve bireyler harcamayı kesti ve borç ödeyemez duruma geldi. Şimdi elimizde, TCMB makro tedbirle destek atmaya çalışsa da, özel sektör tahvillerinde temerrüt yayılma riski, sıkılaşmanın ima ettiğinden çok daha sert bir yavaşlama, büyük güven erezyonu ile sermaye piyasalarının nadasa kalması, küresel konjonktürle de eş zamanlı birleşen yabancı ilgisizliği, merkezin aynı anda kur hızını artırıp, faiz indirmesiyle eriyen rezervler ve açılmaya devam eden cari açığın finansman ihtiyacı var” dedi.
Benzer bir açıklama Biz Finansal Danışmanlık Kurucusu Murat Özsoy’dan geldi. Özsoy değerlendirmesinde, maaş ödemeleri ve günlük işletme giderleri için kullanılacak kaynakların fonlarda değerlendirilmesinin şirketler açısından ciddi bir likidite riski oluşturabileceğine dikkat çekti. Özsoy’a göre bu etki önümüzdeki aylarda reel sektörde daha belirgin hissedilebilir.
