Merkez Bankası'nın faiz düşürmesi ne anlama geliyor? İşte eksileri ve artıları

Merkez Bankası'nın faiz düşürmesi ne anlama geliyor? İşte eksileri ve artıları

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 18'den yüzde 16'ya indirdi. Piyasalar, faizlerin yükselmesi ya da sabit kalmasını isterken, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının (politika faizinin) 200 baz puan indirilmesi, döviz kurunda ve altın fiyatlarında yükselişe neden oldu. İşte, Merkez Bankası faiz indiriminin anlamı...

Faiz oranlarının seyri ve bunun enflasyon ile döviz kuru üzerindeki etkilerine dair tartışmalar sürüyor. Geleneksel ekonomi teorisinde, faizlerin yüksek tutulmasının enflasyonu aşağı çekme ve ilgili ülkenin para birimini de güçlendirme yönünde bir etkisi olacağı düşünülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enflasyonu düşürmek için faizlerin indirilmesi görüşünü savunuyor.

FAİZLERİN DÜŞÜRÜLMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

21 Ekim 2021 Perşembe günü gerçekleşen Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısından, politika faizinin yüzde 18'den yüzde 16'ya 200 baz puan düşürülmesi kararı çıktı. Piyasaların genel talebi ise faizin yükseltilmesi yönündeydi.

Enflasyon ve faiz oranları arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Faiz ayrıca döviz kurunu da etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Uygulanan politikalarla bunlar arasında bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Merkez Bankası'nın piyasadaki para arzını yönetebilmek için sahip olduğu araçlardan birisi politika faiz oranları.

Politika faiz oranlarında yapılan değişiklikler piyasadaki oyuncuların borç alma ve verme maliyetlerini değiştirdiğinden hem bankaların uyguladığı faizleri hem de tahvil, hisse senedi gibi varlıkların değerini etkiliyor.

Faiz oranlarının düzeyi, bireylerin ve kurumların kaynaklarını tasarrufa ya da harcamaya yöneltmesinde belirleyici oluyor.

Örneğin, faiz oranlarının düşük olduğu bir ortamda tasarruf üzerinden elde edilecek gelir de düşük olduğundan harcama eğilimi artıyor.

FAİZLERİN DÜŞÜRÜLMESİNİN RİSKLERİ NELER?

Dolayısıyla faiz oranlarının düşürülmesinin tüketim harcamalarını artırması ve ekonomik büyümeyi desteklemesi bekleniyor.

Ancak tüketim harcamalarının artması beraberinde enflasyonun yükselmesi riskini getiriyor.

Bir diğer konu da faizlerin düşük olduğu bir ortamda kredi alma ve verme eğiliminin artmasının piyasadaki yerel para birimi miktarının yükselmesine neden olması. Bu da enflasyon riski yaratan bir başka unsur olarak ortaya çıkıyor.

Bu nedenle genel kabul gören ekonomi teorisinde, faiz oranlarının düşük tutulmasının enflasyon yaratacağı ve enflasyonun arttığı bir dönemde de fiyat artışlarını dizginlemek için faiz artırımına gidilmesi gerektiği görüşü bulunuyor.

FAİZLER NASIL DÜŞÜRÜLÜR VE ARTIRILIR?

Bankalar müşterilerine kredi verdiklerinde para yaratır. Faizler düştüğünde yaratılan para miktarının azaldığını, arttığında ise yaratılan paranın azaldığını söyleyebiliriz.

Faiz arttığında aynı ürünü almak için takas edilmesi gereken 'para' miktarı da artar. Bu da enflasyona neden olur. Tersi durumda, yani Merkez Bankası faizi artırdığında ise daha az miktarda borçlanma olur ve daha az miktarda para yaratılır. Bu da enflasyonu azaltır.

Kendi inisiyatifindeki faiz oranıyla ülkenin ekonomik büyümesine dair işlemde bulunabilmesi o merkez bankasının bağımsız para politikasına sahip olduğunu gösterir.

Fakat bankanın finansal istikrarı sağlayabilmek için faiz dışında, sermaye hareketlerini ve para biriminin diğer para birimleri karşısındaki değerini de göz önünde bulundurması gerekir.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN