Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, birinci ayını dolduran ABD-İsrail-İran savaşının küresel ve yerel ekonomiye faturasını değerlendirdi. Gazeteci Ruşen Çakır’ın yayınına katılan Demiralp, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla başlayan "arz yönlü stagflasyon" şokunun Türkiye ekonomisinde bütçe açığı, enflasyon ve cari açığı aynı anda tetiklediğini belirterek, Merkez Bankası rezervlerindeki erimeye dikkat çekti.
Son dakika! Hürmüz Boğazı resmen kapatıldı: İran’dan petrol piyasalarını sarsacak adım
Yaklaşık bir aydır devam eden ve tüm dünyayı sarsan İran-ABD-İsrail savaşının ekonomik faturası ağırlaşıyor. Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Medyascope'ta Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayarak krizin anatomisini çıkardı. Demiralp'e göre Türkiye, makroekonomik dengelerinin zayıf olduğu bir dönemde yakalandığı bu küresel krizden en çok yara alacak ülkelerin başında geliyor.
İşte Prof. Dr. Demiralp'in açıklamalarından öne çıkan çarpıcı başlıklar:
HÜRMÜZ BOĞAZI KAPANDI, TÜRKİYE'DE "ÜÇLÜ AÇIK" BÜYÜDÜ
Savaşın en büyük birincil etkisinin küresel petrol vanası olan Hürmüz Boğazı'nın kapanması olduğunu belirten Demiralp, artan petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisine faturasını üç ana başlıkta özetledi:
Bütçe Açığı: "Türkiye, artan küresel petrol fiyatlarının içerideki enflasyonist etkisini baskılamak için Eşel Mobil sistemine geçti. Devletin petrol üzerinden aldığı vergiden feragat etmesi, bütçe açığının hızla artması anlamına geliyor."
Enflasyon: "Petrol en kritik ara malı. Fiyatının fırlaması, doğrudan tüm üretim maliyetlerinin ve etiket fiyatlarının artmasına, yani enflasyonun körüklenmesine yol açıyor."
Cari Açık: "Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Fiyatlar ne olursa olsun bu enerjiyi almak zorundayız. Bu da ithalat faturamızın ve cari açığımızın kontrolsüzce büyümesi demek."
"BİR AYDA 30 MİLYAR DOLAR SERMAYE ÇIKTI, REZERVLER YANIYOR"
Küresel belirsizliğin güvenli liman arayışını tetiklediğini belirten Demiralp, Türkiye'den ciddi bir yabancı sermaye kaçışı olduğunu vurguladı:
"Savaşın başından beri Türkiye'den 25-30 milyar dolar civarında sıcak para çıkışı var. Yabancı yatırımcı hissesini, tahvilini satıp dolarını alıp çıkıyor. Bu durum kur üzerinde devasa bir baskı yaratıyor. Ekonomi yönetimi, Eylül 2021 sonrası uygulanan politikalarla eksiye düşen ve ilmek ilmek, acı reçetelerle biriktirilen rezervleri şimdi kuru tutmak için satmak zorunda kalıyor. Gelen son rakamlara göre 33 milyar dolar civarında bir rezerv erimesi var. Biz ABD Merkez Bankası (FED) değiliz, dolar basamıyoruz. Bu rezerv satışının bir sonu var. Bu şekilde ne kadar gidebiliriz?"

İKİNCİL ŞOK YOLDA: GÜBRE KRİZİ VE GIDA ENFLASYONU
Savaşın sadece petrolü değil, enerji yoğun sektörleri de vurduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Demiralp, Türkiye için kritik bir uyarıda daha bulundu: "Bölgedeki petrokimya ve gübre üretimi sekteye uğradı. Türkiye bölgeden önemli miktarda gübre ithal ediyor. Zaten daralan tarım sektörümüzün üzerine bir de gübre fiyatlarındaki artış eklendiğinde, bu durum doğrudan gıda enflasyonu olarak karşımıza çıkacak."
FAO’dan korkutan "Hürmüz" senaryosu: Yıllardır görülmemiş sistematik şok kapıda
İRAN, TRUMP'IN "YUMUŞAK KARNINI" BİLİYOR
Savaşın küresel siyasete ve piyasalara etkisini de değerlendiren Demiralp, piyasalardaki oynaklığın (roller coaster) sebebini ABD iç siyasetine bağladı. İngilizce'deki "TACO (Trump always chickens out - Trump her zaman geri adım atar)" tabirini hatırlatan Demiralp, şunları söyledi:
"İran, Trump'ın yumuşak karnının Amerikan ekonomisi ve borsalar olduğunu biliyor. 'Savaşın bitmesi, ABD ekonomisi acı çektikten sonra olacak' mesajı veriyorlar. Öte yandan ABD medyasında ciddi bir tepki var. Savaş nedeniyle petrol fiyatları arttı, üstelik İran'a yönelik yaptırımlar esnetilerek İran'a 14 milyar dolarlık ek gelir sağlandı. Amerikan kamuoyu, 'Biz kendi askerlerimizi, kendi elimizle zengin ettiğimiz İran'ın dronelarına mı hedef yapıyoruz?' diye soruyor."
"ÇATIYI YAĞMUR YAĞMADAN ONARMALIYDIK"
"Türkiye bu krize karşı ne yapabilir?" sorusunu yanıtlayan Demiralp, karamsar bir tablo çizdi: "Çok fazla yapabileceğimiz bir şey yok çünkü bu dışarıdan gelen bir şok. Çatıyı yağmur yağmadan onarmalıydık. ABD %3 enflasyonla bu şoka yakalandı, biz ise %30'un üzerindeki bir enflasyonla... ABD büyümeyi desteklemek için faiz indirebilir ama bizim böyle bir lüksümüz yok. Krizin büyümesini engellemek için kemerleri daha da sıkmak, yabancı sermayeyi çekmek için faizleri yüksek tutmak zorundayız. Bu da ne yazık ki canımızı daha çok acıtacak ve üretim maliyetlerini artıracak."
