Ali Babacan'dan erken seçim tarihi açıklaması: 2022 ilkbahar ya da sonbahar

Ali Babacan'dan erken seçim tarihi açıklaması: 2022 ilkbahar ya da sonbahar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhalefetin erken seçim çağrılarının aksine 'Erken seçim yok' açıklamasına rağmen partiler baskın erken seçime hazırlanıyor. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, katıldığı canlı yayında, '2022 yılının ilkbahar ya da sonbaharında erken seçim bekliyoruz. Ocak ayından itibaren iletişim çalışmalarına başlıyoruz. Halkımızın yüzde 50'si henüz bizi tanımıyor' açıklaması yaptı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gündemin sıcak konularını Habertürk'te katıldığı canlı yayında değerlendirdi. DEVA Partisi Kurucu Üyesi Metin Gürcan'ın durumu, dış politika, ekonomi ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Babacan, "Bizim sahadan izlenimimiz kabaca oy verecek vatandaşlarımızın üçte biri DEVA Partisi'nden habersiz. Türkiye geneline baktığımızda seçmenlerin yüzde 50'si DEVA Partisi'ni kuran Ali Babacan ve arkadaşları olarak biliyor. Seçimin 2022 ilkbahar ya da sonbaharında yapılmasını bekliyoruz. Ocak ayından itibaren iletişim çalışmalarına ağırlık vereceğiz' dedi.

İşte Babacan'ın açıklamalarından öne çıkanlar:

"VATANDAŞLARIMIZIN YÜZDE 50'Sİ HENÜZ BİZİ TANIMIYOR"

Bizim sahadan izlenimimiz kabaca oy verecek vatandaşlarımızın üçte biri DEVA Partisi'nden habersiz. Türkiye geneline baktığımızda seçmenlerin yüzde 50'si DEVA Partisi'ni kuran Ali Babacan ve arkadaşları olarak biliyor. Ama illere, ilçelere gittiğimizde ilgi alaka çok çok iyi. Cumartesi günü Kağıthane'de idik.

Vatandaşlarımızın ilgisi, sevgi ifadesi. Kaç kere otobüsümüzü durdurdular. Yüzde 30'u eski AK Parti'ye oy verenler. Diğerleri diğer partili vatandaşlarımız. Biz Türkiye'nin yarınları konusunda insanları buluşturuyoruz. Türkiye için aynı hayali besleyen insanlar bizi destekliyor. Bizim üzerimize düşen daha çok görünmek, bilinmek. Şu anda mecliste olan 5 siyasi partinin tamamı Hazine'den yüksek destek alıyor.

"2022 YILININ İLKBAHARI VEYA SONBAHARINDA SEÇİM OLABİLİR"

Oysa ki bizim partimiz sadece ve sadece vatandaşlardan gelen gelirlerle dönüyor. Bu işin görünürlüğü biraz da reklam bütçesiyle oluyor. Bugüne kadar arzu ettiğimiz ne varsa yapabildik. Ocak'tan itibaren ülke yokuş aşağı seçime doğru gidecek. Tahminimiz 2022'nin ilkbaharı ya da sonbaharında seçim olabilir.

Bizim Ocak'tan itibaren iletişime daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor. Biz bir gönüllülük sistemi kurduk.Bize gelenler çok istiyorum ama yarın çocuğum mülakat sınavına girecek, o yüzden üye olmaya korkuyorlar. AK Parti üyeliğinden çıkıldığı andan itibaren hemen telefonlar geliyor.

Bizim ilçe başkanımız ayrılmış e-devlet üzerinden, telefon geliyor 'Siz galiba yanlış bir iş yapmışsınız, emin misiniz, biz bunu düzeltiyoruz' diyorlarmış. Bizim kaç tane ilçe başkanımız zor kurtuldu AK Parti üyeliğinden. E-devletten ayrılıyorlar, iki gün sonra bakıyorlar yeniden üye yapılmışlar.

"REKABETÇİ KUR DEMEK İŞ GÜCÜNÜN UCUZLAMASI DEMEKTİR"

Üç aydır Türkiye şunu yaşıyor. Merkez Bankası Eylül'de faiz indirme sürecine, kur sıçradı A'dan Z'ye her şeye zam geldi. Ekim'e ve Kasım'da faizler indi yine herşeye zam geldi, kur sıçradı. Aralıkta Merkez Bankası kur yine sıçrarsa hayat pahalılığı olarak yansıyacak.

Yeni ekonomik modelden bahsediliyorsa onun sonucu şu anda ortada. 'Bir bildiğimiz var' diyorlar ya. Bildikleri bir şey yok. Sadece zihni sinir projesi, akıl dışı bir teoriyi uyguluyorlar. Doları satmalarına rağmen tutamayınca, rekabetçi kur demeye başladılar. Rekabetçi kur demek, kurun yükselmesiyle Türkiye'de iş gücünün ucuzlaması demek.

Bugün asgari ücret Çin'den daha düşük. 12.80'lik dolarla hesap ettiğinizde belki Arnavutluk'un da altına indik. Bir modelden bahsedeceksek, yapıp ettiklerine model kılıfı geçirmek istiyorlarsa, bu halkın fakirleşerek daha çok ihracat yapılmasıdır. Eğer halk daha da fakirleşsin, satın alma düşsün derseniz belki ihracatı biraz arttırabilirsiniz. İçeride vatandaşlarımız tüketmedikçe, içeride ekonomik şartlar dönmedikçe arzu ettiğimiz büyümeye asla ulaşamayız. Merkez Bankası'nın faizlerini düşürdüler. Aynı dönemde Hazine'nin borçlanma faizi arttı.

"NOBEL ÖDÜLLÜ İKTİSATÇILAR GELSE EKONOMİYİ DÜZELTEMEZ"

Faizler düşerken Türkiye'nin borçlanma faizi artmış. Hazine'nin dışarıdan borçlandığı paranın faizi artmış durumda. Borçlanma faizi piyasada oluşuyor. Hazine ihaleyle borçlanıyor. İkinci el piyasada da sürekli olarak ikinci el tahvillerin faizini görüyorsunuz. Hazine'nin daha pahalı borçlandığı bir ülkede büyümeyi nasıl sağlayacaksınız?

Hazine baştan kabul ediyor ki, bu ülkede 5 yıl boyunca ne enflasyon düşecek ne faizler. Merkez Bankası'na talimatla faiz düşürüyorsunuz, Hazine bugün yüzde 21-22 faiz ödeyecek. Hani faize karşıydılar. Eğer nas ise azı çoğu yok ki bu işin, sıfırla. Merkez Bankası sıfır faizle para veriyorum derse herkes Dolar alacak. Şu anda piyasa fiyatlama yapamıyor.

Piyasa dövize fiyatlama koyamıyor. Bu ekonomi gerçek bilim alanı. Aynı zamanda sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi ile içiçe alan. Aklın ve rasyonalitenin gereğini yapmayınca düzelmesi mümkün değil. 10 tane Nobel ödüllü iktisatçıyı getirsinler, ekonomiyi emanet etseler, onlar dahi Türkiye ekonomisini gerçek anlamda düzeltemezler.

Türkiye'nin dışındaki yanlış ve saçmalıkları geliyor ekonomiyi vuruyor. Bir de hukuk ve adalet meselesi var. Türkiye'de gerçek anlamında hukuk devleti olmayınca ekonomiyi düzeltmek mümkün değil. Uzun vadeli yatırımcılar güvenin olmadığı yere yatırım yapmazlar. Sadece düzgün ekonomi politikaları değil hukuk, adalet, eğitim gibi her alanda köklü revizyon gerekiyor. En önemlisi hukuk.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN