Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Alacaatlı köyünde yaşanan ve hukuki süreci çeyrek asrı aşan mülkiyet krizinde Anayasa Mahkemesi (AYM) son sözü söyledi. Resmi Gazete'nin 22 Mayıs 2026 tarihli nüshasında yayımlanan Genel Kurul kararına göre, mirasçıların davaya dahil edilmeden mülklerinin satılması, mülkiyet hakkı bağlamında Anayasa ihlali sayıldı.
ÖLÜ KİŞİYE TEBLİGATLA DAVA GÖRÜLDÜ, ARSA SATILDI
Olayın geçmişi 1998 yılına dayanıyor. Alacaatlı'da 4 bin metrekarelik bir taşınmazda payı bulunan ve 1985 yılında vefat eden bir vatandaşın hissesi, diğer hissedarların 1998 yılında açtığı ortaklığın giderilmesi davasına konu oldu. Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi, pay sahibinin 13 yıl önce hayatını kaybettiğini tespit edemeyerek tebligatları ölü kişiye yaptı.
Mirasçıların davaya katılımı (taraf teşkili) sağlanmadan yürütülen yargılama sonucunda, 1999 yılında arsanın satışına karar verildi. Taşınmaz, 2000 yılında yapılan ihaleyle davacılardan birine eski parayla 291 milyar 800 milyon TL'ye satıldı.
AYM Başkanı Özkaya’dan hâkim ve savcılara “kul hakkı” uyarısı: İbadetle affolmaz
MİRASÇILAR 10 YIL SONRA ÖĞRENDİ: "ARSA ARTIK SİTE OLDU"
Durumdan ancak 2010 yılında haberdar olan mirasçılar (başvurucular), duruma itiraz ederek Yargıtay'a başvurdu. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesini hukuka aykırı bularak 2011'de yerel mahkemenin kararını bozdu.
Ancak bozma kararı sonrası yeniden görülen davada yerel mahkeme, arsanın çoktan satıldığını, tapuda başka parsellerle birleştirildiğini ve üzerine üç bloklu bir site inşa edildiğini belirterek davanın konusuz kaldığına hükmetti ve "karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verdi. Bu karar da 2020 yılında Yargıtay tarafından onanınca mirasçılar, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.
AYM: "HUKUK YOLU PRATİKTE BAŞARI ŞANSI SUNMADI"
Dosyayı inceleyen AYM Genel Kurulu, devletin mülkiyet hakkını koruma konusundaki pozitif yükümlülüklerine dikkat çekti. Kararda şu tespitlere yer verildi:
Ortaklığın giderilmesi davasında mirasçıların iddia ve itirazlarını sunma imkanından yoksun bırakıldığı,
Yargıtay'ın bozma kararının, arsanın çoktan satılıp yapısının değişmesi nedeniyle mağduriyeti gidermede hiçbir pratik sonuç doğurmadığı,
Başvurucuların banka hesabına yatırılan paradan da yıllarca habersiz kaldıkları ve bedelin enflasyon karşısında eridiği vurgulandı.
Bu gerekçelerle AYM, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.
GİDERİM OLARAK 1.2 MİLYON TL MADDİ TAZMİNAT
İhlalin sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağını da değerlendiren Yüksek Mahkeme, taşınmazın üzerine yeni binalar yapıldığı için "yeniden yargılama" yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığına kanaat getirdi.
Bunun yerine, 2000 yılında bankaya yatırılan paranın, mirasçıların durumu öğrendiği 2010 yılına kadar ve sonrasında günümüze dek geçen sürede enflasyon karşısında uğradığı değer kaybı hesaplandı. AYM, ihlalin giderimi amacıyla başvuruculara net 1.213.273 TL maddi tazminat ödenmesine hükmetti.
ÜYELERDEN TAZMİNAT YÖNTEMİNE İTİRAZ
Kararın tazminat bölümüne bazı üyeler karşı oy kullandı. Üyeler Basri Bağcı ve Ömer Çınar, zararın tam olarak AYM tarafından hesaplanamayacağını, bu nedenle başvuruculara "genel mahkemelerde tazminat davası açma yolunun" gösterilmesi gerektiğini savundu. Üye Yıldız Seferinoğlu ise zararın sadece bir enflasyon farkı olmadığını, arsanın rayiç bedeli ve mahrum kalınan kârlar göz önüne alınarak tam telafi için mutlak suretle yeniden yargılama yolunun açılması gerektiğini belirterek çoğunluk kararına şerh düştü.
