DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, NOW TV’de İlker Karagöz’ün sunduğu Çalar Saat programında borsa ve yatırım fonlarındaki piyasa dolandırıcılığı iddialarından ekonomiye, tarımdan seçim tarihi tartışmalarına kadar gündemdeki başlıkları değerlendirdi.
Fon soruşturmasında haksız kazanç elde edenlerin yanı sıra buna yardım eden, göz yuman veya görevini ihmal edenlerin de ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Babacan, yurt dışına çıkarılan paraların uluslararası hukuk yollarıyla geri alınabileceğini savundu.
Mahmut Arıkan’dan fon krizi çıkışı: Ne yapıldıysa devlet mührüyle yapıldı
“PARALAR TAHSİL EDİLİP İNSANLARA ÖDENMELİ”
Babacan, mağduriyetlerin giderilmesi için yurt dışına çıkan paranın izinin sürülmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“İyi hukukçular bulacaksınız, uluslararası hukukçular. ‘Arkadaş, bu adam benim memleketimde 500 bin kişiyi dolandırdı’ diyeceksiniz. Vereceksin yetkiyi. İyi bir hukukçular network’ü ve bunlar çatır çatır tahsil edilir. Tahsil edeceksiniz, ondan sonra insanlara ödeyeceksiniz.”
Soruşturmanın sadece parayı doğrudan elde eden kişilerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Babacan, “Bu işten kazananlara yardımcı olan, buna göz yuman, belki de ortak olan, arkada da bir menfaat şebekesi de olabilir” dedi.
Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatası olan, suçu olan, ihmali olan, bu işten doğrudan ya da dolaylı para kazanan kim var kim yoksa hak ettiği en ağır cezayla karşılaşması lazım.”
“FONLARIN TASFİYE SÜRECİNE ALINMASI İLK ADIM OLARAK DOĞRU”
Sermaye piyasalarının güven üzerine çalıştığını vurgulayan Babacan, fonların tasfiye sürecine alınmasını ilk aşamada doğru bulduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
Babacan, “Bu işi bir izole etmek, yayılma etkisini önlemek için bu fonları bir tasfiye sürecine sokmak ve bir bakıma o kanserli hücreyi diğerlerinden izole etmek ilk adım olarak doğru bir adımdır. Ama yeterli değildir” dedi.
Sürecin bundan sonraki aşamasının da dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyleyen Babacan, benzer olayların tekrarlanabileceği endişesinin sürmesi halinde sermaye piyasalarında güvenin yeniden kurulamayacağını ifade etti.
“FONLARIN DEĞERİNİ ŞİŞİRİCİ İŞLEMLER PİYASA DOLANDIRICILIĞIDIR”
Babacan, bazı şirketlerin halka arzından yatırım fonlarının değerlemesine kadar uzanan işlemlerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Bir şirket hissesinin gerçek değerinin üzerinde halka arz edilmesi veya fonların değerinin gerçeğe aykırı işlemlerle yükseltilmesi halinde bunun Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında incelenmesi gerektiğini belirten Babacan, şöyle konuştu:
“Fonlara yatırım yapan belli sayıda insanlar eğer fonların değerini şişirici işlemler yapıyorsa bu da piyasa dolandırıcılığıdır. Bütün bu olan bitenin arkasında neler var? Kim ne kadar suçlu? Bunun çok detaylı bir şekilde artık incelenmesi gerekiyor.”
“BU KRİZ ‘GELİYORUM’ DEDİ”
Yaşanan sorunun önceden fark edilebilecek işaretler verdiğini savunan Babacan, uluslararası endeks kuruluşlarının Türkiye piyasalarına ilişkin uyarıları ile ekonomi yönetiminden daha önce gelen piyasa manipülasyonu açıklamalarını hatırlattı.
Babacan şöyle konuştu:
“Kaza ‘Geliyorum’ demez ama bu kriz ‘Geliyorum’ dedi.”
Denetleyici ve düzenleyici kurumların neden daha erken harekete geçmediğinin araştırılması gerektiğini söyleyen Babacan, adli soruşturmanın yanı sıra idari denetim de yapılması gerektiğini belirtti.
“BU BENİM GÖREVİMDİ, YAPAMADIM DİYEN AYRILMALI”
Babacan, denetim zincirindeki sorumluluk tartışmalarına ilişkin olarak da yöneticilerin yalnızca mahkeme kararlarını beklememesi gerektiğini söyledi.
“Mutlaka bu işle ilgili sorumluluk hissi olan, ‘Bu benim görevimdi, yapamadım’ diyen insanların fazla da yargı kararını beklemeden ya da idari denetimi beklemeden ayrılmalarında ben fayda görürüm.”
Bunun piyasaya duyulan güvenin yeniden sağlanmasına katkı sunacağını belirten Babacan, Türkiye’de istifa kültürünün zayıfladığını da savundu.
SEÇİM TARİHİ TARTIŞMALARINA TEPKİ
Seçim tarihi konusunda son günlerde yapılan değerlendirmelere de değinen Babacan, siyasi sorumluluğu bulunmayan isimlerin seçim takvimi konusunda açıklama yapmasını eleştirdi.
“Siyasi sorumluluğu sıfır olan insanların, koskoca ülkenin seçim tarihi gibi çok önemli bir siyasi meselede ahkam kesiyor olması çok garip bir durum.”
Babacan, seçim tarihi gibi kritik bir konunun siyasi sorumluluk taşıyan makamlar tarafından ele alınması gerektiğini söyledi.
“TARIMA 160 MİLYAR, FAİZE 2,8 TRİLYON”
Son bir ayda 10 ili ziyaret ettiğini belirten Babacan, çiftçilerin yüksek maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaştığını söyledi.
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilerin yaş ortalamasının 57 olduğunu belirten Babacan, gençlerin tarımdan uzaklaşmasının sektör açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade etti.
Babacan, yem ve gübre maliyetlerinin yarısının devlet tarafından karşılanması gerektiğini savunarak şunları söyledi:
“Siz eğer faiz bütçesini 2 trilyon 800 milyar yapıp da tarıma 160 milyar destek verdiyseniz, bu ülkede gıda enflasyonu da düşmez, çiftçinin de yüzü gülmez.”
“EKONOMİDEKİ KÖTÜ DURUM ALGI YÖNETİMİYLE KAPATILMAYA ÇALIŞILIYOR”
Ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmesinde toplumdaki güvenlik kaygılarının ekonomik sıkıntıların önüne geçirildiğini savunan Babacan, ekonomi politikalarında “gerçeklere dönülmesi” gerektiğini söyledi.
“Ekonomideki bu kötü durum, bu berbat durum bir algı yönetimiyle şu anda kapatılmaya çalışılıyor. Bu doğru bir şey değil.”
Babacan, ekonomik sorunların çözümü için şeffaflık ve gerçekçi politikaların gerekli olduğunu ifade etti.
“BU ÜLKE SAVAŞIN ORTASINDA BİLE ‘HUKUK’ DİYEN BİR ANLAYIŞLA KURULDU”
Babacan, Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarına ilişkin son tartışmaları değerlendirirken de öncelikle iddiaların yetkili kurumlar tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Herhangi bir uygulama yapıldıysa bunun hukuki dayanağının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirten Babacan, Türkiye’nin hukuk devleti niteliğine vurgu yaptı:
“Türkiye Cumhuriyeti hukuk temeli üzerine kurulmuş bir cumhuriyet. Unutmayalım, savaşın ortasında bile ‘hukuk’ diyen bir anlayışla bu ülke kuruldu.”
Babacan, devletin attığı adımların hangi mevzuata dayandığının ve hangi gerekçeyle gerçekleştirildiğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
