Efsanelerle dolu bu gizemli alan, hem gece karanlığındaki görsel şöleni hem de tarihi dokusuyla her yıl yerli ve yabancı binlerce turisti derinden etkilemeye devam ediyor.
Kriter | Detay |
Bulunduğu Konum | Antalya, Kemer (Çıralı - Olimpos arası) |
Oluşum Nedeni | Yer altı çatlaklarından sızan doğal metan gazı |
Mitolojik Kökeni | Ateş püskürten canavar 'Kimera' efsanesi |
Tarihi İşlevi | Antik Likya döneminde denizciler için doğal fener |
En İyi Ziyaret Zamanı | Gün batımı ve gece saatleri |

YANARTAŞ NEREDE NASIL GİDİLİR?
Antalya'nın doğa harikalarından biri olan Yanartaş, Kemer ilçesine bağlı popüler tatil beldesi Çıralı ile tarihi Olimpos kenti arasında konumlanmaktadır. Bölgeye ulaşmak için Çıralı girişinden sonra orman içi patika yolları takip etmek gerekmektedir.
Yaklaşık 20-30 dakikalık, hafif eğimli ve taşlık bir doğa yürüyüşünün ardından kayaların arasından yükselen o meşhur alevlere ulaşılabilmektedir. Özellikle yaz aylarında sıcaklığın etkisini yitirdiği akşam saatlerinde yapılan yürüyüşler, ziyaretçilere karanlığın içinden ansızın beliren bu ateş şölenini izleme fırsatı sunar.
YANARTAŞ EFSANESİ NEDİR?
Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu sönmeyen alevler, köklerini Yunan mitolojisinin en çarpıcı hikayelerinden birinden alır. Efsaneye göre bölgede aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu, ağzından sürekli ateş püskürten "Kimera" (Chimaera) adında korkunç bir canavar yaşamaktadır.
Dönemin kahramanı Bellerophontes, efsanevi kanatlı atı Pegasus'a binerek bu canavarla savaşır ve onu tam da Yanartaş'ın bulunduğu bölgede yerin yedi kat altına gömer. Yüzyıllardır anlatılan rivayetlere göre, bugün kayaların arasından süzülen alevler, aslında yerin altındaki Kimera'nın hala sönmeyen nefesidir.

YANARTAŞ NASIL YANIYOR?
Bilimsel gerçekler ışığında incelendiğinde, bu etkileyici manzaranın tamamen jeolojik ve doğal bir sürecin sonucu olduğu görülmektedir. Bölgenin alt tabakasında bulunan spesifik kayaçların arasından sürekli olarak başta metan olmak üzere çeşitli doğal gazlar sızmaktadır.
Çatlaklardan yeryüzüne ulaşan bu gaz, atmosferdeki oksijenle temas ettiği anda kendiliğinden tutuşarak yanmaya başlar. Ateşin kaynağı yeryüzü değil yer altındaki sürekli gaz akışı olduğu için, şiddetli yağmurlar veya rüzgarlar alevleri kısa süreliğine zayıflatsa da asla tamamen söndüremez.
YANARTAŞ'IN BİLİNMEYEN JEOLOJİK SIRRI
Yanartaş'ı dünyadaki diğer doğal gaz sızıntılarından ayıran, rakiplerin yüzeysel geçtiği çok kritik bir jeolojik ayrıntı bulunmaktadır. Çoğu kişi buradaki gazın çürümüş bitki ve hayvan kalıntılarından (fosil yakıt) oluştuğunu zanneder. Ancak Yanartaş'taki metan gazı, dünyada çok nadir görülen "Abiyojenik Metan" sınıfına girer.
Yani buradaki gaz, organik maddelerin çürümesiyle değil, tamamen inorganik kimyasal reaksiyonlarla (kayaların içindeki minerallerin suyla etkileşimi sonucu) üretilmektedir.
Rutenyum Katalizörü:
Son yıllarda yapılan jeolojik analizler, bölgedeki magmatik kayaların (ofiyolit) içinde nadir bulunan rutenyum metalinin yer aldığını ortaya koymuştur. Bu metal, yer altındaki karbon ve hidrojenin birleşerek metan gazı oluşturmasını sağlayan inanılmaz bir doğal katalizör (hızlandırıcı) görevi görmektedir.
Gelecekteki Durumu:
Bilim insanlarına göre bu abiyojenik gaz üretimi (Serpantinleşme süreci), organik bir rezerve bağlı olmadığı için çok daha uzun ömürlüdür. Rezervin bitmesi gibi bir durum yakın gelecekte öngörülmemektedir; yani gerekli sismik bir çöküş yaşanmadığı sürece bu alevler binlerce yıl daha Antalya gecelerini aydınlatmaya devam edecektir.
