Bunu gölgeleyen suç ortağı olur

Bunu gölgeleyen suç ortağı olur

Günlerdir Türkiye'yi sarsan istismar skandalında 'Bu iş gecikme kaldırmaz' çağrılarına rağmen ne duruşma öne alındı ne de gözaltı oldu. Hükümetin, Adalet Bakanı'nın sessizliği rahatsızlığı artırdı. Hakaret suçunda bile 'tutuklama tedbirine' başvurulurken infial yaratan bir konuda izlenen yaklaşım 'İçimizi yakan duruma sessiz kalan siyaset bu suçun ortağı olur' tepkisini getirdi.

TOPLUM AYAĞA KALKTI BEŞ AY SONRASINA ATILAN DURUŞMA ÖNE ÇEKİLSİN

Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını küçük yaşta 'imam nikâhıyla' evlendirmesine ilişkin davada 22 Mayıs'a duruşma konulması tepki çekti. İnfial uyandıran hassas konuda gerçeklerin bir an önce açığa çıkarılması gerektiği belirtildi. Vahim iddialara rağmen gözaltı kararı dahi olmaması da eleştirildi. 'Gülşen şaka yaptı diye delil karartma gerekçesiyle gözaltına alındı. İstismarda bu işletilmiyor' paylaşımları yapıldı.

HUKUKÇULAR: KARARTMA ŞÜPHESİ VAR TUTUKLAMA TEDBİRİ UYGULANMALIYDI

Hukukçular "Sanıklar dışarıda olursa delillerin karatılma ihtimali var. Bu yönde karar verilmesi orantılı olurdu" değerlendirmesinde bulundu. Hükümet kanadından da Adalet Bakanı'dan da yargılamaya ilişkin bir açıklama gelmemesi dikkat çekti. İktidarın tavrını hedefe koyan Kılıçdaroğlu "Çıkmış 'Bu mesele siyaset üstü' diyorlar. İçimizi yakan bu durum siyasetin ana konusudur. Buna sessiz kalan siyaset suçların ortağı olur" dedi.

ÇOCUK SUSMADI SİZ SUSTUNUZ

Meclis'teki bütçe görüşmelerine de istismar iddiaları damga vurdu. Aile Bakanı Derya Yanık'ın eleştirilere verdiği yanıtta "Dava açılmamış, soruşturma sürecini bilmiyoruz. Kendi başımıza tasarruflar bekleniyor" ifadesini kullanması tepki çekti. Muhalefet Yanık'a sırtını döndü, 'Çocuk susmadı, siz sustunuz' sloganları atıldı.

aaa.jpg

Altı yaşında bir çocuğun evlendirilip yıllarca tecavüze uğraması infial yarattı. Dava dosyasındaki ses kaydı ve ifadeler vahim olaya şüpheyle yaklaşanlara geri adım attırdı. 5 ay sonraya ötelenen duruşmanın erkene çekilmesi çağrıları karşılık bulmadı. Hakaret ve düşünce suçlarında uygulanan tutuklama tedbiri bu dosyada uygulanmadı. Delil karartma şüphesi gündeme gelirken Kılıçdaroğlu “Rezil bir tertip var” dedi.

iranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındayken dini nikâhla evlendirdiği kızı H.K.G.’nin (24) istismar davası ülke gündemine oturdu. Fail Kadir İstekli’ye 67, anne ile babaya 22 yıl istenen davanın ilk duruşmasının 22 Mayıs’ta yapılacağının açıklanması tepki çekerken Adalet bakanı Bekir Bozdağ’dan konu hakkında açıklama gelmedi. Aile Bakanlığı da BirGün yazarı Timur Soykan’ın haberiyle gündeme gelen olayı 2020’de bilmesine karşın ancak haberden üç gün sonra harekete geçti. CHP Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu “Ülke günlerce 6 yaşındaki bir kız çocuğunu evlendirilmesi ahlaksızlığıyla sarsılıyor. Ne yazık ki sayın Aile Bakanı bu vahim olaya 3 gün sonra refleks gösterebiliyor. Hiç kusura bakmayın ne kadınları koruyabildiniz ne de yavrularımızı” dedi. Düşünce ya da hakaret suçlarında işletilen tutuklama tedbirinin yıllar süren organize bir cinsel istismar davasında uygulanmaması eleştiri konusu oldu. Sanatçı Gülşen ve gazeteci Sedef Kabaş’ın yargılanmalarına dikkat çekilerek sosyal medyada çok sayıda paylaşım yapıldı.

KILIÇDAROĞLU’NDAN ÇAĞRI

Konuya ilişkin Halk TV yazarı Fikret Bila’ya konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Hayatımda çok az böyle öfkelendim” dedi. Kılıçdaroğlu, iktidarı eleştirerek “Ben bu tür fetvaları verenlerin tepesine binilsin dedim dinlemediler. Fetva verenleri cesaretlendirdiler” diye konuştu. “Olayı kapatmak için gösterilen gayretleri nasıl karşılıyorsunuz?” sorusu karşısında Kılıçdaroğlu “Buradaki tablo, birkaç günlük tepki ve infial ile geçilecek bir tablo değil. Burada rezil bir tertip var. Çocuğumuzun ayan beyan ifadelerini inceleme gereği bile duymayan savcıdan sahte kemik ölçümü yaptıran kişilere, olayın vahametini gölgelemek için inancımızı öne süren medya kuruluşlarına ve sosyal medya elemanlarına kadar büyük bir tertip söz konusu. Önce bunu görmek gerekir. Türkiye ayağa kalkmıştır. Bu ülkenin vicdanı, haysiyeti ve geleceği söz konusudur. Şimdi de çıkmışlar ‘bu mesele siyaset üstü’ diyorlar. Bu içimizi yakan, nefesimizi kesen durum bizzat siyasetin ana konusudur. Bunu çözmeyen siyaset, buna sessiz kalan siyaset çok açık söylüyorum; bu suçların ortağı olur” dedi. CHP lideri “İktidara gelir gelmez İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girecek, yetmez. Kadınları ve çocukları koruyan çok sert ve caydırıcı adımları atacağız. Kimsesin gözünün yaşına bakmayacağız” ifadesini kullandı. “Ben özellikle kadınlara, muhafazakâr ailelerden gelen genç kızlarımıza seslenmek istiyorum” diyen Kılıçdaroğlu “Bu çocuğumuzun gözyaşlarını, çektiği acılarını bir an düşünün. Ailelerinize, çevrenize bu hakikati anlatın. Bu iktidar için her türlü zorbalığa göz yuman kişileri açık biçimde görün. Bunların ne inancımızla ne ortak değerlerimizle ne aileyle ne de maneviyatla bir ilgileri var. Onlar için sadece, tamah ettikleri para, lüks, şatafat ve mevkileri var. Artık yeter diyelim kıymetli evlatlarım” çağrısı yaptı.

Cumhuriyet’ten Sena Yaşar’a konuşan eski Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk ise şüpheliler hakkında tutuklama kararı verilmemesine ilişkin “Bu karar, yargının çifte standardını gösteriyor. Sanıkların dışarıda olması halinde delillerin karatılma ihtimali var” dedi. Yücetürk “Katalog suçlardan mı, evet. İstenilen cezanın alt ve üst sınırlarına baktığınızda zaman çok yüksek cezalar öngörülmüş. Tutuklama tedbirine başvurulması orantılı bir tedbir olacaktı” ifadesini kullandı.

AİLE BAKANI İSTİFA ETMELİ

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü de yazılı açıklamada bulundu. “Bu ülkede 6 yasında bir kız çocuğu ‘evlilik’ kisvesi altında tecavüze uğradı, yer gök yıkılmadı” diyen Güllü, şu sözlere yer verdi: “6 yaşında bir kız çocuğunu evlendirmek isteyenler, bunu cesaretlendirilenler, cezasız bırakanlar, çocuğa tecavüz eden, tüm haklarını elinden alarak bir kız çocuğunu hayattan koparan herkes tek tek hesap vermeliydi. Devletin korumakla yükümlü olduğu çocukları değil, denetlemekle yükümlü olduğu ve yasadaki denetleme görevini yerine getirmediği için hukuken sorumlu olduğu tarikatların itibarini korumaya çalışmasını asla kabul etmiyoruz. Bu sessizliğin ve cezasızlığın çocuğa yönelik cinsel istismara, tacize, tecavüze ve şiddete meşruiyet kazandırdığı ve cesaret verdiği açık.”

Olayın ortaya çıktığı andan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın çocuğa yönelik her türlü şiddete sesiz kaldığını belirten Güllü “6 yaşında ve sonrasında uğradığı istismarı 2020’de ihbar yapan maruz kalanın bakanlığın koruması altında olduğunu söyleyen bakanın, yargıyı hızlandırma yönündeki gayretsizliği ve konuya siyaset üstü bakış daveti akıllara ziyan bir durum. Çocuğun korunmasından birinci derecede sorumsu olan Yanık’ın bu görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirememesi nedeniyle istifasını talep ediyoruz” dedi.

TARİKAT VE CEMAATLER DENETLENMELİ

İstismar davasındaki hukuki süreç için “Yargının iflasının yeni örneği” değerlendirmesi yapıldı.
DEVA Partili Yeneroğlu ve CHP’li Toprak dini yapılanmaların denetlenmesi gerektiğine işaret etti.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu “Tarikat ve cemaat yapılarının şeffaf, denetlenebilir olması gerekiyor. Tarikat ve cemaatler, çok net olarak çocukların istismarına karşı durmalı, tavır almalı” dedi. KRT TV’ye konuşan Yeneroğlu, şunları söyledi: “Bu caniliğe ortak olan aileyi konuşuyoruz ama bu olay savcılıkta kapatılmış. Asıl bunun üzerine gidilmeli. Sistemik bir sorun var burada. Yargının iflasının yeni örneği. Bu ülkede sanatçılar, hoşa gitmeyen cümle kurduğunda gözaltına alındı. Şimdi 6 ay sonrasına mahkeme veriliyor. Burada yargının iflası, kayırma var. Kadının ikinci plana itilmesi, çocukların evlendirilmesi konularında kamuoyunu ikna edici tavır almalı. ‘Kapatılsın’ denmesine de karşıyım; denetlensin, şeffaflaşsın. Temel insan haklarına uygun, hukuk devletine uygunluk asgari gerektir. Gizli kapaklı işler değil şeffaf yapılar olmalı. Bundan ders çıkarılabilir mi? Zannetmiyorum. Hafife alma, münferit diye bakma var. Devlet, suç teşkil eden bu yapılarla mücadele etmeli. Diyanet İşleri Başkanlığı kararlı mücadele ortaya koymalı. Aksi halde toplumsal barış tehlikeye girer.”

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak da şunları kaydetti: “Bir sanatçıyı sahne şakası yüzünden evini basıp tutuklayan, Fırıncılar Sendikası Başkanı’nı iki cümlesi için tutuklayıp cezaevine gönderen yargının haklarında 27 yıl hapis istenen failleri tutuklamaya bile gerek görmemesi ilk duruşma tarihini mayısa vermesi düşündürücü. Her konuda fetva veren, iktidarın siyasi söylemlerine destek çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu insanlık dışı olayda günlerce suskun kalması, dini inançların böylesine kullanılmasına tepki vermemesi, vatandaşları uyarma sorumluluğundan kaçınması kabul edilemez. TBMM’de konunun araştırılması için verilen önergeler iktidar ittifakı oylarıyla reddediliyor. Cemaat-vakıf görüntüsü altında her türlü ahlaki değerin çiğnenmesine göz yumulan bu yapıların sıkı şekilde denetlenmesi, hiçbir olayın üstünün örtülmemesi ve sorumluların cezalandırılması elzem.”

‘BİZDEN KENDİ BAŞIMIZA TASARRUFLAR BEKLENİYOR’

Davaya ilişkin “Bunlar son derece insani ve siyasetin konusu değil” sözleri tepki çeken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin yönelttiği eleştirilere yanıt verdi. Yanık “Soruşturmaya dahil olmuşuz, takip ediyoruz. Bu işin soruşturma evresi başka bir şeydir, kolluk evresi başka bir şeydir. Biz bakanlık olarak mağduru korumakla yükümlüyüz. Dava açılmamış, soruşturma ile ilgili hiçbir süreç bilmiyoruz. Dolayısıyla bizden kendi başımıza birtakım tasarruflar bekleniyor. Bu ne hukuki ne usule uygun. Bu arkadaşlarımız bunu gayet iyi biliyorlar. Fakat şu an böyle konuşmak onlar için daha getirisi olan bir tutum” dedi. Yanık “Mağdur, 30 Kasım 2020’de cumhuriyet savcılığına müracaat ediyor. 4 Aralık 2020’de ilk kabul birimimize alıyoruz. 8 Aralık 2020’den itibaren mağdur, kuruluşlarımızda kalmaya devam ediyor. Bu süre içerisinde mağdurun psiko-sosyal desteği, sağlık desteği, okuma yazması yok, eğitimi yok, ilkokul diploması alınıyor. Mağdura meslek eğitimi veriyoruz, aşçılık eğitimi alıyor. İngilizce öğreniyor. Dava bize 2 Aralık 2022’de ihbar edildi. Biz aynı tarihte 2 Aralık 2022’de davaya müdahil olduk. Açıklamamızı geç yaptığımız için arkadaşlar eleştiriyorlar. Evet üç gün sonra yaptık. Neden? Çünkü kamuoyuna mağdur ile ilgili ne kadar bilgi yansıdığını bilmiyorduk. Kendisinin ve çocuğunun can güvenliğini riske etmemek, açık kaynaklara ne kadar bilgi yansıdığını öğrenebilmek için bir süre bekledik” dedi.

‘TECAVÜZCÜLER NE ZAMAN TUTUKLANACAK?’

Türkiye İşçi Partisi Sözcüsü Sera Kadıgil, istismara uğrayan H.K.G’nin ifadelerini Bakan Yanık’a karşı okuyarak Meclis tutanaklarına geçirtti. “Bu çocuğun ifadeleri Meclis tutanaklarına girecek” diyen Kadıgil “Ağzını aç da tarikata bir laf et Derya. Bak burada ifadesi” diyerek çocuğun ifadelerini aktardı. Yanık’a seslenen Kadıgil “Babası vermiş, anası vermiş; altı yaşında tecavüze uğramış, normal kabul etmiş; okula gönderilmemiş. Hiç utanmadın Derya. Yazıklar olsun sana. Sistematik değil dedin. Sizin beslediğiniz tarikat eliyle tecavüze uğradı. Yirmi yıl tecavüze uğradı. Avukatlığına yazıklar olsun. Mağdur 2020’de korumaya alınıyor ama istismar yuvası medrese hala çalışıyor. Kaçabilen bir çocuğu korumakla övünen bakan ağzını açıp tarikata, altı yaşında kızını 30 yaşında halefine ‘gelin’ eden şeyhine tek laf edemiyor. Organize tecavüzcüler iki yıldır serbest. Çıkmış hala konuşuyor. Tecavüzcüler ne zaman tutuklanacak?” diye sordu.

‘OLAYI 2020’DE BİLİYORSAN İKİ YILDIR NE YAPTIN?’

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, vakfın yöneticileri ile Bakan Süleyman Soylu’nun fotoğrafını gösterdi. Taşcıer “Tahmin edeceğiniz gibi fotoroman Süleyman’ın da bu vakıfla fotoğrafı var. Bakan yardımcısının elbette ki fotoğrafı var. Çıkmış diyorsunuz ki ‘2020’de biz bu olayı biliyorduk.’ Peki ne yaptınız? Bu tecavüzcü, annesi ve babası elini kolunu sallayıp gezerken siz neredeydiniz? Başka çocukları taciz edip etmediğinin garantisini bize verebilir misiniz? Ensar’da 45 çocuk istismar edildi. Birinizin tek bir açıklaması var mı? Daha dün kadın milletvekilleri diyor ki ‘Yüreğimiz yanıyor’. Timsah gözyaşı onlar” dedi.

‘KÜÇÜĞÜN RIZASIYLA EVLİLİK’ ÖNERGESİNİ SİZ GETİRMEDİNİZ Mİ?

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer de “Kimse çıkıp ‘Münferit’ demesin, kimse çıkıp ‘Bir kere rastlanmış olması bir vakfı karalamak için gerekçe olamaz’ demesin” dedi. Yüceer, iktidarı “’Geleneğimizde var’ diyerek çocuk evliliklerini savunmaya çalışan siz değil misiniz? ‘Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar. Ölecekse ana ölsün, çocuk niye ölsün?’ diyen siz değil misiniz? Küçüğün rızası gerekçesiyle TBMM’ye ‘Çocuk, tecavüzcüsüyle evlenebilir’ diyen önergeyi getiren sizler değil misiniz?” sözleriyle eleştirdi.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN