CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, kadınların siyasetteki temsiline ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Nazlıaka, 1935 yılından bu yana kadın temsil oranında sınırlı bir artış yaşandığını belirterek, mevcut tablonun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
29 Ekim Kadınları Derneği tarafından düzenlenen “Kadın İnsan Hakları ve Laiklik” panelinde konuşan Nazlıaka, kadınların parlamentodaki temsiline ilişkin çarpıcı veriler paylaştı.
“Kadın İnsan Hakları ve Laiklik” başlığıyla düzenlenen panele gazeteci Nuray Yılmaz, avukat Hülya Gülbahar ve CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise eğitimci Songül Kara yaptı.
“91 YILDA YALNIZCA 1 PUANLIK ARTIŞ”
Konuşmasında kadınların parlamentodaki temsil oranına dikkat çeken Nazlıaka, şu ifadeleri kullandı:
“İlk seçim olan 1935’te yüzde 4,6’lık kadın temsil oranı, 91 yıl sonra yüzde 6’ya gelmiş. 91 yılda yüzde 1’lik bir artış olmuş. Öyle ki 1935’te dünya ikincisiydik parlamentoda kadın temsil oranı açısından, şimdi 129. sıradayız. Şu anda Meclis'te kadın temsili yüzde 19,9 ama biz bu oranı kabul etmiyoruz. Çünkü kritik eşik dediğimiz yüzde 33’ü yakalayamadığımız sürece o temsiliyet temsiliyet değildir. Biz bu oranı hep birlikte yükselteceğiz.”
CUMHURİYET VE KADIN HAKLARI VURGUSU
Nazlıaka, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu kadınının Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesini ve fedakârlığını öven sözlerini hatırlattı. Cumhuriyet’in kadınlar açısından bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Nazlıaka, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kadınlar eşit yurttaşlık hakkına sahip oluyorlar. Cumhuriyet aslında bir kadın devrimidir. Hep söyleriz, kadınsız bir cumhuriyet, cumhuriyetsiz bir kadın da düşünülemez. 1923’te Cumhuriyet’in kurulmasından sonra hızla aydınlanma hareketi, çağdaşlaşma ve eşitlikçi birtakım adımlar atılmaya başlanıyor. Ve bunlar için içinde hiç şüphesiz 3 Mart Devrim Yasaları çok önemli bizler için. Yani eğitimde birliğin sağlandığı, din ve devlet işlerinin ayrılıp Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu ve hilafetin kaldırıldığı 3 Mart 1924’ten bahsediyorum.”
MEDENİ HAKLAR VE REFORM SÜRECİ
Cumhuriyet öncesi ve sonrasındaki hak kazanımlarına değinen Nazlıaka, kadınların Medeni Kanun ile önemli haklar elde ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Cumhuriyet'ten önce iki kadın tanık bir erkek tanığa denk düşüyor. Velayet hakkı, mülkiyet hakkını kazanıyor. Boşanma hakkını elde ediyor. Tabii 'üç kere boş ol' denilirken kadınlar evlilik resmî nikâhla gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla Medeni Kanun da bizim için önemli bir eşik oluşturuyor.”
SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ KAZANIMI
Kadınların siyasi haklarının tarihsel gelişimine de değinen Nazlıaka, şu ifadeleri kullandı:
“Ve arkasından Nisan 1930’da kadınlar yerelde seçme seçilme hakkını kazanma ve burada özellikle bir fotoğraf vardır ki ekrana yansıtabilsek ne güzel olurdu. Türk Ocağı’nın önünde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kadın üyesi olan Afet İnan’la çekilmiş olan bir fotoğraftır bu. Ve Atatürk’ün de Afet İnan’ın da yakasında, cebinde bir beyaz mendil vardır. Bu kıyafeti Atatürk’ün tasarladığı yazılır kitaplarda ve eşitliği temsil etmek amacıyla her ikisinin de beyaz mendil taktığı söylenir.”
“BU ORANI HEP BİRLİKTE YÜKSELTECEĞİZ”
Kadınların yerelde ve genelde seçme-seçilme hakkını kazanma sürecini anlatan Nazlıaka, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ve tabii yerelde seçme seçilme hakkından sonra 26 Ekim 1933’te kadınlar köy ihtiyar heyetlerinde ve muhtarlıklarda seçme seçilme hakkını elde ediyorlar. Bu da yine çok ilerici bir adım. Ve 5 Aralık 1934’te parlamentoda seçme seçilme hakkını kazanıyorlar. İlk seçim 1935 yılında gerçekleşiyor. Parlamentoya 17 kadın vekil giriyor. Bir yıl sonra bir ara seçim oluyor. Çankırı’dan seçilen bir kadın milletvekilimizle birlikte toplam 18 kadın milletvekili giriyor. Ve o günkü parlamenter sayısına kıyasla yüzde 4,6’lık bir kadın temsiliyeti söz konusu oluyor parlamentoda.”
“717 KADIN MİLLETVEKİLİ”
1935’ten günümüze kadar geçen sürede parlamentodaki kadın milletvekili sayısına da dikkat çeken Nazlıaka, şunları kaydetti:
“O günden bugüne 1935’te ilk seçim oldu dedik. Geldik 2026’ya. Geçen 91 yıla rağmen kaç kadın milletvekili, kaç erkek milletvekili girmiş olabilir parlamentoya? 11 bin 985 milletvekili girdi parlamentoya. Ne yazık ki sadece 717 kadın milletvekili girdi. İlk seçim olan 1935’te yüzde 4,6’lık kadın temsil oran, 91 yıl sonra yüzde 6’ya gelmiş. 91 yılda yüzde 1’lik bir artış olmuş. Öyle ki 1935’te dünya ikincisiydik parlamentoda kadın temsil oranı açısından, şimdi 129. sıradayız. Guatemala bizim üzerimizde. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri bizim üzerimizde.”
“YÜZDE 33 KRİTİK EŞİK”
Mevcut tabloyu değerlendiren Nazlıaka, kadın temsil oranının artırılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Şu anda Meclis'te kadın temsili yüzde 19,9 ama biz bu oranı kabul etmiyoruz. Çünkü kritik eşik dediğimiz yüzde 33’ü yakalayamadığımız sürece o temsiliyet, temsiliyet değildir. Kritik eşik dediğimiz şey bir kesimin temsili için olması gereken minimum oran. O yüzden biz bu oranı hep birlikte yükselteceğiz.”
