Parlamento ve ekonomi kulislerinde tarımsal üretim ve gıda güvenliğine yönelik yasal düzenlemeler tartışılmaya devam ederken, muhalefet cephesinden iktidarın tarım politikalarına yönelik sert eleştiriler geldi. TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye’nin dünyanın en verimli tarım havzalarına sahip olmasına rağmen, tarım sektörünün sistemli bir plansızlık kıskacında olduğunu savundu.
Karal, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, tarımdaki temel çıkmazın "toprağı koruyamamak değil, çiftçiyi üretimde tutamamak" olduğunu ifade ederek, üreticinin korunamadığı bir sistemde gıda krizinin derinleşeceği uyarısında bulundu.
DEVA Partili Hasan Karal: Kurban bedellerindeki artış ekonomi ve tarım politikalarının sonucu
"ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE MAĞDUR: BU MAKAS EKONOMİK GEREKÇELERLE AÇIKLANAMAZ"
Türkiye'nin çaydan fındığa, narenciyeden sebze-meyveye kadar küresel ölçekte lider olduğu ürün gruplarına dikkat çeken Karal, bu üretim gücünün ne üreticiye ne de vatandaşa refah sağladığını belirtti. Tarladaki fiyatlar ile market raflarındaki etiketler arasındaki uçurumun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan DEVA Partili Karal, süreci şu sözlerle eleştirdi:
"Burada sorunun üretim miktarında olmadığı aşikar. Asıl sorun üretimin nasıl planlandığında, ürünün nasıl değer bulduğunda ve ortaya çıkan katma değerin nasıl paylaşıldığındadır. Bugün ne çiftçimiz emeğinin karşılığını alabiliyor ne de vatandaşımız temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla erişebiliyor. Tarımın karşı karşıya olduğu asıl sorun, bütüncül ve sürdürülebilir bir ulusal tarım politikasının yokluğudur."
"GIDA GÜVENLİĞİNDE TAVİZ VERİLEMEZ"
Konuşmasında yüksek enflasyonun yanı sıra piyasadaki denetim yetersizliklerine de değinen Karal, gıda güvenliği konusunun bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyledi. Taklit, tağşiş ve kayıt dışı üretimin toplum sağlığını tehdit ettiğinin altını çizen Karal, devletin denetim mekanizmalarını daha etkin çalıştırması gerektiğini ifade etti:
"Vatandaşımız artık yalnızca yüksek fiyatlarla mücadele etmiyor; satın aldığı gıdanın içeriğine de şüpheyle yaklaşıyor. Taklit, tağşiş, yanıltıcı etiketler ve kayıt dışılık ciddi bir güvensizlik ortamı yarattı. Devletin asli görevi, her bir vatandaşın güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşmasını güvence altına almaktır. Bu alanda taviz verilmesi kabul edilemez."
Hasan Karal’dan tarım çıkışı: Dünya lideriyiz ama vatandaş fındığa, incire ulaşamıyor
"YASA TEKLİFLERİ ÜRETİCİNİN MAZOT VE YEM SORUNUNA ÇÖZÜM GETİRMİYOR"
Meclis gündemine getirilen yeni tarımsal düzenlemeleri ve yasa tekliflerini de değerlendiren Hasan Karal, iktidarın tarımdaki sorunları yapısal çözümlerle değil, bürokratik yükler ve cezai yaptırımlarla çözmeye çalıştığını savundu. Çiftçinin girdi maliyetlerinin altında ezildiğini belirten Karal, meclis kürsüsünden hükümete şu soruları yöneltti:
"Önümüze getirilen düzenlemelerde çiftçinin belini büken mazot maliyetine, yem fiyatlarına dair tek bir somut çözüm göremiyoruz. Çay üreticisinin yapısal sorunları, hayvancılığın geleceği ya da gençleri yeniden tarıma kazandıracak vizyoner projeler bu metinlerde yer almıyor. Çiftçiyi korkutarak toprakta tutamazsınız; üreticiyi cezalarla üretime teşvik edemezsiniz. Tarımın acil ihtiyacı daha fazla bürokrasi değil; maliyetleri düşürecek destekler, güçlü bir planlama ve üretimi yeniden cazip kılacak teşviklerdir."
