DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, geri gönderme merkezlerinde avukatların yabancı müvekkillerine erişimine getirilen sınırlamaları ve kişi sorgulama kotası uygulamasını gündeme getirdi. Saki, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, avukatların müvekkillerinin merkezlerde bulunup bulunmadığını öğrenme, görüşme yapma ve dosya inceleme taleplerinin sınırlandırılmasına ilişkin uygulamaların hukuki dayanağını sordu.
Saki, sosyal medya paylaşımında Mülteci-Der'in Ağustos 2026'da yayımladığı izleme raporlarına işaret ederek geri gönderme merkezlerinde avukatların yabancı müvekkillerine erişiminin yasal düzenlemeler yerine idari uygulamalarla daraltıldığını belirtti.
Mülteci-Der’in Ağustos 2026'da yayınladığı izleme raporlarında, geri gönderme merkezlerinde avukatların göçmen müvekkillerine erişiminin yasal dayanağı belirsiz idari uygulamalarla daraltıldığı ortaya konmuştur. Raporlara göre İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezinde avukatlara günde sabah üç, öğleden sonra üç olmak üzere toplam altı sorgu, görüşme ya da dosya incelemesi hakkı tanınmakta ve her yarım gün için ayrı sıra numarası alınması istenmektedir. Aranan kişi başka bir merkeze nakledilmiş, serbest bırakılmış ya da talep formundaki adı kayıtlardaki yazımla birebir uyuşmamış olsa bile kotadan düşülmekte; bu nedenle avukatlar tek bir göçmenle görüşemeden yarım günlük haklarını tüketebilmektedir. Aynı kota Aydın ve Çankırı’da da uygulanmakta, Ankara Akyurt'ta ise avukatlar aynı anda en fazla üç kişi için kayıt yaptırabilmektedir. Raporlarda, merkezde bulunduğu başka bilgilerle anlaşılan kişiler için “bulunmuyor” yanıtı verildiği de aktarılmıştır. Harmandalı’da pasaport fotokopisi eklenmiş ikinci bir talebe rağmen bir kişinin merkezde bulunmadığı söylenmiş, oysa aynı gün görüşülen bir başka göçmen o kişiyle aynı odada kaldığını beyan etmiştir. Beş parçalı bir ismin yalnızca bir parçası eksik yazıldığında, formda başka kimlik bilgileri de bulunmasına rağmen aynı yanıt verilmiş; daha önce hakkında “bulunmuyor” belgesi verilen bir kişinin adının ise idarenin kendi kayıt listesinde sınır dışı etme ve idari gözetim kararlarındakinden farklı yazıldığı anlaşılmıştır. Raporlarda aktarılan bu sorunların İzmir’deki geri gönderme merkezlerinde güncel olarak sürdüğü tarafımızca öğrenilmiştir. Kişinin hangi merkezde tutulduğunun öğrenilememesi telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır. Sınır dışı etme kararına karşı dava açma süresi yedi gündür; bu süre içinde müvekkiline ulaşamayan avukat dava açamamakta, idari gözetime itiraz ve uluslararası koruma başvurusu imkanları da fiilen ortadan kalkmaktadır. Bunlara ek olarak avukat görüşmelerinin 15-20 dakikayla sınırlandırıldığı, personel tarafından defalarca bölündüğü, yazılı dayanak sorulduğunda yalnızca bunun bir "talimat" olduğunun söylendiği ve vekaletnamesi olmayan avukatların aynı kişiyle en fazla üç kez görüşebileceğinin duyurulduğu raporlanmıştır. Yakınlarını arayan kişilerin (çoğunlukla ailelerinin) göçmenler için polise yaptıkları kayıp başvurularında ise geri gönderme merkezlerinde kalan isimlerin sorgulanmadığı anlaşılmaktadır. Anayasanın 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlanabilir; 19. ve 36. maddeleri ise hürriyeti kısıtlanan kişinin yargı yoluna başvurma hakkını ve hak arama hürriyetini güvence altına alır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 59. maddesi geri gönderme merkezinde tutulan yabancının avukata erişim ve görüşme hakkını herhangi bir sayı veya süre sınırı öngörmeden düzenlemektedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi de resmi daireleri avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmakla yükümlü kılmaktadır. Ceza infaz kurumlarında avukat görüşmelerine ilişlin usuller 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’la düzenlenmişken, geri gönderme merkezlerindeki kota, süre ve görüşme sayısı sınırlamaları hiçbir kanuna dayanmamakta, cezaevi uygulamalarından kıyas yoluyla aktarıldığı anlaşılmaktadır. Oysa geri gönderme merkezlerinde tutulanlar hükümlü ya da tutuklu değildir. BMMYK Sığınmacıların Gözaltına Alınmasına ve Gözaltı Alternatiflerine İlişkin Geçerli Kriterler ve Standartlar Hakkında Kılavuz İlkelerine göre göç nedeniyle tutma cezalandırıcı nitelikte olamaz, cezaevine özgü standartlar bu kişilere uygulanamaz. Tutulanların adları ve bulundukları yer ise yakınlarının ve avukatlarının kolayca erişebileceği kayıtlarda tutulmalıdır. Bu nedenle cezaevlerine özgü usullerin, üstelik kanuni dayanaktan yoksun talimatlarla geri gönderme merkezlerine uygulanması mümkün değildir.
— Özgül Saki (@ozgulsakii) November 2, 2026
HARMANDALI'DA AVUKATLARA GÜNDE ALTI İŞLEM KOTASI
Mülteci-Der'in raporlarına göre İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde avukatlara sabah üç, merkezden ayrıldıktan sonra ise üç olmak üzere günde toplam altı sorgu, görüşme veya dosya inceleme hakkı tanınıyor. Avukatlardan yarım gün için ayrıca sıra numarası almaları isteniyor.
Uygulamada, aranan kişinin başka bir merkeze nakledilmiş, serbest bırakılmış ya da isim kaydı avukatın bildirdiği bilgilerle uyuşmamış olsa bile sonuçsuz kalan sorguların kotadan düşüldüğü belirtiliyor. Bu nedenle avukatların herhangi bir müvekkiliyle görüşemeden günlük haklarını tüketebildiği aktarılıyor.
Raporda benzer kota uygulamalarının Aydın ve Çankırı'daki geri gönderme merkezlerinde de bulunduğu, Ankara Akyurt'ta ise avukatların aynı anda en fazla üç kişi için kayıt yaptırabildiği ifade ediliyor.
İSİM VE KAYIT FARKLILIKLARI MÜVEKKİLE ERİŞİMİ ENGELLİYOR
İzleme raporlarında, geri gönderme merkezlerinde bulunan kişilerin kimlik bilgilerindeki yazım farklılıkları nedeniyle avukatlara yanlışlıkla “bulunmuyor” yanıtı verildiği örnekler de yer alıyor.
Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde pasaport fotokopisi eklenerek yapılan ikinci bir sorguya rağmen bir kişinin merkezde bulunmadığının bildirildiği aktarılıyor. Raporda, aynı gün başka bir göçmenin o kişiyle aynı odada bulunduğuna ilişkin beyanının da yer aldığı belirtiliyor.
Bir başka örnekte ise beş parçalı bir ismin yalnızca bir bölümünün eksik yazılması nedeniyle, formda başka kimlik bilgileri bulunmasına rağmen yine “bulunmuyor” yanıtı verildiği kaydediliyor. Daha önce hakkında bulunmadığı yönünde yanıt verilen bir kişinin adının, idarenin kendi kayıt listesi ile idari gözetim kararlarında farklı yazıldığının sonradan anlaşıldığı da raporda aktarılan örnekler arasında bulunuyor.
Saki, bu tür uygulamaların avukatların müvekkillerine ulaşmasını güçleştirdiğini ve hukuki başvuru süreçlerinde hak kayıplarına neden olabildiğini belirtiyor.
KISITLAMALAR HUKUKİ BAŞVURU SÜRELERİNİ ETKİLİYOR
Soru önergesinde, bir kişinin hangi geri gönderme merkezinde tutulduğunun öğrenilememesinin hukuki süreçleri doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Saki, idari gözetim kararına karşı dava açma süresinin yedi gün olduğunu hatırlatarak, bu süre içinde müvekkiline ulaşamayan avukatların dava açma imkânının fiilen ortadan kalkabileceğini ifade ediyor.
Bu durumun idari gözetim kararlarına itiraz ve uluslararası koruma başvuruları açısından da hak kayıplarına yol açabileceği belirtiliyor.
Mülteci-Der'in raporlarında avukat görüşmelerinin 15-20 dakikayla sınırlandırıldığı, görüşmelerin personel tarafından kesintiye uğratıldığı ve vekâletnamesi bulunmayan avukatların aynı kişiyle en fazla üç kez görüşmesine izin verildiği de aktarılıyor. Bu sınırlamaların yalnızca bir idari talimata dayandırıldığı, ancak talimatın hukuki dayanağının açıklanmadığı ifade ediliyor.
'UYGULAMALARIN AVUKATLIK KANUNU'YLA BAĞDAŞMASI MÜMKÜN DEĞİL'
Saki, soru önergesinde Anayasa'nın 13'üncü maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde sınırlandırılabileceğine ilişkin hükmü hatırlattı. Anayasa'nın 19'uncu maddesindeki kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile 36'ncı maddesindeki hak arama özgürlüğüne de dikkat çekti.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 59'uncu maddesinde geri gönderme merkezlerinde tutulan yabancıların avukatlarına erişimi ve avukatlarıyla görüşmesine ilişkin düzenlemelerin bulunduğunu belirten Saki, bu hükümlerde günlük sorgu kotası veya 15-20 dakikalık görüşme sınırı öngörülmediğini kaydetti.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2'nci maddesinin resmi daireleri avukatlara görevlerini yerine getirirken yardımcı olmakla yükümlü kıldığını hatırlatan Saki, geri gönderme merkezlerindeki sınırlamaların bu düzenlemeyle nasıl bağdaştırıldığının açıklanmasını istedi.
Soru önergesinde ayrıca, ceza infaz kurumlarında avukat görüşmelerine ilişkin usullerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında düzenlendiği, ancak geri gönderme merkezlerinde uygulanan kota ve süre sınırlamalarının benzer bir yasal dayanağının bulunmadığı belirtildi.
Saki, geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin hükümlü veya tutuklu olmadığını vurgulayarak ceza infaz kurumlarına özgü uygulamaların kanuni dayanak olmaksızın bu merkezlere taşınamayacağını savundu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) sığınmacıların gözaltına alınması ve gözaltı alternatiflerine ilişkin kılavuz ilkelerine de atıfta bulunarak, göç nedeniyle özgürlüğü kısıtlanan kişilerin cezaevi standartlarına tabi tutulamayacağına dikkat çekti.
KAYIP BAŞVURULARINDA GÖÇ İDARESİ KAYITLARI NEDEN SORGULANMIYOR?
Saki'nin soru önergesinde gündeme getirdiği bir diğer konu, yakınlarından haber alamayan kişilerin polise yaptığı kayıp başvuruları oldu.
Yabancı uyruklu kişiler için yapılan kayıp başvurularında emniyet birimlerince Göç İdaresi ve geri gönderme merkezi kayıtlarının sorgulanmadığına ilişkin örneklere dikkat çekildi. Saki, kayıp başvurusu yapılan kişinin idari gözetim altında olup olmadığının ilgili kayıtlar üzerinden tespit edilerek yakınlarına bildirilmesi için Bakanlık tarafından talimat verilip verilmeyeceğini sordu.
BAKANLIĞA YEDİ SORU YÖNELTİLDİ
Saki, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye sunduğu soru önergesinde geri gönderme merkezlerindeki kota uygulamasının hangi merkezlerde ve hangi tarihten itibaren başladığının, günlük işlem sınırlarının ve uygulamanın hukuki dayanağının açıklanmasını istedi.
Önergede ayrıca sonuçsuz kalan sorguların neden avukatların kotasından düşüldüğü, kimlik bilgilerindeki yazım farklılıklarının nasıl giderileceği, avukat görüşmelerinin neden 15-20 dakika ile sınırlandırıldığı ve vekâletnamesi olmayan avukatlara getirilen üç görüşme sınırının hangi makamın talimatıyla uygulandığı soruldu.
Saki, avukatların mesleki faaliyetlerini engelleyen bu uygulamalara son verilmesi ve geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin yakınları ile avukatları tarafından bulunabilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılması için Bakanlığın talimat verip vermeyeceğini de gündeme getirdi.
