Mardin Midyat’ta bağ bozumu döneminin gelmesiyle beraber, yörenin tescilli lezzeti olan mazrone üzümünün pekmez yolculuğu da başladı. Ekim ve Kasım aylarında olgunluk seviyesine ulaşan mazrone üzümleri, sabır ve emek gerektiren geleneksel yöntemlerle kazanlarda kaynatılarak şifa deposu pekmeze dönüştürülüyor. Bölgenin köklü tarım kültürü ve gastronomi mirasını yaşatan zorlu mesai, doğal ürünlere ilgisi olanlardan yoğun talep çekiyor.

BAĞLARDAN KAZANLARA LEZZET YOLCULUĞU
Sabah erkenden bağlardan özenli bir şekilde toplanan salkımlar, önce ezilerek özü olan şıra elde ediliyor. Çekirdek ve kabuklarından arındırılan üzüm suyu, dev kazanlara alınarak odun ateşinde saatlerce kontrollü olarak kaynatılıyor. Buharlaşan şıra kıvam aldıkça koyulaşarak mazrone üzümünün kendine özgü aromasına kavuşuyor. Dinlenmeye bırakılan pekmezler kaplara alınarak sofralara hazır hale getiriliyor.
Üretim süreci ve kullanım alanlarıyla ilgili bilgi veren çiftçi Halil Tunçer, "Mazrone üzümümüz genelde ekim ve kasım aylarında yetişiyor. Sabahın erken saatlerinde ekibimizle birlikte bağlara girip toplanmasını gerçekleştiriyoruz. Bu üzüm pekmezlik bir üzümdür; aynı zamanda pestil ve cevizli sucuk yapımında da yoğun olarak kullanılır. Mezopotamya coğrafyasının ve Midyat’ımızın en önemli değerlerinden biri olan mazrone üzümünü, Midyat üzerinden Türkiye'nin birçok il ve ilçesine gönderiyoruz” dedi.

“ÜRETENE EMEK, TÜKETENE AFİYET OLSUN”
Üzümün bölgenin iklimiyle uyumlu olduğunu ve kültürel öneminin yüksek olduğunu belirten Hamza Tunçer de"Mazrone, Midyat ve çevresinde yetişen, geç olgunlaşan en önemli üzüm çeşitlerimizden biridir. Sıcak ve güneşli iklimi sever. Hasat ettiğimiz üzümleri taze olarak tükettiğimiz gibi ağırlıklı olarak pekmez yapımında değerlendiriyoruz. Bunun yanında pestil, cevizli ve bademli sucuk gibi yöresel ürünlerin yapımında da kullanıyoruz. Mazrone, Midyat'ın köklü bağcılık kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır; üretene emek, tüketene afiyet olsun" diye konuştu.
