25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki heyetin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyası, adli tıp, sismoloji ve dijital veri incelemeleriyle yeniden şekillendi. Soruşturma makamlarının elde ettiği yeni deliller, olayın sıradan bir kaza olmanın ötesinde, FETÖ bünyesindeki askeri ve sivil mahrem imamların koordinasyonunda planlanmış bir suikast olabileceği ihtimalini kuvvetlendirdi.
SAVAŞ UÇAKLARININ ŞÜPHELİ HAREKETLERİ VE RADAR KIRILMASI
Güvenlik birimlerinin radar ve hava trafiği kayıtları üzerinde yaptığı teknik analizler, kaza anında bölgede üç savaş uçağının uçuş gerçekleştirdiğini ortaya koydu:
Amasya 5. Ana Jet Üssü’nden kalkan iki F-16 ile Malatya Erhaç Havalimanı’ndan havalanan bir F-4 uçağının bölgede olduğu saptandı.
Malatya’dan kalkan F-4 savaş uçağının, kaza anında belirli bir süre radardan kaybolduğu belirlendi. Uzmanlar, bu durumun bilinçli bir radar kapatma, ani irtifa değişikliği veya helikopterin uçuş rotasında yapılan çok alçak bir uçuş (basınç dalgası yaratma amaçlı) nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini değerlendiriyor. Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporlarında da benzer savaş uçaklarının alçak irtifa geçişlerinin, sivil helikopterlerde kırıma (türbülans ve basınç kaybı) yol açabileceği daha önce örnekleriyle belirtilmişti.
SAVAŞ PİLOTU ALİ ARMAĞAN VE ADİL ÖKSÜZ BAĞLANTISI
Soruşturma dosyasında, kaza anında bölgede bulunan F-4 uçağının pilotlarından Ali Armağan’a dair önemli bulgular yer aldı:
Kazadan 5 gün önce uçuş saatini doldurmak gerekçesiyle Malatya’ya tayin edilen Armağan’ın, daha sonraki süreçte FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle adli işlem gördüğü ve 2018-2023 yılları arasında cezaevinde kaldığı belirtildi.
Armağan’ın 2010 yılından itibaren örgütün "operasyonel hat" olarak nitelendirdiği gizli iletişim kanallarını kullandığı ve doğrudan firari mahrem imam Adil Öksüz ile yoğun görüşme trafiğinin olduğu saptandı. Ayrıca Adil Öksüz’ün evinde yapılan aramalarda ele geçirilen elebaşı Fetullah Gülen imzalı bir kitapta, pilot Ali Armağan'ın eşi Şerife Armağan'ın parmak izine rastlandı.
KAZADAN 2 GÜN ÖNCE ABD SEYAHATİ VE MAHREM İMAM TRAFİĞİ
Dosyada yer alan fiziki ve teknik takip verileri, örgütün Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasının kaza öncesi ve hemen sonrasındaki hareketliliğini gün yüzüne çıkardı:
Dönemin İstanbul Hava Mahrem İmamı Erol Sağlam'ın, kazadan 4 gün önce (21 Mart 2009) Malatya'ya giderek Malatya Hava Mahrem İmamı Ali Cingitaş ile yüz yüze görüştüğü belirlendi.
Bu iki ismin ortak koordinatörü olan Hava Mahrem İmamı Cağfer Sarıkaya’nın; 15 Temmuz darbe girişiminin kritik faillerinden Harun Biniş ve Adil Öksüz ile birlikte kazadan tam 2 gün önce (23 Mart 2009) ABD’ye uçtuğu tespit edildi.
Kazadan 5 gün sonra (30 Mart 2009) ise Malatya İmamı Ali Cingitaş’ın İstanbul’a giderek, daha önce hiçbir iletişim kaydı bulunmayan ve darbe girişiminin sivil yöneticilerinden olan Kemal Batmaz ile ilk kez yüz yüze bir araya geldiği saptandı.
BYLOCK YAZIŞMALARI VE İTİRAFÇI BEYANLARI
Soruşturmanın dijital deliller boyutunda ise örgüt içi şifreli haberleşme programı ByLock verileri dikkat çekiyor. Dönemin Elazığ İl İmamı Mehmet Durakoğlu ile mülki idare mahrem sorumlusu Ömer Hakan Kısıkkaya arasında geçen bir yazışmada şu ifadelerin yer aldığı saptandı:
"Benim başıma Yazıcıoğlu hadisesi gelince hemen İzmir'e gittim. Barbaros abiyle görüştüm. O büyüğümüzle konuştu. Sabah İstanbul'da heyet toplandı. Öğlen El Aziz'e geldim, noktayı koyduk. Tereyağından kıl çeker gibi iş halledildi. Amerika’ya gittiğimde büyüğümüz, sürecin en sıkıntılı hadisesiydi, dedi."
Öte yandan, 2021 yılında adli makamlara kendiliğinden teslim olan eski örgüt yöneticisi Abuzer Dilekçi’nin ifadeleri de dosyaya eklendi. Dilekçi ifadesinde; Muhsin Yazıcıoğlu'nun örgütün iş birliği tekliflerini kesin bir dille reddettiğini, bunun üzerine örgüt lideri Fetullah Gülen'in önce Yazıcıoğlu hakkında şantaj amaçlı "açık aranması" talimatı verdiğini, herhangi bir açık bulunamayınca ise "ortadan kaldırılması" yönünde kesin talimat ilettiğini iddia etti.
Adli kaynaklar, ifadeleri alınmaya devam eden 29 şüpheliyle birlikte yürütülen soruşturmanın, kazanın arkasındaki karanlık noktaları tamamen aydınlatmaya yaklaştığını belirtiyor.
