Okullara kamera ve dedektör yerleştirmek şiddet sorununu çözmeyecek

Okullara kamera ve dedektör yerleştirmek şiddet sorununu çözmeyecek

Okullarda şiddeti önlemek için fiziksel güvenlik tek başına yeterli olmayabilir. Dr. Nilgün Demirci Celep, risk işaretlerinin erken fark edilmesi gerektiğini vurguladı. ABD'de 133 okul saldırısını inceleyen araştırmada, silahlı görevli bulunan okullarda ölüm oranının 2,83 kat daha yüksek olduğu bildirildi.

Peş peşe yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik önlemleri yeniden tartışılırken, Türk Eğitim Derneği (TED) eğitim düşünce kuruluşundan Dr. Nilgün Demirci Celep, fiziksel tedbirlerin tek başına şiddeti önlemeye yetmeyeceği uyarısında bulundu.

Kamera, polis ve metal dedektör gibi uygulamaların yanı sıra şiddetin arkasındaki bireysel, ilişkisel ve toplumsal nedenlerin de ele alınması gerektiğini belirten Dr. Nilgün Demirci Celep, çocuklardaki risk işaretlerinin erken fark edilmesini istedi.

ABD'de 1980-2019 dönemindeki 133 okul saldırısını inceleyen araştırmada ise silahlı görevli bulunan okullarda ölüm oranının 2,83 kat daha yüksek olduğu, yaralanmalarda anlamlı bir azalma görülmediği bildirildi.

FİZİKSEL GÜVENLİK ÖNLEMLERİ TEK BAŞINA YETMİYOR

Okullarda art arda yaşanan şiddet olayları, eğitim kurumlarında alınması gereken güvenlik önlemlerini yeniden gündeme taşıdı.

Dr. Nilgün Demirci Celep, okul girişlerine polis yerleştirilmesi, kamera sayısının artırılması ve metal dedektör kullanılması gibi uygulamaların sorunun bütününü çözmeyeceğini belirtti.

Fiziksel önlemlerin şiddetin altında yatan nedenleri ortadan kaldırmadığını şu sözlerle ifade etti:

"Kamera sayısını artırmak, kapılara dedektör koymak ya da okul önüne polis yerleştirmek semptomu bastırabilir; ancak hastalığı tedavi etmez."

Uzman isim, okul güvenliğinin yalnızca fiziksel tehditlerin bulunmadığı bir ortam oluşturmakla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Şiddetin ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin erken aşamada belirlenmesi ve çocukların ihtiyaç duydukları desteğe erişmesi de güvenli okul ortamının önemli unsurları arasında yer alıyor.

OKUL ŞİDDETİ YALNIZCA DİSİPLİN SORUNU DEĞİL

Dr. Nilgün Demirci Celep, okul şiddetinin yalnızca bireysel davranışlarla veya disiplin sorunlarıyla açıklanamayacağını belirtti.

Şiddetin bireysel, ilişkisel, kurumsal ve toplumsal sorunların dışavurumu olabileceğini ifade ederek, güvenli okul kavramının daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı.

Bu yaklaşım, öğrencilerin yalnızca okul içindeki davranışlarına değil, akran ilişkilerine, çevreleriyle bağlarına ve eğitim kurumuyla kurdukları ilişkiye de dikkat edilmesini gerektiriyor.

Şiddetin önlenebilmesi için olayın gerçekleştiği ana odaklanmak yerine, öncesinde ortaya çıkan sorunların da değerlendirilmesi önem taşıyor.

Dr. Nilgün Demirci Celep'e göre devamsızlığı artan, okulla bağı zayıflayan veya dijital ortamlarda şiddeti normalleştiren çocukların erken dönemde fark edilmesi gerekiyor.

Bu göstergelerin zamanında değerlendirilmesi, desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin belirlenmesine yardımcı olabilir.

RİSK İŞARETLERİ ÇOCUKLARI ETİKETLEMEK İÇİN KULLANILMAMALI

Okul şiddetini önleme çalışmalarında öğrencilerin davranışlarına ilişkin risk işaretlerinin nasıl değerlendirildiği de önem taşıyor.

Dr. Nilgün Demirci Celep, bu göstergelerin çocukları damgalamak veya tehlikeli olarak sınıflandırmak için değil, desteğe ihtiyaç duyanları belirlemek amacıyla kullanılması gerektiğini vurguladı.

Devamsızlığın artması, okulla bağın zayıflaması ve dijital ortamlarda şiddetin normalleştirilmesi gibi işaretlerin bir arada ve içinde bulunulan koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu tür göstergeler tek başına bir çocuğun şiddete başvuracağını kanıtlamıyor.

Buradaki temel amaç, öğrencileri dışlamak yerine sorunların büyümesini önlemek ve ihtiyaç duydukları desteğe zamanında ulaşmalarını sağlamak.

Bu nedenle okul güvenliği yaklaşımının fiziksel önlemlerin yanında öğrencilerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını da kapsaması gerektiği belirtiliyor.

ABD'DE 133 OKUL SALDIRISINI İNCELEYEN ARAŞTIRMA

TED'in aktardığı araştırma bulgularına göre, ABD'de 1999 yılında gerçekleşen Columbine saldırısının ardından okullarda güvenlik uygulamalarına milyarlarca dolar harcandı.

Metal dedektörleri, kamera sistemleri, kontrollü giriş uygulamaları ve güvenlik görevlileri bu kapsamda öne çıkan önlemler arasında yer aldı.

1980-2019 yılları arasındaki 133 okul saldırısını inceleyen çalışmada, silahlı güvenlik görevlilerinin saldırıların şiddetini azalttığını ortaya koyan bir sonuç elde edilmediği bildirildi.

Araştırmada, silahlı görevli bulunan okullardaki ölüm oranının yaklaşık 2,83 kat daha yüksek olduğu belirtildi.

Yaralanmalarda ise anlamlı bir azalma görülmediği kaydedildi.

Bununla birlikte, ölüm oranındaki bu fark tek başına silahlı görevlilerin daha fazla can kaybına neden olduğunu kanıtlamıyor.

Araştırmanın yöntemine ve karşılaştırılan okulların özelliklerine ilişkin ayrıntılar görülmeden bulguların nedensellik çerçevesinde yorumlanmaması gerekiyor.

Sonuçlar, çalışmanın kapsamı ve ölçtüğü göstergeler dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

OKUL ŞİDDETİYLE MÜCADELEDE ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Dr. Nilgün Demirci Celep, okul şiddetiyle mücadelenin yalnızca güvenlik birimlerine bırakılamayacağını belirtti.

Eğitim, sosyal hizmet, sağlık ve aile boyutlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Bu yaklaşımda çocukların davranışlarındaki değişikliklerin erken fark edilmesi, risk işaretlerinin doğru değerlendirilmesi ve desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere gerekli yardımın sağlanması önem taşıyor.

Okulun yanı sıra ailelerin, sağlık hizmetlerinin ve sosyal destek mekanizmalarının da sürece dahil olması gerekiyor.

Uzmanın değerlendirmesine göre, okul güvenliği, yalnızca kamera sayısını artırmak, metal dedektör kullanmak veya okul çevresinde polis bulundurmakla sağlanabilecek bir konu değil.

Şiddetin altında yatan nedenleri anlamak, çocukları etiketlemeden riskleri değerlendirmek ve ilgili kurumlar arasında iş birliği kurmak, mücadelenin diğer önemli boyutlarını oluşturuyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN