Geçtiğimiz günlerde cezaevinden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, T24’ten Candan Yıldız’a verdiği röportajda Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan ve devam eden siyasi süreç hakkındaki değerlendirmelerini paylaştı. Mızraklı, Öcalan ile Demirtaş arasında bir ayrışma ya da rekabet bulunduğu iddialarına katılmadığını söylerken, siyasette müzakere kanallarının açık tutulması gerektiğini belirtti.
“AK PARTİ VE MHP’DEN ARAYAN VEYA GELEN OLMADI”
Tahliyesinin ardından farklı siyasi çevrelerden kendisiyle iletişime geçildiğini anlatan Mızraklı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın yanı sıra farklı siyasi çevrelerden isimlerin kendisini aradığını söyledi.
Mızraklı, “AKP ve MHP’den bugüne kadar arayan veya gelen olmadı” dedi.
Siyasi görüş ayrılıklarının diyaloğa engel olmaması gerektiğini savunan Mızraklı, “Müzakereye kendinizi kapattığınız andan itibaren sadece kutuplaşmayı beslersiniz” ifadelerini kullandı.
DEMİRTAŞ İÇİN HUKUK VURGUSU
Yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile 4 yıl 8 ay aynı cezaevinde kalan Mızraklı, Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirmesinde hukuk vurgusu yaptı.
Mızraklı, “Eğer bu ülkede bir kişi hukuka rağmen, hukukun kararına rağmen hâlâ içeride tutuluyorsa inanın ki siz de içeridesiniz” diyerek şöyle devam etti:
“Hukuksuzluk öyle bir bulaşıcıdır ki artık adres tanımaz, coğrafya tanımaz.”
“NE ÖCALAN İÇİN NE DE DEMİRTAŞ İÇİN BÖYLE BİR DURUM HİSSEDİYORUM”
Mızraklı’ya, Selahattin Demirtaş ile Abdullah Öcalan arasında ayrışma olup olmadığı da soruldu. Böyle bir karşıtlık görmediğini söyleyen Mızraklı, söz konusu tartışmaların dışarıdan üretildiğini savundu.
Mızraklı konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bunlar kesinlikle iyi niyetli yaklaşımlar değil. Aksine fay hatları veya çatlaklar oluşturmaya dönük, sonucu selamete götürecek yaklaşımlar değil. Sayın Özgür Özel kendi beyanları dışında ister Edirne Cezaevi'nin kapısı önünde söyledikleri olsun, ister daha sonraki fasıllarda ifade ettikleri olsun söylediklerinin ötesinde güçlü bir şekilde parti programına ve özellikle bu sürece ilişkin özelleştirilmiş güçlü bir belge ortaya koymadılar.
Cavid Orhan Tütengil'in Mustafa Kemal'i Anlamak ve Tamamlamak diye bir kitabı var. Dedim ya Kürt dünyasından bir okuma yapmaya bir türlü gelemiyoruz. Kendi mahallemizin ezberlerinden ve ön yargılarından kurtulmadan bazı şeylere bakmaya çalıştığımız zaman, oraya saplanıp kalarak baktığımız zaman ciddi hatalar yapıyoruz.
Bu süreçte şunu çok net görmek gerekir. Ne Öcalan için ne de Demirtaş için böyle bir durum hissediyorum. Bir ikilik bir karşıtlık yok. Peki üretilmiş olan var mı? Onların dışında fazlasıyla var. O zaman adreslerimizi bunu üreten yerlerden kurmak gerekiyor. Ya bundan nasıl bir çıktı almak istiyorlar, bunun üzerinden nasıl bir zayıflık veya yeni bir ayrışma yaratarak nereye varmak istiyorlar?”
“DEM PARTİ’NİN İÇİNE DÖNÜK BİR HAMLE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Öcalan ve Demirtaş arasında karşıtlık kurulmasına yönelik değerlendirmelerin DEM Parti’ye dönük olduğunu savunan Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEM Parti’nin içine dönük bir hamle olduğunu düşünüyorum. Öcalan'ın hemen hemen bütün külliyatını okumuşumdur. O külliyatın içinde hiçbir yerde savaşı kutsama, özellikle 2000 ve sonrası için çok net biçimde böyle ifadelerin olmadığını okuyan herkes bilir. Bununla beraber 93'ten itibaren çözüm arayışları hep oldu. 2024'te bir elin uzatılması bekleniyordu. O el uzatıldığı zaman iki elle birden yakalandı. Böyle bir durum varken o zaman bence hem bu işin muhataplarının kendisini sorgulaması gerekiyor hem de bu iş etrafında, periferisinde yer alanların da tıkanıklığın nerede olduğunu iyi sorgulaması gerekiyor. Samimiyetle söyleyeyim, Demirtaş, Demirtaş gibi arkadaşlarımız barışı savunmanın güç olduğu dönemlerde barışı savunduk.”
“BUGÜN DE BARIŞÇIL ÇÖZÜM DİYORUZ”
Kendisinin ve Demirtaş’ın geçmişte de barışçıl çözümü savunduğunu belirten Mızraklı, açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Barışı savunduğumuz için içeriye girdik. Çatışmalı durumun bir tarafı olarak duruş gösterseydik belki içeriye de girmezdik. Belki de bazılarının istediği buydu. O gün de barış dedik. Ondan öncesinde de barış dedik. Bugün de barışçıl çözüm diyoruz. Burada bütün dalga boyları buluşmuş durumda. Demirtaş barış diyor, Öcalan barış diyor, Bahçeli barış diyor, Erdoğan diyor. Muhalefet de ağırlıklı olarak bunu söylüyor. Bizim odaklanmamız gereken yer burası.”
“DEMİRTAŞ İLE ÖCALAN ARASINDA REKABET OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”
İki isim arasında rekabet olduğu görüşüne de katılmadığını belirten Mızraklı, Demirtaş’ın farklı siyasi kesimlere ulaşabilen bir isim olduğunu savundu:
“Bu süreçte kesinlikle öyle bir rekabet de olduğunu düşünmüyorum. Ek olarak özgürlükçü siyaset çizgisini en iyi pratikleştirebilecek kişilerin başında Sayın Demirtaş’ın olduğunu görürüm. Çünkü ciddi toplumsal karşılığı var. Farklı siyasi mahallelerde bu yankıyı yaratabiliyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan'ın da en fazla talep ettiği şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendi mahallenize, kendi dar sahanıza konuşmanızın sizi büyütecek, sizi ilerletecek bir yanı da yoktur.”
“DEMİRTAŞ BIRAKILMADAN SÜRECİN SAHİCİ OLDUĞUNA İNANMAYACAĞIZ DİYORLAR”
Mızraklı, tahliyesinin ardından kendisini ziyaret eden farklı siyasi partilerden kişilerin Demirtaş’ın durumunu da gündeme getirdiğini söyledi.
“Beni ziyarete gelen farklı siyasi partilerden insanlar, özellikle yereldeki il ve ilçe teşkilatlarında yaşayanlar, hepsi diyorlar ki ‘Demirtaş bırakılmadan biz bu sürecin sahici olduğuna inanmayacağız’” diyen Mızraklı, bu beklentinin yalnızca DEM Parti tabanıyla sınırlı olmadığını savundu.
Mızraklı, Demirtaş’ın tahliyesini “hukuka dönüş” olarak tanımladığı sürecin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.
BEŞİKTAŞ PAYLAŞIMINA AÇIKLIK GETİRDİ
Mızraklı, Amedspor’un Beşiktaş’ı mağlup ettiği karşılaşmanın ardından sosyal medya hesabından yaptığı ve eleştirilere neden olan paylaşımına da değindi.
“Beşiktaş’ın ayakları titreyerek buraya gelecek demiştim. Ayakları titreyerek geldi, kanatları kırık bir şekilde geri döndü” sözlerinin spor dilinde kullanılan metafor ve hicivden ibaret olduğunu söyleyen Mızraklı, Beşiktaş camiasına saygısızlık etme amacı taşımadığını belirtti.
Beşiktaş camiasına ilişkin “Onları tutumlarından ötürü hem kutluyorum hem de sporun ruhuna çok ciddi enerji yüklediler, değer kattılar” diyen Mızraklı, sözlerinin farklı anlaşılmasına ilişkin de “Kastı aşan bir anlamı olduysa beni bağışlasınlar” ifadelerini kullandı.
