Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV ekranlarında yayımlanan GÜNDEM ÖZEL programında, Türk siyasetinin son dönemdeki en tartışmalı başlıklarından biri olan belediye operasyonları ve muhalefet içi güç savaşları üzerinden CHP yönetimine seslendi.
2024 yerel seçimlerinin ardından ana muhalefet partisinin ciddi bir "kibir" sarmalına girdiğini savunan Davutoğlu, iktidarın yargı eliyle yürüttüğü operasyonlara hukuksal olarak karşı çıkarken, CHP’ye de kendi içindeki yolsuzluk iddialarıyla yüzleşme ve "Önce kendi evinizi temizleyin" çağrısı yaptı.
KARAR yazarları Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtlayan Gelecek Partisi lideri; CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e aylar önce bizzat verdiği siyasi ahlak tavsiyesini açıklarken, partinin kendi içindeki kurultay ve liderlik yarışında takındığı tavrı eleştirdi ve "Ben muhalefetteyim diye ilkelerimi kaybetmem" diyerek muhalefet bloğundaki her iki tarafın da tepkisini çeken bayramlaşma krizinin perde arkasını ilk kez anlattı.
Davutoğlu'nun cümlelerinin satırbaşları şöyle:
Elif Çakır: Avrupa Parlamentosu'nda ilk kez T.C. Adalet Bakanı ilk kez bir yaptırım listesine girdi. Yargının siyasallaştığına dair mesajlar vardı. Siz nasıl yorumluyorsunuz?
Ahmet Davutoğlu: AP raporları eskiden bizim çok yakından takip ettiğimiz raporlardı. Bu raporlar çoğu zaman bizim içerde yaptığımız reformları teyt ederdi. Evrensel hukuk değerleri ve insan hakları Avrupa'ya Amerika'ya ait değil insanlığa ait değerlerdir. Bunu yabancı bir müdahale olarak hiçbir zaman görmedim. O zamanlar Türkiye'yi övenler Türkiye'ye müdahale etmediler de şimdi mi ediyorlar?
Haklılık ayrı bir şey. Ben olsam şu anda bu yaptırıma tepkimi gösteririm ama bir de sorarım 'neden böyle bir şey oldu' diye.
Evrensel hukuk kurallarına Türkiye uyacak. Ankara kriterleri ne zaman söylüyor hukuk dışına çıkabileceğinizi? Yargılama bitmeden tutuklu yargıla diye hangi Ankara kriterleri söylüyor? AP raporunu okuduğumda hüzün duydum. Görevde olsaydım AP'ye gerekli cavebı verip, 'Neden?' derdim.
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi değil. AP'den çıkan karar Türkiye'nin göz önüne alması gereken bir karar fakat bağlamaz. "Senin benim Adalet Bakanıma yaptırım uygulama hakkın yok" derdim. T.C. Bakanları kimsenin kum torması değil. Adalet Bakanlığı, Türkiye'nin en önemli bakanlığıdır. Yargı dışındaki güç çatışmalarından da dışarıda tutarak güven vermeliyiz.
Nedir yanlış olan? Ortada bir siyaset boşluğu var. Akın Gürlek siyasetten gelmedi. Türkiye'de herkes muhalefet boşluğu varé diyor. İktidar boşluğu da var. Şu anda Türkiye'yi AK Parti Genel Merkezi yönetmiyor. Mücadele etmemiş insanlar çok kısa sürece önemlli mevkilere geliyorlar.
Siz Adalet Bakanı'na mı bakarsınız yoksa Efkan Ala, Mustafa Elitaş ne diyor ona mı bakarsınız? Şuan da Akın Gürlek'i konuşuyoruz, ondan önce Ali Yerlikaya'yı, ondan da önce Süleyman Soylu'yu, ondan da önce Berat Albayrak'ı konuşuyorduk.
Siyasetin ekseni Cumhurbaşkanı'na yakın olduğu düşünülen kişilere doğru kayıyor. Akın Gürlek, şu anki şöhret halini abartmasın ve buna kapılmasın. Önceki bakanları göz önüne alsın. AK Parti'nin lider arayan isimleri, AK Parti tabanında kutsanıyor ve bir popülerite kazanıyor ve onları başını döndürüyor. Bu devletimiz için büyük bir tehlike.
Adalet Bakanı başsavcı, hakim ya da avukat değildir. Siyasetle yargı arasındaki köprüdür. Hem yargı ona saygı duyar hem de adaleti savunur. Dışişleri Bakanı olarak göreve başladığımda ilk yaptığım iş; Genel Kurmay Başkanı ve MİT Başkanı'nı çağırdım. Birbirlerinden bilgi saklıyorlardı. Hala iyi çalışıyorlarsa bunun o geçmişle ilgisi var.
Süleyman Soylu bütün operasyonları operasyonları uhdesine alıp neredeyse Genel Kurmay Başkanı gibi konuşmaya başladı. Bir süre sonra bu şekilde devlet işlemez hala gelir. İçişleri Bakanı'nın işinin bittiği yerde Adalet Bakanı'nın işi başlar.
Elif Çakır: Türkiye nereye gidiyor?
Davutoğlu: Sayın Erdoğan ile benim aramda Başkanlık döneminden önce bir kriz yaşanmıştı. 2009'dan 2011'e kadar bakanlığı milletvekili olmadan yaptım. Sonra Meclis'e geldim, Başbakanı'mız da beni bakan olarak atadı. Sonra KHK ile devlet bakanlıkları igra edildi. Bize o zaman Dışişeri olarak yazı geldi alfabetik sıra ile. Efkan Ala'yı aradım; "Bakanlıklar böyle sıralanmaz" dedim. "Herkes öne gelmek istiyor. Biz de Başkan'a sorduk, 'Böyle yapalım' dedi. Nasıl yapmalıyız sizce" dedi.
"Var olan bakanlıkları yaz. 5 bakanlıktan bir tanesi olmazsa devlet olmaz; Adalet, İçişleri, Dışişleri, Maliye ve Milli Savunma Bakanlığı. Birinci sıraya Adalet'i yazacaksın. İkinci sıraya İçişleri ya da Dışleri sonra Maliye ve Milli Savunma Bakanlığı" dedim.
Tabii bu olmadı. Avrupa Birliği Bakanlığı benim önümde. "Sayın Cumhurbaşkanımız dış politika entegre bir sistemdir. Türkiye'nin dış politikasından üç makan sorumludur. Cumhurbaşkanımız, siz ve ben." dedi. Bunun üzerine birçok kişi üzerime geldi. Orada bu konu tartışıldı. Sayın Başbakan da, "Ya hocam sen hep Dışişlerini savunuyorsun" dedi. Ertesi gün, "İstifamı size sunmaya geldim" dedim. "Dün, Avrupa Birliği Bakanımızın söylediklerini destekler gibi göründünüz. Dışişleri Bakanlığı ise devletin tüm dış politikasını yürütür. "Niye ciddiye aldın orada sohbet ettik. Tabii ki sen yürüteceksin" dedi. "Avrupa Birliği Bakanlığı, Avrupa politikalarını yönetecek" deseydi, orada bırakırdım. Devlet kurumları rekabet etmeden çalışmalıdır.
Taha Akyol: Avrupa Parlamentosu'nun kabul ettiği rapor somut örnekler veriyor. "Bütün bunların sebebi HSK" diyor. "O yüzden yargı üzerinde büyük bir baskı var, bunun da baş sebebi Akın Gürlek'tir" diyor. AP raporuna yabancı bir müdahale gibi bakamayız.
Davutoğlu: Bu neşteri kendimiz atmamız lazım. AP bunları yazmamış olsaydı bunlar olmamış mı olacaktı? Biz bunu dert etmeliyiz. Devlet sistemimiz çöküyor. Büyük üzüntü duyuyorum. Yarın görev başında olsam bunları belli bir sürede toparlarım. Yeter ki geleneğimizden kopmamamız lazım.
"Bu kanun çıkarsa il başkanı bulamazsın" sözü 2015'te söylendi. Şeffaflıkla ilgili büyük bir basın toplantısı yaptım. Ama bu daha sonra da devam etti.
Elif Çakır: Mutlak butlanla alakalı iki gün önce yaptığınız konuşmada, "Siyasi bir operasyondur ama belediyelerin içindeki yolsuzluklar da temizlenmeli" dediniz. Ama çelişki gördüm. İktidar, CHP'li belediyelere yolsuzluk operasyonunu bahane ederek operasyon yürütüyor. Hal böyleyken yargı eliyle CHP'yi bitirmeye yönelik iktidarın asıl amacını mı konuşmalıyız? "CHP'li belediyeler de yolsuzluk yaptı" demek iktidarın söylemini güçlendiren bir şey değil mi?
Davutoğlu: Türkiye'de en tecrübeli gazetecilerin bile düştüğü bir tuzak var. Konuşma yaparken o kısım kesildi ve yayıldı. Önü ve arkası dinlenmiyor. O cümleleri sarf etmek gerekiyor. "AK Partili belediyelere de aynı operasyonlar yapılmalı" dedim. "Bu mutlak butlana karşı çıkın sonra partinizi temizleyin" dedim. Ben burada bir çatışma görmüyorum.
17-25 Aralık'ta iki kanat çıktı Türkiye'de. Bir kısmı, "Bu bir darbedir" bir kısmı da, "Bu bir yolsuzluktur" dedi. Sayın Bahçeli de buna dahildir.
"17-25 Aralık bir darbedir" dedi. Şimdi de CHP'ye darbe yapılıyor. Onun ardından, "Bu bir darbedir ve bu darbeyi planlayan kim olursa olsun hepsiyle mücadele edeceğiz" dedi. Üç gün sonra seçimi kazanınca balkon konuşmasında o bakanlardan biri benim yanımdaydı ve ben onun elini kaldırmadım. "AK Parti'yi temizleyeceğiz" tavrını benimsedim.
17 Aralık hem yolsuzluk hem darbedir. 25 Aralık ise direkt olarak darbedir. Askeri kullanmadılar yargıyı kullanarak emniyet teşkilatına bağlı birimler Başbakanı'nın haberi olmadan harekete geçmişse, ben buna "Darbe" derim.
Sayın Özel, birkaç ay önce bana geldi. "Sizin siyasi ahlak yasasını tekrar gündeme getirmek istiyoruz. Sizin desteğinizi isteriz" dedi. "Desteklerim ama size bir tavsiyem var. Siz parti içinde bir komisyon kurun. Onları önceden tespit edip onları önceden görevden alırsanız siz haklı olursunuz. Ama bunları yapmazsanız, zamanı gelince yanlış yapmış adamları savunmak zorunda kalırsınız" dedim.
Bizde, "Benim taraf ne yaparsa yapsın örtülsün, öbür taraf ne yaparsa açığa çıksın" mantığı var. Hangi belediye başkanını CHP ihraç etti. Ama karşı tarafa geçince, onun ne kadar haysiyetsiz olduğunu söylüyorsunuz. AK Parti'ye geçince mi aklınıza geliyor o belediye başkanının haysiyetsiz olduğu. Ben muhalefetteyim diye ilkemi kaybetmem.
Elif Çakır: Siz Doğru Yol olarak bayramlaşmaya gittiniz. Bu bir çelişki değil mi?
Davutoğlu: Asla değil. Meşrulaştırmıyorum. Dört hukukçu arkadaşımız, "Bu bir siyasi operasyon" dedi. "Partimizin kararı da bu" dedim. Hukuk hata yapmışsa ve onun sonuçlarını tartışmaya başlarsak bunun sonu gelmez. Mutlak butlan kararına benim karşı çıkmamın sebebi sadece CHP değil. Geriye oğru hiçbir işlem kalıcı nitelik taşımaz. Eğer Kemal Bey'in başkanlığı değil idi ise Özgür Bey neden grup başkanı oldu o zaman. Kendisi genel başkanlıktan vazgeçerek kendini genel başkan seçtirdi. Haklı ve gerçekçi.
Onun için nasıl gerçekse diğerleri için de gerçek. Kemal Bey'i Özgür Bey yok sayıyor mu? Biz bayramın ikinci gününe CHP'ye randevu vermişiz. Kemal Bey tarafı da Özgür Bey tarafı da, "Biz gelmek istiyoruz" demişler.
"Ben burda kendi örfümü kullanacağım" dedi. Kapımıza gelene kapımız herkese açık. Bayramda kimseye kapımı kapatmam. İki tarafta bize gelmeyi ve onlara gitmemizi kabul etti. Sonra yine bir kriz çıktı. "O saatin sahibi biziz" dediler. Onlar da geldi biz de onlara geldi. İki tarafta bize 'nasıl yaparsınız?' diye yüklendi.
Aynı şey bizim başımıza gelmezdi. Ben böyle bir yolsuzluğa asla izin vermezdim. Bize dönük operasyonlar da oldu. Ben bilmez miyim bizden ayrılanların nasıl ayrıldığını? Saadet Partisi ile biz grup kurduğumuzda en çok karşı çıkan üç kişi oldu; Serap Yazıcı, Nedim Yamalı ve Selim Bey. İklimden etkilenen bir görüş ortaya konuluyor. Bize dönük bir operasyondur bu. Bu operasyonu bize AK Parti yaptı da CHP yapmadı mı? Doğan Demir'i hangi ahlaki ilke ile aldı CHP? Partilerin içine iktidar operasyon yapıyor. Bunu CHP de yapıyor.
Bu bizim meselemiz değil ama CHP'ye tavsiyem; kongrede anlaşın. Bizi ayrıştıran her şeyi bir kenara bırakın birleşelim. Bana egolu diyenlere söylüyorum: Ben Saadet Bayrağı altında iki yıl konuşma yaptım. Birileri geliop bu grupları dağıtmak istemişse ben onlara şüphe ile bakarım. CHP, kendi işine bakmalı. Problem kibirdir; 2023 seçimlerinden sonra AK Parti ve MHP büyük bir kibre kapıldı. 2024 seçimlerinden sonra ise CHP kibre kapıldı.
Taha Akyol: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapacaksınız?
Davutoğlu: Saadet ve DEVA Partilerine, "Beraber seçime gireceğimizi söyleyelim" diyorum. Şu anda Yeni Yol Grubu var ama ittifak yok. Yeniden Refah ile konuştum. Bugün inandığımız bir aday oldun her türlü fedakarlığı yapmaya hazırım.
Daha önce söyledim. Seçim tarihini AK Parti Genel Başkanı, vekiller, sözcü değil de bir bürokrat söylüyorsa ve bu tepkiye yol açmıyorsa, "Biz burada neyiz?" diye sorrulmuyorsa, Türkiye'yi AK Parti yönetmiyordur.
Elif Çakır: Seçim tarihini açıklaması gereken isimlerden biri de Mustafa Elitaş. Efkan Bey'den de önde Elitaş. Burada 'Berat Albayrak ya da Bilal Erdoğan olsun' diyenler var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Davutoğlu: Bu da siyasetimizin geldiği hazin tablo. Berat Albayrak da Bilal Erdoğan da Türkiye'de kendi çabalarıyla siyaset yapmalı, Cumhurbaşkanı da olmalı. Ama Tayyip Erdoğan'ın damadı olarak değil. Biz Cumhuriyetiz. İkisi de AK Parti içinde değil.
