pladis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, son yıllarda düzenli olarak gerçekleştirdiği Hindistan seyahatlerine bir yenisini ekledi. Daha önce New Delhi, Chandigarh, Lucknow ve Agra’daki iş ve kültür gezilerini kaleme alan Ülker, bu kez oğlu Fatih Ülker’le birlikte çıktığı seyahatin Kolkata ayağını kişisel internet sitesinde anlattı.
Ülker, Hindistan’da büyümeyi hedeflediklerini, fason üretime başladıklarını ve Chandigarh’daki fabrikalarında da yeni gelişmeler bulunduğunu belirterek seyahatin iş tarafını, “Pazarın nabzını tutmak, yapılanları değerlendirmek lazım” sözleriyle özetledi.

KOLKATA’DA MARKET MARKET PAZARI İNCELEDİ
Ülker’in yazısına göre Kolkata’daki programın önemli bölümünü pladis’in satış ekibiyle yapılan saha çalışmaları oluşturdu.
Satış ekibiyle çok sayıda market gezerek ürünlerin raflardaki konumlarını değerlendiren Ülker, Kolkata’dan sorumlu pladis ekibiyle de bir araya geldi. Ardından Hindistan’ın önemli bisküvi üreticilerinden Bhagvati Foods’un sahipleri Hariram Agarwal ve Vinod Agarwal ile şirketin tesislerinde görüşme gerçekleştirildi. Ülker, buluşmayı iki tarafın da birbirinin iş yapış biçimini tanıdığı “verimli bir toplantı” olarak nitelendirdi.

“KOLKATA BRİTANYA HİNDİSTANI’NIN BAŞKENTİYDİ”
Ülker, yazının önemli bölümünü Kolkata’nın tarihsel ve kültürel kimliğine ayırdı.
Batı Bengal’in başkenti olan kentin bir dönem Britanya Hindistanı’nın merkezi olduğunu hatırlatan Ülker, gece vardığında karşılaştığı kalabalığı, sıcak ve ağır havayı, kentin pek çok noktasında görülen mavi-beyaz renkleri anlattı. Ona göre Kolkata’yı farklı kılan asıl unsur mimarisinden çok “zihniyeti”; kentte hayatın bireysel değil, kolektif biçimde aktığını ifade etti.

Kolkata, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin 17. yüzyılın sonlarında Bengal bölgesine yerleşmesinin ardından büyümüş, 1772’de Britanya Hindistanı’nın başkenti olmuş ve 1911’e kadar bu konumunu korumuştu. Ülker, kentin bu dönemde yönetim, finans, hukuk, eğitim ve kültür merkezi haline geldiğine dikkat çekti.

KALKÜTA MI, KOLKATA MI?
Yazıya adını veren tartışma da kentin sömürge geçmişine uzanıyor.
Ülker, “Calcutta” adının İngiliz sömürge döneminin mirası olarak görüldüğünü, kentin resmî adının 2001’de Bengal kimliğinin öne çıkarılması amacıyla “Kolkata” olarak değiştirildiğini aktardı.
Bu değişimi yalnızca bir şehir isminin değiştirilmesi olarak görmeyen Ülker, Hindistan’da son yıllarda güçlenen “decolonization”, yani sömürgesizleşme yaklaşımına dikkat çekti.
Ülker’e göre Hindistan, sömürge döneminin izlerinden kurtulmaya çalışırken aynı zamanda İngilizcenin, demiryollarının, üniversitelerin, bürokrasinin ve hukuk sisteminin sağladığı bazı araçlardan pragmatik biçimde yararlanmaya devam ediyor.

ÜLKER: MESELE “HİNDİSTAN KİMDİR?” SORUSU
Ülker’in dikkat çektiği noktalardan biri de sömürgesizleşme tartışmasının yalnızca İngiliz mirasıyla sınırlı kalmaması.
Yazıda, Hindu milliyetçisi çevrelerin Müslüman ve Babür mirasının bazı unsurlarını da “yabancı egemenlik” olarak değerlendirdiği belirtiliyor.
Ülker bu tartışmayı şöyle yorumladı:
“Dolayısıyla mesele yalnızca İngiliz mirasından kurtulmak değil, Hindistan kimdir sorusuna cevap bulmak meselesi gibi!”
Ülker, isim değişikliklerinin kimi zaman sömürge karşıtlığının ötesine geçerek kültürel ve dinsel bir güç mücadelesine dönüşebildiğini belirtti.

VICTORIA MEMORIAL: İMPARATORLUK ANITI, HAFIZA MEKÂNI
Kolkata gezisinin önemli duraklarından biri Victoria Memorial oldu.
Ülker, 1906-1921 yılları arasında Kraliçe Victoria anısına inşa edilen yapıyı Britanya İmparatorluğu’nun Hindistan’daki güç ve ihtişamını temsil eden bir anıt olarak tanımladı. Yapının Britanya Hindistanı’na ilişkin belgeler, tablolar, haritalar, heykeller ve şehir arşivlerinin sergilendiği bir müze olarak kullanıldığını aktardı.

Ülker’e göre Victoria Memorial yalnızca bir müze değil, başlangıçta Britanya İmparatorluğu’nun Hindistan’daki görsel propaganda araçlarından biri olarak tasarlanmıştı.
Ancak bugün aynı yapı ironik biçimde sömürge tarihinin tartışıldığı ve yeniden yorumlandığı bir hafıza mekânına dönüşmüş durumda.

“SÖMÜRGECİLİK SADECE SİLAHLA OLMADI”
Ülker’in müzedeki haritacılık ve astronomi araçları üzerinden yaptığı değerlendirme de yazının dikkat çeken bölümleri arasında.
Britanya’nın Hindistan üzerindeki egemenliğinde haritalama, ölçüm, veri toplama ve arşivlemenin kritik rol oynadığını belirten Ülker, bu araçların askerî kontrol, vergi sistemi, demiryolları ve sınır yönetiminde kullanıldığını vurguladı.

Ardından günümüz teknoloji dünyasıyla dikkat çekici bir bağlantı kurdu:
“Tarihte sömürgecilik sadece silahla değil harita, ölçüm, veri, istatistik ve arşivle etkili olmuş. İngilizler Hindistan’ı yalnızca fethetmemiş; aynı zamanda ölçmüş, sınıflandırmış ve kayıt altına almış yani sistem kurmuş.”
Ülker, buradan hareketle ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerinin günümüzde insanların dijital izlerini toplamasının benzer bir yapının işaretlerini taşıyıp taşımadığını sorguladı.

KOLKATA’DA EVLİLİK: “AŞK EXCEL TABLOSU GİBİ YÖNETİLİYOR”
Ülker’in yazısında Kolkata’nın günlük yaşamına ilişkin gözlemler de geniş yer tuttu.
Özellikle görücü usulü evlilik sistemini esprili bir dille anlatan Ülker, aile, sosyal statü, eğitim, ekonomik durum ve astrolojik uyum gibi çok sayıda unsurun evlilik kararında etkili olduğunu belirtti.
“Bizde aşk dediğin şey biraz kalp, kimya ve yanlış kararlar silsilesi, burada ise aşk Excel tablosu gibi yönetiliyor” diyen Ülker, çiftlerin doğum haritalarına bakıldığını ve bazı ailelerde düğün tarihinin dahi astrolojik değerlendirmeler sonucunda belirlendiğini aktardı. Buna karşın bu kısmı “Görüşmek, tanışıp anlaşmak tamam da gerisi safsata; benim batıl inançlarım yoktur” sözleriyle değerlendirdi.

“KOLKATA’DA BİRKAÇ FARKLI DÜNYA BİR ARADA”
Kentin yalnızca tarih ve geleneklerden ibaret olmadığını belirten Ülker, Kolkata’nın kitapçıları, sanat ortamı ve gece hayatından da söz etti.
Oxford Bookstore’u kentin entelektüel kimliğinin sembollerinden biri olarak anlatan Ülker, Bengal toplumunda kitap ve entelektüel sermayeye tarih boyunca büyük önem verildiğini belirtti.

Park Street, Camac Street, Salt Lake Sector V ve Ballygunge gibi bölgelerde canlı bir gece hayatı bulunduğunu aktaran Ülker, kenti “eski kolonyal kulüpler, caz barları, entelektüel kafeler, rooftop DJ mekânları ve Bollywood partilerinin” yan yana bulunduğu farklı dünyaların buluşma noktası olarak tarif etti.

Yazının sonunda ise Bhagvati Foods ailesinin verdiği akşam yemeğinde kendisine sürpriz doğum günü kutlaması yapıldığını anlatan Ülker, Hindistan seyahatinden kitaplar ve Hint işi bir yelekle döndüğünü belirtti.

