Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında uzun yıllardır çözüme kavuşturulamayan vize serbestisi sürecine dair kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, Avrupa Birliği yetkililerinin Ankara'ya gerçekleştirdikleri resmi ziyaretlerde vize konusunun sıkça masaya yatırılmasına rağmen, Türkiye'nin bu süreci ivmelendirmek adına güçlü ve kararlı adımlar atmadığı ileri sürüldü.
Gazete, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylık statüsü taşıyan ülkeler arasında, vatandaşlarına Schengen bölgesine vizesiz giriş hakkı tanınmayan tek ülke konumunda bulunduğunun altını çizdi. Son dönemde Türk kamuoyunda uzayan vize randevu süreleri ve yükselen ret oranları nedeniyle ciddi bir rahatsızlık oluştuğu belirtilirken; buna tezat olarak Ankara yönetiminin müzakereleri hızlandırma hususunda sınırlı bir motivasyona sahip olduğu ifade edildi.
KARŞILIKLI SORUMLULUK TARTIŞMALARI VE YANITSIZ KALAN TEKLİF
Haberde, vize serbestisinin hayata geçirilememesi konusunda tarafların birbirini sorumlu tuttuğu aktarıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin tıkanmasından doğrudan Avrupa Birliği’ni sorumlu tuttuğu belirtilirken, Brüksel kanadının ise Türkiye’nin vizesiz seyahat için gerekli olan yasal ve teknik kriterleri henüz eksiksiz şekilde tamamlamadığını savunduğu bildirildi.
Avrupa Birliği'nin, tıkanıklığı aşmak amacıyla Temmuz ayında teknik görüşmelerin yeniden başlatılması yönünde bir öneride bulunduğu ancak Ankara'nın bu teklife henüz resmi bir dönüş yapmadığı yazıldı. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırılan haberde, Türkiye'nin sessiz kalmasının ve acele etmemesinin temel nedenlerinden birinin, vize konusunda Ankara üzerinde hissedilen fiili baskının tahmin edilenden çok daha düşük olması gösterildi.
SÜRECİN DENGELERİNİ DEĞİŞTİREN UNSUR: "YEŞİL PASAPORT" ETKİSİ
FAZ’ın analizinde, iki taraf arasındaki mevcut statükoyu ve dengeyi şekillendiren en önemli unsurlardan birinin Türkiye'nin uyguladığı "yeşil pasaport" (hususi pasaport) sistemi olduğu vurgulandı. Türkiye’de bu pasaport hakkından üst düzey kamu görevlileri, akademisyenler, avukatlar, denetçiler, belediye başkanları ve belirli bir ihracat limitini yakalayan şirket temsilcileri ile bu kişilerin eş ve çocuklarının yararlandığı hatırlatıldı.
Avrupa Birliği'nin, Türkiye'de dolaşımda bulunan toplam yeşil pasaport sayısına ilişkin Ankara'dan uzun süredir net ve şeffaf veriler talep ettiği ancak bu konuda tam bir bilgi paylaşımının sağlanamadığı ifade edildi. Avrupa Birliği Delegasyonu yetkililerinin de bu sistemin kapsam ve sınırlarına dair daha ayrıntılı bilgi paylaşılmasının önemine dikkat çektiği aktarıldı. Öte yandan, son yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yeşil pasaport hakkının farklı meslek gruplarına da genişletilmesini öngören çok sayıda kanun teklifinin sunulduğu bilgisine yer verildi.
AVRUPA MEVCUT SİSTEMDEN NEDEN RAHATSIZ DEĞİL?
Analizde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, Kıbrıs harici tutulmak kaydıyla, Türkiye’nin yeşil pasaportlu vatandaşları vizesiz kabul etme uygulamasını sorunsuz bir şekilde sürdürdüğü belirtildi. Uzman görüşlerine dayandırılan detaylarda, yeşil pasaport sahiplerinin Avrupa ülkelerine gittiklerinde sığınma başvurusunda bulunmaması ve kendilerine tanınan yasal kalış sürelerini ihlal etme oranlarının son derece düşük olması, AB ülkelerinin bu sisteme karşı sert bir önlem almamasının ana gerekçesi olarak gösterildi. Bu durumun, Avrupa Birliği açısından vize serbestisi gibi çetrefilli bir tartışmayı ileri bir tarihe ertelemenin pratik ve kullanışlı bir yolu olarak görüldüğü değerlendirmesi yapıldı.
ALTI KRİTİK KRİTER HALA MASADA BEKLİYOR
FAZ gazetesi, Türkiye’nin Schengen bölgesinde tam vizesiz seyahat hakkı elde edebilmesi için yerine getirmesi gereken toplam 72 kriterden geriye kalan 6 şartın hala yerine getirilmeyi beklediğini yazdı. Bu eksik kriterler şu şekilde sıralandı:
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatın AB standartlarına uyarlanması,
Avrupa ülkeleriyle adli iş birliğinin güçlendirilmesi,
Geri kabul anlaşmalarının eksiksiz uygulanması,
Terörle mücadele mevzuatında reform yapılması.
Haberde, yetkililerin özellikle terörle mücadele yasasında talep edilen değişikliklerin, son dönemdeki siyasi gelişmeler ve barış süreci çerçevesinde aşılabilecek engeller arasında değerlendirildiği belirtildi.
Ancak mevcut şartlar göz önüne alındığında ortaya çıkan bu tablonun, hem Ankara hem de Brüksel yönetimi tarafından sürdürülebilir ve yönetilebilir bir "ara çözüm" olarak kabul gördüğü; bu nedenle vize serbestisi sürecinin yakın bir gelecekte hız kazanmasının uzak bir ihtimal olduğu tespitiyle analiz sonlandırıldı.
