Türkiye'de her yıl milyonlarca ton gıda ürünü, sadece ambalajlarının üzerinde yazan tarihler hatalı anlaşıldığı için çöplüklere gönderiliyor.
Ülke ekonomisinin en ciddi yaralarından biri haline dönüşen ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 30 Mart 2026 Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinliklerinde de üzerine dikkat çekilen atık problemi, bütçeleri sarsıyor.
Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) Başkanı Hande Tibuk, son kullanma ile tavsiye edilen tüketim tarihi terimlerinin karıştırılması neticesinde senede 46 milyar TL tutarından daha fazla ekonomik değerin yok olduğunu aktardı.
Bayat ekmeklerin dışını çıtır içini yumuşacık yapan aşçı sırrı
YANLIŞ ETİKET OKUMA TÜRKİYE'YE HER YIL 46 MİLYAR TL'YE MÂL OLUYOR
Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, sivil toplum kuruluşlarının raporlarına göre Türkiye'de her yıl 26 milyon ton civarında gıda ürünü heba ediliyor.
Tarlalardan sofralarımıza gelene kadar yollarda yaşanan firesinin yanında bu israfın en belirgin sebeplerinden biri, tamamen tüketilebilir formdaki yiyeceklerin tarihlerine bakılarak riskli görülüp atılmasından doğuyor.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kavram karmaşası nedeniyle atılan ürünlerin oranı yüzde 10 ile 15 arasında seyrederken, Türkiye'de bu yanlışın bedeli 46 milyar TL'nin üzerine çıkıyor.
İÇERİĞİNDEKİ SU MİKTARI AZALAN GIDALAR TETT BİTİMİNDE BİLE TÜKETİLEBİLİYOR
Dernek yöneticisi Hande Tibuk, etiket okuma kültüründeki noksanlığın hem ev bütçesine hem de ulusal zenginliğe ağır hasarlar verdiğinin altını çiziyor.
Yiyeceklerin bozulma hızının içerdikleri su oranına bağlı olduğunu, hayvansal ürünlerin sıvı oranları yüksek olduğu için çok daha çabuk bozulduğunu anımsattı.
Detayları paylaşan Hande Tibuk, şöyle konuştu:
"Örneğin taze kayısıyı kuru kayısı haline getirdiğinizde, biyolojik mekanizmanın temel taşı olan suyu kontrol altına almış olursunuz.
Bu ürünler tavsiye edilen tüketim tarihinden sonra bile tüketilebilir."
Tasarruf sandığınız şey, aslında en büyük israf
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN YILLIK GIDA İSRAFI 100 KİLOGRAMI AŞIYOR
Market alışverişlerinde tüketicilerin istisnasız en yeni üretime yönelmesinin de atık krizini tetiklediğini dile getiren Hande Tibuk, rafların en arkasındaki ileri tarihli ambalajların arandığını hatırlattı:
"Market raflarında hep 'en taze' olanı, en ileri tarihli olanı arıyoruz.
'Ben almıyorum, sen almıyorsun' derken, tarihi yaklaşan binlerce ürün ne yazık ki perakende zincirlerinde doğrudan çöpe gidiyor.
Maalesef Türkiye'de yıllık kişi başı gıda israfı 100 kilograma ulaşmış durumda.
Son tüketim tarihi geçen ürünlerin yıllık israf bedeli ise yaklaşık 46 milyar TL'yi buluyor."
BÜYÜK TABAK VE AÇIK BÜFE KÜLTÜRÜ ATIK MİKTARINI KONTROLSÜZCE BÜYÜTÜYOR
Ev ortamının dışına çıkıldığında restoran, kafe ve turizm işletmelerinde de çöpe giden yiyecek miktarının devasa rakamlara ulaştığını belirten Hande Tibuk, açık büfe sisteminin aşırı tüketim algısı yarattığını ifade etti.
Büyük yemek servislerinin atık krizini derinleştirdiğini anlatan TİDER Başkanı, şu bilgileri paylaştı:
"Tabak büyük olduğunda içsel bir mesajla onu doldurma ihtiyacı hissediyoruz.
Açık büfelerde yiyebileceğimizden çok daha fazlasını alıyoruz.
Alışverişe tok gitmek kadar, porsiyon kontrolü de israfı önlemede anahtar niteliği taşıyor."
'Serpme kahvaltı' ve 'her şey dahil'e israf kuralı geliyor
SKT SAĞLIK İÇİN GÜVENLİK SINIRIYKEN TETT SADECE KALİTE ÖNERİSİ ANLAMINA GELİYOR
Tüketicilerin aralarındaki farkı bilmediği son kullanma tarihi ibaresi, özellikle et, tavuk, balık ve süt ürünlerinde kritik bir güvenlik sınırı çiziyor.
Söz konusu sınır aşıldığı andan itibaren o gıdaların yenilmemesi gerekiyor.
Tavsiye edilen tüketim tarihi ibaresi ise bakliyat, tahıl veya kuru gıdalar gibi rafta aylarca kalabilen ürünler için marka tarafından belirlenmiş bir kalite standardını yansıtıyor.
Doğru sıcaklık ve nem ayarında muhafaza edilen, görünüşünde ya da tadında değişiklik olmayan yiyecekler, ambalaj üzerindeki süre geçse dahi güvenli bir biçimde tüketilebiliyor.
ALIŞVERİŞE TOK ÇIKMAK VE ETİKET OKUMAK BİNLERCE TL TASARRUF SAĞLIYOR
Vatandaşların mutfak ekonomilerini koruması ve çevresel felaketleri engellemesi için basit ama etkili bazı yaşam standartlarını benimsemesi gerekiyor.
İlgili bakanlıkların ve uzmanların Nisan 2026 itibarıyla sıraladığı çözüm yolları şu şekilde listeleniyor:
* Market raflarında etiketleri dikkatle okumayı alışkanlık edinin; içindekiler bölümünün ilk sırasında yer alan içeriğin, o pakette en fazla oranda bulunduğunu unutmayın ve bilinçli tercihler yapın.
* Son kullanma tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi ayrımını çok iyi öğrenin; kokusu veya dokusu değişmemiş makarna, pirinç ve konserve türü gıdaları sadece tarihi geçti diye çöpe fırlatmayın.
* Yiyeceklerin dış görünümlerini düzenli şekilde kontrol edin; özellikle metal konservelerde gözle görülür bir şişkinlik yoksa ve üst kapak hafifçe içe dönük duruyorsa ürünlerinizi rahatlıkla yiyin.
* Süpermarketlere daima tok karnına gidin; açlık dürtüsüyle gerçekleştirilen alışverişler, ilerleyen haftalarda bozulup atılacak olan fazladan gıdaların sepetlere dolmasına zemin hazırlıyor.
* Evde hazırladığınız yemeklerde veya dışarıdaki restoranlarda küçük ebatlı tabaklar kullanın; bu ufak değişiklik, masada yarım bırakılan yiyecek miktarını inanılmaz seviyelerde azaltıyor.
* Bozulma riski olan ürünleri uygun kaplarda dondurucuya atarak bu gıdaların kullanım ömürlerini uzatın.
Otellerdeki açık büfe keyfi bitiyor mu? Yeni rapor herkesi şaşırttı
