Uluslararası araştırmacı gazetecilik organizasyonlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı bir inceleme dosyası, Türkiye genelinde uzun zamandır kronikleşen Schengen vizesi işlemlerini ve bu süreçteki turnike mekanizmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Araştırma bulgularında, İstanbul merkezli müracaatlarda standart randevu kontenjanlarının kapalı gösterilmesine rağmen yüksek bedelli lüks salon randevularının erişilebilir durumda tutulması dikkat çeken en çarpıcı iddialar arasında yer alıyor.
Birçok devlet adına yetkilendirilmiş resmi hizmet sağlayıcı konumundaki şirket; sistem erişimindeki engeller, zorunlu kılınan ek ücretler ve karaborsa ağları nedeniyle vatandaşların en çok şikayet bildirdiği kurumların başında geliyor.
KÜRESEL MEDYA DEVLERİNDEN BÜYÜK SORUŞTURMA
OdaTV'de yer alan habere göre; Lighthouse Reports, POLITICO ve 13 uluslararası basın kuruluşunun ortak çalışması; Dubai ile Zürih merkezli faaliyet gösteren firmanın gelir yaratma modellerini, randevu algoritmalarını, personeline uyguladığı ticari kâr hedeflerini ve Avrupa hükümetlerinin iç denetim raporlarını resmi belgeler üzerinden mercek altına aldı.
Şirket yetkilileri ise Türkiye genelinde yaptıkları kurumsal açıklamalarda vize müracaat sıralarının tamamen bedelsiz dağıtıldığını, hiçbir aracı komisyoncu şebekeyle iş birliği yapmadıklarını ve nihai onay mekanizmalarında hiçbir rollerinin bulunmadığını ileri sürüyor.
Türklere Schengen vizesi için yıllardır aynı bahane
TÜRKİYE'DE 28 ÜLKENİN VİZE KAPISI TUTULUYOR
Ülkedeki ticari operasyonlarına 2010 senesinde başlayan müracaat merkezi, güncel kurumsal verilerine göre Türkiye'de 28 devletin vize lojistik süreçlerini tek elden yönetiyor.
Bu ülkelerin listesinde Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Kanada, Hırvatistan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Norveç, Polonya, Slovakya, Slovenya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Ukrayna gibi stratejik noktalar bulunuyor.
Ankara, İstanbul, Edirne, Bursa, İzmir, Adana, Antalya, Gaziantep, Trabzon ve Diyarbakır şehirlerinde geniş ofis ağları kuran firma, ülke genelindeki istihdam hacminin yaklaşık 1.200 Türk vatandaşından oluştuğunu ilan ediyor.
STANDART SIRA YOK PAHALI ALTERNATİFLER AÇIK
Özellikle küresel salgın sonrasındaki dönemde Türkiye'den Schengen bölgesine gitmek isteyenlerin randevu bulma çilesi devasa bir darboğaz haline geldi.
Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ya da Yunanistan kapısını çalmak isteyen seyahatsever kitleler, aylar sonrasına sarkan takvimler, saniyeler içinde tükenen dijital kontenjanlar ve komisyoncuların yasa dışı talepleriyle yüzleşiyor.
Soruşturma dosyasındaki çarpıcı veriler, bedelsiz açılması gereken sıraların otomatik bot yazılımlar ve aracılar tarafından kapatılarak karaborsada nakit kâr karşılığı satıldığını belgeliyor.
Letonya tarafından 2023 yılında hazırlanan iç raporda da İstanbul şubelerindeki müracaatçıların normal kategoride yer bulamazken, yüksek maliyetli üst segment randevu seçeneklerine anında ulaşabildiği açıkça vurgulanıyor.
Şirket ise kontenjan uygunluk durumunun kendi insiyatiflerinde olmadığını, bu dengenin tamamen ilgili Avrupa hükümetlerinin dışişleri misyonları elinde şekillendiğini iddia ediyor.
Reddedilen Schengen vizesi başvurularına 2025 yılında 17 milyon euro ödedik
VFS GLOBAL ŞİRKETİNDEN ARACI DOLANDIRICILIĞI UYARISI
Kurumun Türkiye operasyonları için yayımladığı 10 Nisan 2026 tarihli son resmi bildiri, ülkedeki randevu krizinin etrafında ne kadar büyük bir sahtekâr pazarının türediğini tescilledi.
Yurt dışına yönelik müracaat hacminin patlamasıyla birlikte suiistimallerin arttığını kaydeden yetkililer, kendilerini firma personeli ya da yetkili komisyoncu gibi gösteren dolandırıcılara karşı vatandaşı uyardı.
Duyuruda, kötü niyetli organizasyonların sahte randevu kağıtları düzenlediği, el altından sıra sattığı ve vize onay garantisi vadettiği belirtilerek, "Üçüncü taraflarla hiçbir iş birliğimiz yoktur" ifadesine yer verildi.
EK KATMA DEĞERLİ HİZMETLER GELİR KAPISINA DÖNÜŞTÜ
Küresel incelemenin en can alıcı noktalarından birini, firmanın katma değerli servisler başlığı altında sunduğu yan hizmet kalemleri oluşturuyor.
Kısa mesaj bilgilendirmeleri, kurye pasaport teslimatları, evrak tarama, fotokopi çıktı tedariki, VIP salon kullanımı ve adreste müracaat toplama gibi seçenekler, şirketin mali bilançosunda ana gelir motoru vazifesi görüyor.
Raporda incelenen finansal makbuzlar, bu ek hizmetlerin kurumsal kâr marjlarında aslan payına sahip olduğunu gösteriyor.
Eski şirket çalışanları, personele bu lüks servisleri satmaları için yoğun yönetimsel baskı yapıldığını, müracaatçıların rızaları dışında bu harcamalara mecbur bırakıldığını dile getiriyor.
Şirket yönetimi ise bu iddiaları reddederek ek kalemlerin tamamen isteğe bağlı olduğunu savunuyor.
Schengen başvurularında en yüksek onay veren ülke şaşırttı
ONAY YETKİSİ OLMASA DA SİSTEMİN ANA TURNİKESİ
Aracı firmanın en sık öne sürdüğü argümanların başında, vize onay süreçlerinde hiçbir karar yetkisinin bulunmadığı gerçeği geliyor.
Hukuki açıdan doğru olan bu paylaşıma göre nihai karar yetkisi tamamen ilgili devletlerin büyükelçilik ve konsolosluk makamlarına ait kılınıyor.
Fakat madalyonun diğer yüzünde, karar aşamasından ziyade sisteme dahil olabilmenin tek anahtarının bu şirketin elinde bulunması yatıyor.
Türkiye'den vize almak isteyen binlerce seyahatsever için ilk temas noktası artık diplomatik binalar değil, bu özel istasyonlar oluyor.
Evrak tesliminden parmak izi alımına kadar tüm operasyonel akış buradan geçtiği için şirket, karar verici olmasa da müracaat hakkına erişimde mutlak bir tekel konumu işgal ediyor.
AVRUPA DEVLETLERİNİN GİZLİ RAPORLARI SIZDIRILDI
Ortak yürütülen araştırmacı gazetecilik dosyası, Avrupa hükümetlerinin bu özel tedarikçi hakkında kendi bünyelerinde hazırladığı gizli denetim raporlarını da gün yüzüne çıkardı.
Söz konusu resmi metinlerde veri güvenliği açıkları, hatalı evrak süreçleri ve ek hizmetlerin agresif pazarlama taktiklerine yönelik ciddi uyarı notları yer alıyor.
Lüksemburg tarafından 2022 yılında kayda geçirilen raporda, başvuru sahiplerine ait hassas biyometrik verilerin şifrelenmemiş kompakt diskler üzerinde fiziki olarak taşındığı ifşa edilirken; İsveç belgelerinde personelin Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) mevzuatına dair bilgi eksiklikleri eleştiriliyor.
Çek Cumhuriyeti'nin 2024 tarihli resmi değerlendirmesinde ise yan servislerin pazarlanması esnasında aşırı ikna baskısı kurulduğu ve müracaatçıların bu paraları ödediklerinde vizelerinin olumlu sonuçlanacağına inandırıldığı aktarılıyor.
Türkiye, AB adayı ülkeler arasında vizesiz seyahat edemeyen tek ülke
KONSOLOSLUKLAR AZALDI DIŞ KAYNAK BAĞIMLILIĞI ARTTI
Araştırmanın işaret ettiği bir diğer yapısal dönüşüm, Avrupa devletlerinin idari süreçlerde bu tarz dış kaynak şirketlerine yapısal olarak bağımlı hale gelmesi oldu.
Kendi memur kadrolarını daraltan ve küresel talep patlamasıyla baş edemeyen birçok ülke, işin lojistik hamaliye kısmını özel sermayeli yapılara devretti.
Küresel yatırım fonu Blackstone kontrolündeki firma, kendi kurumsal tanıtım sunumlarında dünya üzerinde 70'ten fazla hükümetle iş birliği yaptığını, 167 farklı ülkede 4 binden fazla müracaat merkezi işlettiğini ve kurulduğu 2001 yılından bu yana 533 milyondan fazla resmi işlem hacmine ulaştığını gururla paylaşıyor.
TÜRKİYE'DEKİ MAĞDURİYETLERİ KİM DENETLİYOR?
Ortaya çıkan bu küresel sızıntılar, Türkiye'de her gün binlerce insanın yaşadığı vize randevusu çilesini hukuki ve idari bir boyuta taşıdı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, meclise sunulan soru önergelerine verdiği resmi yanıtta, vize aracı kurumlarına yönelik son 5 yılda Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve e-Devlet sistemleri üzerinden toplam 153 şikayet aldıklarını doğruladı.
Bakan Bolat, otomatik bot yazılımlarla randevuları kapatıp fahiş fiyatlarla satan yedi ayrı firma hakkında Reklam Kurulu tarafından inceleme başlatıldığını, faturasız işlemler ile şahsi hesaplara yapılan para transferlerinin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'na sevk edildiğini açıkladı.
Yabancı devletler kendi iç denetim mekanizmalarıyla bu merkezleri yakından takip edip raporlarken, Türkiye'deki müracaat sahiplerinin haklarını koruyacak kalıcı bir yerel denetim mekanizmasının eksikliği ise en büyük soru işareti olarak güncelliğini koruyor.
Vize randevularında 500 milyon euroluk zarar: TÜRSAB dava açıyor
